sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Medyada kadına yönelik şiddet ve temsil sorunu


Medyada kadına yönelik şiddet ve temsil sorunu
Medya / Medyada kadına yönelik şiddet ve temsil sorunu

Medyada Kadına Yönelik Şiddet Sarmalı

Öznesi kadın olan şiddet içerikli olgular yüzyıllardır devam eden evrensel bir sorunsal. Dünyanın birçok ülkesinde yaşanan kronik bir acı. Asırlık suskunluk sarmalı.

Çözüm arayışları ise hep var olmuş

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi ilk ulusal bildirgede. kadına yönelik şiddet şöyle tanımlanmıştır. “kamusal ve özel alanda kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan, cinsiyete dayanan bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma”

Medyada eril tahakküm var mı?

Peki; kadına yönelik şiddet ıcerikli haberler gazetecilik pratiklerinde nasıl yer alıyor.Şiddet konulu haberlerde kadının temsili sorunsalı var mı, haberin anlatısı cinsiyet ayrımcılığı içeriyor mu. Eril tahakküm medyada da etkin mi. Medya bu konuyla ilgili özeleştiri yapıyor mu, etkin denetleniyor mu, haberin anlatısı cinsiyet ayrımcılığı içeriyor mu. Bu sorulara ilişkin akademik araştırmalar ve istatistikler gösteriyor ki; toplumsal hayatta şiddete uğrayan kadınların özne olduğu haberler bu defa medya aracılığıyla eksik ve hatalı temsil nedeniyle bir kez daha normalleştiriliyor. Kadına yönelik şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğu gerçeği birkez daha gözardı ediliyor.

Kadınlar medyada doğru temsil ediliyor mu?

Evrensel gazetecilik etik ilkeleri ise adeta pas geçirilerek, kadın ‘çaresiz’.’aĝlayan’, ‘korkan’, ‘korunmasız’ olarak konumlandırırken, erkek ise şiddetine bir şekilde gerekçe oluşturulan bir aklama paklama içerikli bir örtük söylemle temsil ediliyor.

İlgili haberlerin başlıkları, spotları da benzer:

“Bugün Bir Kadın Daha Öldürüldü”, “Kıskanç Eş Elini Kana buladı”, “Namusu İçin Cinayet İşledi”, “Eşini Saatlerce Şekilde Dövdü, , “Aşk Cinayeti”, ”Eşi tarafından bu şekilde morluklarla darbe aldı”, ‘Zavallı Kadın”,‘Talihsiz kadın’, ‘Çaresiz kadın”, ...

Medyada kadına yönelik şiddet sarmalı

Peki; gazetecilik pratiklerine göre; medyanın görevi kamu yararı taşıyan bir olayı aktarmak ve aynı zamanda sorunun kaynağına odaklanmak değil midir. Medya kadına yönelik şiddeti sosyal bir sorun olarak ciddiye alıyor mu.

Örneğin; şiddete uğrayan kadın ile ilgili haberin söylemi nasıl, haberin başlığı, spotu, görselinde kadın doğru temsil ediliyor mu. Habere ilgiyi arttırmak için cinsiyetçi,ötekileştiren bir bakış açısı yer alıyor mu. Şiddeti uygulayan erkeği koruyan cinsiyetçi örtük bir gerekçe oluşturma çabası var mı.Cinsiyet ayrımcılığı içerikli retorik bir söylem var mı.

Gazeteci,haberinde bilinçli olarak enformasyon eksiltilmesi yapmış mı. Evrensel Gazetecilik Etik İlkelerini öncelikli kılmış mı. Şiddete mağduru kadının dakikalarca ağlama, çaresizlik içeren, gözleri morarmış görselleri vererek, faili koruyan, şiddete bahane ve gerekçe oluşturan örtük bir söylemi mı tercih ediyor.

Habwrin anlatısında şiddetin nedenine odaklanıyor mu.Çözümüne atıfta bulunan uzman görüşleri alıyor mu. Şiddete uğrayan kadın hukuki ve psikolojik yardım aldı mı.

Bu noktada kolluk kuvvetleri görevini yerine getirdi mi, kadın koruma kararının zamanında aldırdı mı, aldırdıysa uzaklaştırma kararı alan eş neden durdurulamadı. Hukuki yaptırımlar yeterli mi…” şeklinde şiddetin kaynağına yönelik sorulara yanıt arıyor mu.

İzleyicinin geri bildirim pratikleri yeterli mi?

Ünlü iletişim bilimcisi Van Dijk'e göre; "Her haberin, retorik bir anlamı, kelimeler arasındaki bağların bir ideolojisi vardır". Dolayısıyla Dijk'in de ifade ettiği gibi şiddet mağduru kadınlar, bu defa kitle iletişim araçları aracılığıyla eril bakış tahakkümle, gizli ve örtük bir dille, cinsiyetçi ve ötekileştirilen bir söylemle, 'hatalı, eksik' temsil ediliyor. Öznesi kadın olan şiddet içerikli haberlerde kelimelerin retorik, semantik anlatımları bile 'eril' kalıpları içeriyor. Çözümü ise; elbette eğitim.zmutlaka eğitim Küçük yaşlardan itibaren kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu eğitiminin verilmesi. İzleyicinin farkındalığının artırılması. Sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili birimlerin geri bildirim sürecini mutlaka takip edilmesi, daha fazla akademik çalışma, etkin medya okuryazarlığı eğitimlerin yaygınlaştırılması.

TÜLAY ACAR

TÜLAY ACAR kimdir?

1974 yılında İstanbul’da doğdu. Üniversite lisans eğitimini İletişim Fakültesi’nde tamamladı. Yüksek lisansını ise İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Bölümü’nde tamamlamış, doktora programına kaydını yaptırmıştır.

Meslek hayatına 1993 yılında Tercüman Gazetesi’nde başlamış; sırasıyla Yeni Günaydın, Hürriyet, Sabah Gazetesi, Kanal D, Vatan Gazetesi, Habertürk Gazetesi ve Habertürk TV’de görev almıştır. 2005 yılında Sedat Simavi Araştırmacı Gazetecilik, 2016 yılında ise Araştırmacı Haber Televizyonculuğu alanlarında ödül almıştır.

2008-2009 yıllarında “Çocuğuma Dokunma” adlı kitabı yazdı. Akademisyen olarak görev aldığı İstanbul Üniversitesi’nde “Araştırmacı Gazetecilik E-Ders Kitabı”, yine aynı yıl “Yargı Muhabirliği E-Ders Kitabı”nı yayımladı. 2015 yılında (ortak çalışma) “Kadın ve Medya” adlı kitabı, 2016 yılında ise İstanbul Aydın Üniversitesi için “Kadın ve Medya E-Ders Kitabı” yayımlandı.

Öğretim görevlisi olarak İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nde uzun yıllar “Araştırmacı Gazetecilik” konulu çok sayıda ders vermiş olup, sürekli sarı basın kartı sahibidir.