Çocuk suçlarında yeni model gündemde
TBMM’de çocuk adalet sistemine ilişkin yeni bir çerçeve üzerinde çalışma yürütülüyor. Komisyon görüşmeleri ve kulislere yansıyan başlıklar, özellikle suça sürüklenen çocuklara yönelik mevcut uygulamaların yeniden değerlendirilmesine işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde cezai ehliyet yaşı, ağır suçlarda uygulanacak yaptırımlar ve çocukların yeniden topluma kazandırılmasına dönük mekanizmalar bulunuyor.
Hazırlık sürecinde en dikkat çeken başlıklardan biri, cezai ehliyet yaşının yeniden ele alınması oldu. Basına yansıyan bilgilere göre, bazı ağır suçlar bakımından alt yaş sınırının 10’a kadar çekilmesi yönünde öneriler değerlendiriliyor. Ancak bu başlık henüz kesinleşmiş bir düzenleme niteliği taşımıyor. Tartışma, çocukların yaş, algılama gücü ve suçun niteliğine göre farklılaştırılmış bir sistem kurulması ihtiyacı etrafında sürüyor.
Yeni yaklaşımda özellikle kasten öldürme, cinsel saldırı ve benzeri ağır suçlarda çocuklara uygulanan ceza indirimlerinin sınırlandırılması öne çıkıyor. Amaç, ağır suçlarda yaş unsurunun tek başına otomatik bir indirim gerekçesine dönüşmesini engellemek. Buna karşılık daha hafif suçlarda ise doğrudan cezalandırmadan çok rehabilitasyon, gözetim ve kontrollü yükümlülüklerin esas alınması üzerinde duruluyor.
Hazırlıkta konuşulan model, her çocuk için aynı sonucu doğuran tek tip bir ceza yaklaşımından uzaklaşıyor. Küçük yaş grubunda yer alan çocuklar için doğrudan hapis yerine denetim, eğitim programı, psikososyal destek, mağdurla yüzleştirme dışındaki onarıcı yöntemler ve belirli yükümlülükler içeren kademeli bir sistem öngörülüyor. Böylece mahkeme sürecine gelmeden önce önleyici ve onarıcı araçların daha fazla kullanılması hedefleniyor.
Düzenleme hazırlığında aile sorumluluğu da ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor. Çocuğun denetimsiz bırakılması, suça açık çevrelerle temasının önlenememesi ya da mahkemece verilen yükümlülüklerin takip edilmemesi hâlinde ebeveynlere idari ve adli sorumluluk yüklenmesi tartışılıyor. Bu çerçevede ailelerin yalnızca bilgilendirilen taraf değil, çocuğun rehabilitasyon sürecine doğrudan dâhil edilen unsur olması amaçlanıyor.
Meclis tutanaklarına yansıyan veriler, çocuk suçları başlığının neden yeniden masaya yatırıldığını da gösteriyor. Cumhuriyet başsavcılıklarında 2025 yılı içinde açılan soruşturmalarda suça sürüklenen çocuk sayısının 186 bin 256 olduğu, kamu davası açılan dosyalarda çocukların büyük bölümünü 15-18 yaş grubunun oluşturduğu ifade edildi. Suç dağılımında kasten yaralama, hırsızlık, hakaret, tehdit ve mala zarar verme başlıkları öne çıktı.
Yeni çerçevede yalnızca cezayı artıran bir yaklaşım yerine, koruma ve yaptırım arasında denge kurulması hedefleniyor. Çocuğun suçla erken yaşta temasını önlemek, okuldan kopuşu azaltmak, madde bağımlılığı ve sosyal çevre kaynaklı riskleri sınırlamak, düzenleme arayışının temel gerekçeleri arasında gösteriliyor. Bu nedenle hazırlanacak olası metinde yalnızca ceza hükümlerinin değil, sosyal hizmet ve rehabilitasyon ayağının da güçlü biçimde yer alması bekleniyor.
Komisyon çalışmasının tamamlanmasının ardından ortaya çıkacak raporun, müstakil bir kanun teklifine zemin oluşturması bekleniyor. Ancak nihai çerçevenin nasıl şekilleneceği, Meclis’teki müzakere süreci ve ilgili kurumların katkıları sonrasında netleşecek. Bu nedenle kamuoyuna yansıyan başlıklar, şimdilik kesinleşmiş düzenleme değil, yasa hazırlığının ana eksenleri olarak değerlendiriliyor.