Süper El Nino bunaltacak
Türkiye, yaz aylarının en sıcak dönemlerinden birine doğru ilerliyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz’ın değerlendirmelerine göre, sıcaklıklar bugünden itibaren mevsim normallerinin üzerine çıkacak. Özellikle son yılların ortalamalarının da aşılması, yaz mevsiminin sıradan bir seyir izlemeyeceğine işaret ediyor.
Kurnaz, yılın ilk aylarına ilişkin verilerin dikkat çekici olduğunu belirterek 2026’nın şimdiye kadarki seyriyle en sıcak yıllar arasında yer alabileceğini ifade etti. Bu görünümün sürmesi halinde yılın, ölçüm tarihindeki en sıcak dönemlerden biri olarak kayda geçmesi olasılığı güçleniyor. Uzmanlara göre bu tablo, günlük yaşamdan tarıma, enerji tüketiminden halk sağlığına kadar pek çok alanda doğrudan etkiler yaratabilir.
Asıl kritik dönemin temmuz sonu ve sonrasında başlayabileceği değerlendiriliyor. Kurnaz, yazın ilk yarısında sıcaklıkların yüksek seyretmesinin beklendiğini, ikinci yarıda ise rekor değerlerin yeniden gündeme gelebileceğini söyledi. Bu süreçte özellikle büyükşehirlerde gece sıcaklıklarının da yüksek kalması, hissedilen sıcaklığı artırabilir ve yaşam koşullarını daha zorlayabilir.
Yaz aylarına ilişkin değerlendirmelerde El Nino olasılığı da öne çıkıyor. Uzmanlara göre Pasifik Okyanusu’ndaki gelişmeler, ilerleyen aylarda küresel sıcaklık eğilimini destekleyebilecek bir tablo oluşturuyor. Bu nedenle yazın ikinci yarısı ile sonbaharın ilk bölümünde sıcak hava baskısının daha belirgin hale gelmesi ihtimali üzerinde duruluyor. Ancak bu aşamada en güçlü senaryonun ne olacağına ilişkin belirsizlik sürüyor.
Özellikle eylül ve ekim aylarına ilişkin beklentiler, sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde kalabileceğine işaret ediyor. Bu durum, yaz mevsimi sona erse bile sıcak havanın etkisinin kısa sürede dağılmayabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, uzun süreli yüksek sıcaklıkların kuraklık riskini artırabileceğini, su kaynakları üzerinde baskı oluşturabileceğini ve yangın tehlikesini büyütebileceğini vurguluyor.
Ortaya çıkan tablo, iklim krizinin artık yalnızca geleceğe ilişkin bir uyarı değil, doğrudan bugünün gerçeği olduğunu yeniden ortaya koyuyor. Sıcaklıkların normalin üzerinde seyretmesi geçici bir dalga olmanın ötesine geçerken, yeni iklim düzeninin etkileri daha belirgin hissediliyor. Temmuz sonu ve ağustos başına ilişkin veriler netleştikçe, Türkiye’nin nasıl bir yazla karşı karşıya olduğu daha açık biçimde ortaya çıkacak.