Ne olsaydı suç işlemezdin?
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonunda paylaşılan çalışma, ceza infaz kurumlarındaki çocuklara yöneltilen Ne olsaydı suç işlemezdin sorusuna verilen yanıtlarla dikkat çekti. Araştırmanın sunumunu Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi ve Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Ulukol yaptı. Çalışmada, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü 607 çocuk üzerinden elde edilen veriler değerlendirildi.
Prof. Dr. Betül Ulukol, çalışma kapsamında çocuklara çeşitli sorular yöneltildiğini, bunlardan birinin de Ne olsaydı suç işlemezdin sorusu olduğunu anlattı. Çocukların bir bölümü bu soruya, “babam ölmeseydi”, “annem başka biriyle evlenmeseydi” ve “evlendiği adam beni dövmeseydi suça karışmazdım” yanıtını verdi. Bu ifadeler, ebeveyn kaybı, aile içi baskı ve şiddetin çocukların hayatındaki belirleyici etkisini ortaya koydu.
Araştırmada ortaya çıkan tablo, çocukların suça sürüklenme sürecinin tek başına bireysel tercihlerle açıklanamayacağını gösterdi. Aile içinde yaşanan kırılmaların, çocukların duygusal dengesi kadar eğitim ve sosyal çevreyle kurduğu ilişkiyi de etkilediği değerlendirildi.
Çocukların bir bölümü ise “okula gitseydim” ve “okulda başarılı olsaydım bu suçları işlemezdim” yanıtını verdi. Bu ifadeler, eğitim hayatından kopuşun çocuklar açısından yalnızca akademik bir sorun olmadığını, aynı zamanda koruyucu sosyal bağların zayıflaması anlamına geldiğini gösterdi.
Komisyonda paylaşılan değerlendirmelerde, okul bağının zayıflamasıyla birlikte çocukların riskli alanlara daha açık hale gelebildiği vurgulandı. Bulgular, eğitim sisteminin çocukların korunmasında önemli bir eşik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Araştırmada bazı çocuklar, “arkadaş çevrem daha sağlıklı olsaydı bu suçu işlemezdim” ifadesini kullandı. Bu yanıt, sosyal çevrenin çocukların kararları ve davranışları üzerindeki etkisini açık biçimde yansıttı. Özellikle aile ve okul desteğinin zayıfladığı durumlarda, çocukların aidiyet duygusunu farklı çevrelerde aradığına işaret edildi.
Prof. Dr. Toker Ergüder de komisyona yaptığı sunumda, ebeveynsiz çocuklarla evden kaçma arasında, suç türü ile ailede suçlu birinin varlığı arasında, ailede ve sosyal çevrede madde kullanımıyla çocuğun madde kullanımı arasında anlamlı ilişkiler tespit edildiğini aktardı.
TBMM tutanaklarına göre çalışmanın ortaya çıkmasında Prof. Dr. Toker Ergüder ve Prof. Dr. Betül Ulukol’un yanı sıra Erdoğan Asar, Hatice Aygar, Esra Çetinöz, Nilüfer Koçtürk, Miraç Gönültaş, Zeki Karataş, Osman Küçükkelepçe, Gülsüm Öztürk Emiral ile Adalet Bakanlığından Eda Soğukpınar ve Tahsin Kara da yer aldı. Saha uygulamasında ayrıca uzman ekiplerin görev yaptığı belirtildi.
Bu yönüyle çalışma, yalnızca bireysel hikâyeleri değil, çocukların suça sürüklenme sürecinde etkili olan aile, çevre ve sosyal destek eksikliğini birlikte ele alan kapsamlı bir veri seti sundu.
Komisyonda paylaşılan bulgular, çocukların suça sürüklenmesini önlemede aile destek mekanizmaları, eğitimle bağın korunması, psikososyal destek ve rehabilitasyon programlarının önemini yeniden gündeme taşıdı. Çocukların verdiği yanıtlar, erken müdahalenin ve koruyucu sosyal politikaların belirleyici olduğunu ortaya koydu.
Araştırma, çocuk adaletine ilişkin politikalarda yalnızca adli süreçlere değil, çocuğun yaşam çevresini güçlendiren sosyal destek modellerine de ağırlık verilmesi gerektiğine işaret etti.