Ölüm yıl dönümünde ressam Chagall yolculuğu
Marc Chagall Rus-Fransız kökenli ressam… Özellikle sirk dünyasını, savaşı, çiçekleri ve de hayal dünyasını kendi üslubuyla tuvallerine aktararak unutulmaz eserlere imzasını attı. Yüzlerce eser üretti. Çarpıcı yapıtları dünyanın önde gelen sanat müzelerinde sergileniyor. Yaşamına iki savaş, bir devrim, bir de sürgün sığdıran usta sanatçı 28 Mart 1985 yılında 97 yaşında Fransa’da hayatını kaybetti.
Bugün -41. ölüm yıl dönümünde- Chagall’ın sanatına, eserlerine bir kez daha bakmaya ne dersiniz? Bunu da Viyana Albertina Müzesi’nde gezip fotoğrafladığım geçici Chagall sergisi ile Köln sanat müzelerinde fotoğrafladığım eserleri üzerinden yapmaya çalışacağım…
İLK SANAT EĞİTİMİNİ DOĞDUĞU KASABADA ALDI
Öncesinde sanatçının hayatına kısaca bir göz atalım… Chagall, günümüz Belarus sınırları içindeki Vitebsk’te doğdu. Evlerinin altındaki dükkanda çeşitli ürünler satan bir anne ile balık turşucusu bir babanın dokuz çocuğunun en büyüğüydü. Erken yaşta figürler çizmeye başladı. Annesinin ısrarı üzerine ilk sanat eğitimini, kasabasındaki sanat okulunda aldı. Sonrasında Petersburg’a gitti. Burada hem parasızdı hem de oturma izni yoktu. Açlıktan bayıldığı bile olmuştu. Bu zorlu süreçte geçimini tabela çizerek sağladı. Oturma izni için avukat Goldberg onu hizmetçi olarak işe aldı. Çeşitli edebi isimlerle tanıştırdı. Ancak bir süre sonra Chagall doğduğu kente geri döndü. Ve burada ilk eseri Pencereden Manzara’yı resmetti. Takip eden yıllarda Vitebsk ile Petersburg arasında gidip geldi. Bu dönemde Ölüm ve Köylü Yemeği, Düğün gibi eserlerini yaptı. Sonrasında da Paris’e adım attı. Paris için ilk izlenimini “Orada ışık, renk, özgürlük, güneş ışığı ve hayat sevincini keşfettim” cümlesiyle anlattı. Sanat kenti Paris’te birçok ressam ve şair arkadaşı oldu. Burada çalışmalarını yoğunlaştırdı, çok sayıda eser üretti.
İLK SERGİSİ BERLİN’DE
Chagall artık sergi açacak seviyeye ulaşmıştı. Yıl 1914’tü. İlk büyük sergisini Berlin’de açan sanatçı burada Paris döneminden onlarca tablo, yüzlerce guaj, suluboya ve çizimlerini sergiledi. I. Dünya Savaşı başlayınca da ailesinin yanına geri döndü. Resimlerinin konusunu bu kez savaş, siyaset temaları oluşturdu. Savaşın yıkıcı yüzünü gösterdiği dönemde Chagall, ilk evliliğini yaptı. Böylece Doğum Günü ve Aşıklar serisine imza attı. Chagall ailesi 1924 yılında Fransa’ya yerleşti. Bu süreçte de ünlü ressam Picasso’nun da aralarında olduğu birçok isimle yakınlaştı. Sanatçı bu dönemde çalışmalarına daha da yoğunlaştı.
