sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Porto’nun 10 puan farkı, Benfica’nın omzuna yük oldu


Porto’nun 10 puan farkı, Benfica’nın omzuna yük oldu
Spor / Porto’nun 10 puan farkı, Benfica’nın omzuna yük oldu

Benfica’da Mourinho’nun bir haftada iki kupadan elenmesi, “kupa alır” ezberini dağıttı. Geriye kalan lig hedefi ise Porto’nun 10 puan gerisinde, sadece matematik değil psikolojik bir yük.

Mourinho’nun Benfica’sı: Bir haftada iki kupa gitti, elde “zor” bir lig kaldı 7 Ocak’ta lig kupası gitti. 14 Ocak’ta Portekiz kupası da gitti. Bir haftada iki kupadan elenmek, herhangi bir teknik adam için sarsıntıdır; Mourinho içinse daha ağırdır. Çünkü Mourinho, yıllarca “kupa alır” diye yazıldı. Bu adamı diğerlerinden ayıran şey; oyunu çirkinleştirip kupayı güzelleştirebilmesiydi. Şimdi Benfica’da, o eski numaranın tutmadığını izliyoruz. Ve geriye ne kaldı? Lig şampiyonluğu. Kağıt üzerinde “tek hedef”. Sahada ise “tek çıkış”. Ama o çıkışın kapısı da dar: Porto’nun 10 puan gerisindesin. Sezonun bu noktasında 10 puan, sadece matematik değildir. 10 puan, her hafta bir önceki haftanın ağırlığını da omzuna yükler. Mourinho’nun takımları eskiden bu baskıyı fırsata çevirirdi. Şimdi baskı, Benfica’yı küçültüyor. Kupalar giderken sadece skor gitmez Kupadan elenmek bazen bir maçtır; bazen bir cümle. Mourinho’nun Benfica’sında bu iki maç, iki ayrı cümle yazdı. İlki “takım oyun çeviremiyor” dedi. İkincisi “büyük maçta kırılgan” dedi. Mourinho kariyeri boyunca en çok büyük maçları sevdi. Büyük maçlar onun sahnesiydi. Rakibi kilitlemek, oyunu daraltmak, sabrı sinire çevirmek, sonra tek hamleyle vurmak… Mourinho futbolu buydu. Benfica’da ise büyük maçlar, Mourinho’nun sahnesi olmaktan çıkıp rakibin aynası gibi: Benfica’nın ne kadar geride kaldığını gösteriyor. Fenerbahçe sonras hikâyenin tonu değişti Mourinho’nun hikâyesi zaten son yıllarda hep bir “yeniden dönüş” vaadiyle yazılıyor. Bir sonraki durakta “eski Mourinho gelecek” deniyor. Bir sonraki kupada “işte şimdi” deniyor. Sonra yine aynı tablo: kısa bir parıltı, ardından sert bir düşüş. Fenerbahçe sonrası Benfica, kâğıt üzerinde “büyük dönüş” için doğru adresti. Büyük kulüp, büyük beklenti, büyük taraftar. Mourinho’nun sevdiği atmosfer. Ama atmosfer tek başına yetmiyor. Şimdi Benfica’da zaman ikna olmuyor Mourinho’nun takımlarını yıllarca “sinir bozucu ama dayanıklı” diye tanımladık. Benfica’da dayanıklılık yok. Sinir var, gerginlik var, kırılma var; ama o meşhur Mourinho direnci görünmüyor. Nereden nereye: Zirveye çıkış, sonra yavaş yavaş iniş Mourinho’yu bugün konuşuyor olmamızın sebebi, onun sıradan bir hoca olmaması. Mourinho, futbolun hikâye fabrikasının en güçlü karakterlerinden biriydi. Porto’da Avrupa’yı titreten o “ben bilirim” hali, Chelsea’de kupayla birleşti. Inter’de, en zor seviyede “kazanma takıntısını” taça çevirdi. Real Madrid’de, rakip ne kadar güçlü olursa olsun “korkmam” dedi. Mourinho’nun zirvesi, sadece kupalar değil; bir tavırdı. Sahaya çıkınca oyun bir anda “Mourinho oyunu”na dönüşürdü. Rakip ne oynarsa oynasın, Mourinho maçı kendi diline çevirirdi. Son cümle: Mourinho’nun kendini nasıl gördüğü Aklıma eskiden okuduğum bir haber geliyor. Takımın sahibi, “Hocam transfer yapalım, birkaç iyi adam alalım” diye öneride bulununca Mourinho’nun sinirlenip şu cevabı verdiği anlatılır: “Senin en pahalı ve en önemli transferin benim.” Bu cümle, bir yandan onun özgüvenini, diğer yandan da bugünkü tartışmanın özünü özetliyor. Mourinho, hâlâ kendisini ‘sonuç garantisi’ olarak görüyor. Benfica ise artık bu garantiyi sahada göremiyor.

Diğer yazılar

MEHMET METE ALTINTAŞ

MEHMET METE ALTINTAŞ kimdir?

1973 yılında Eskişehir’de doğan Mehmet Mete Altıntaş, spor gazeteciliği alanında uzun yıllara dayanan deneyime sahip bir spor yazarı ve köşe yazarıdır. Ağırlıklı olarak futbol üzerine yazar; maçlar, oyuncular, takımlar ve futbolun genel dinamikleri hakkında analiz ve yorumlar yapar. İlk spor yazarlığı deneyimini 1990’lı yılların ortalarında aylık Spor&Spor dergisinde yaşamıştır. 2001-2004 yılları arasında NTV-MSNBC haber sitesinin spor sayfalarına Türkçe içerikler üretmiş, okuyucuya uluslararası spor bilgisine dayalı değerlendirmeler yapmıştır. Günümüzde ise ABCspor bünyesinde spor gündemini değerlendiren yazıları yer almaktadır. Yazılarında düz haber aktarımından ziyade güncel gelişmeleri analitik bakış açısı ve kişisel yorumla birleştirmektedir.