FRANSA’DAN ABD’YE KAÇTI
Ancak Chagall bu kez de II. Dünya Savaşı süreciyle zorlu bir dönemin içinde buldu kendini. Nazi döneminde tüm eserleri Alman müzelerinden kaldırıldı. Sanatçı Paris’te atölyesindeki tüm tuvallerini bir taksiyle başka yere taşımak zorunda kaldı. Eşiyle Fransa’nın işgaliyle İspanya-Portekiz üzerinden New York’a kaçmak zorunda kaldı. Sanatçı, bir süre sonra eşini kaybetti. Üst üste yaşadığı bu sıkıntılı olaylar sonucu resme bir süre ara verdi. Sonrasında İngiliz Virginia McNeil ile hayatını birleştirdikten sonra 1948’de Fransa’ya döndü. Bu kez de çalışmalarını seramik üzerine yoğunlaştırsa da çok yönlü bir sanatçıydı Chagall. Resmin yanı sıra duvar resimleri, vitraylara imza attı. Aralarında Birleşmiş Milletler ile Chicago Sanat Enstitüsü’nün de yer aldığı birçok önemli kurumlar için vitraylar yaptı. Çalıştığı disiplinler arasında tiyatro dekor ve kostümleri de geniş yer tuttu. Aralarında New York Bale Tiyatrosu, Paris Operası gösterileri ile New York Metropolitan Opera’sı için sahne ve kostüm tasarladı. Tarih 1952’yi gösterdiğinde sanatçı Valentina Vava ile ikinci evliliğini gerçekleştirdi.
YAŞAYAN SANATÇI İÇİN AÇILAN İLK ULUSAL MÜZE
Yaşamını Vitebsk-Petersburg-Paris ve New York arasında geçiren Chagall her koşulda eser üretmeye, çalışmaya devam etti. Sanat müzeleri, atölyeler kurdu, öğrenciler yetiştirdi. 1973 yılında Nice’te kendisi adına uluslararası müze açıldı. Bin parçalık seramik, resim, çizim, gravür, seramik ve heykelden oluşan müze, yaşayan bir sanatçı için açılan ilk ulusal müze oldu. Yüzlerce eseri dünyanın önde gelen müzelerinde sanatseverleri ağırlıyor. Sanatı kadar mütevazılığıyla adından söz ettirmiş Chagall, dışarıda kendisini tanıyanlara ‘belki Chagall’dır’ yanıtını verdi. Yoğun sanat çalışmalarının yanı sıra dünyayı etkileyen önemli siyasi süreçlere tanıklık eden sanatçı 28 Mart 1985 tarihinde Paris’te hayatını kaybetti.
ÜNLÜ SİRK ESERLERİ
Gelin şimdi de Chagall’ın sanatına bakalım… Sanatçı çalışmalarında rüya, aşk, kutsallık, savaş, annelik, ölüm gibi temaları işledi. Fransa yıllarında özellikle rengarenk çiçekler, manzaralar ile otoportrelere yoğunlaştı. Birçok eserinde çocukluğunun anılarından esinlendi. Bunların başında kasabalarına gelen gezici sirkler ve hayvanlar yer aldı. O nedenle sanatçının dünyaca kabul görmüş eserlerinde sirk teması önemli bir yer tutuyor. Sanatçı sirkleri “Aklımdaki en trajik temsildir. Yüzyıllar boyunca, insanın eğlence ve neşe arayışında en yüksek perdeli çığlıktır” sözleriyle anlatır. Chagall bu eserlerinde yoğunlukla akrobatlar, biniciler, trapez sanatçıları, uçan figürler, palyaçolar, müzisyenler ile horoz, eşek ve balık gibi motifleri kullandı. Bu eserleri sanat yolculuğunun adeta mihenk taşlarını oluşturdu.
İMZA YAPITLARI
Chagall’ın sanat tarihine damga vuran unutulmaz eserlerine gelirsek… Mavi Sirk, Dans, Çiçekli Uyuyan Kadın, Uçurtma, Nişanlıma, Büyük Sirk, Mavi Manzara, Sarı Oda, Yeşil Otoportre, Doğum Günü, Atlı Akrobat, Pembe Aşıklar, Ölüm, Ben ve Köy, Kemancı, yapıtlarından sadece birkaçı…