Akçay: Bu adımlar atılmasaydı enflasyon yüzde 150-200 bandına çıkabilirdi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Osman Cevdet Akçay, enflasyonla mücadelede atılan adımların etkisinin yalnızca mevcut verilerle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Akçay, uygulanan politikaların devreye alınmadığı bir senaryoda Türkiye’de enflasyonun çok daha yüksek seviyelere çıkabileceğini belirtti.
Tarih Vakfı ile Robert Kolej Mezunları Derneği iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte konuşan Akçay, Merkez Bankası’nda görev aldığı dönemde enflasyonun yaklaşık yüzde 48 düzeyinde bulunduğunu, gelinen noktada bu oranın yüzde 31 seviyesine gerilediğini hatırlattı. Buna karşın bu düşüşün tek başına yeterli bir başarı ölçütü olarak ele alınmaması gerektiğini ifade etti.
Akçay, ekonomi yönetiminin attığı adımların sonuçlarının yalnızca gerçekleşen tablo üzerinden okunmasının eksik kalacağını söyledi. Enflasyondaki mevcut seviyenin, alınan kararların hiç uygulanmadığı bir alternatif senaryoyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Akçay, bu adımların atılmaması halinde enflasyonun yüzde 150-200 bandına kadar tırmanabileceğini dile getirdi.
Bu dönemde ekonomide kırılganlıkların yüksek olduğunu belirten Akçay, para politikası kararlarının yalnızca bugünkü göstergelerle değil, önüne geçilen olası bozulmalarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Akçay, para politikasında beklenti yönetiminin belirleyici rolüne de işaret etti. Sürecin teknik yönü kadar kamuoyuna doğru anlatılmasının da kritik olduğunu belirten Akçay, yaşanan zorlukların ve tercih edilen yol haritasının yeterince anlatılamadığını söyledi.
Merkez Bankası’nın son dönemde yürüttüğü sürecin yalnızca faiz kararlarından ibaret görülmemesi gerektiğini belirten Akçay, para politikasının etkili olabilmesi için ekonomik mekanizmanın yeniden çalışır hale gelmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.
Akçay, faiz artışlarının neden kademeli şekilde yapıldığına ilişkin eleştirilere de yanıt verdi. Sert ve tek seferde büyük ölçekli bir faiz artışının, aktarım mekanizmasının zayıfladığı bir dönemde beklenen sonucu vermeyeceğini belirten Akçay, önceliğin bu yapının onarılmasına verildiğini söyledi.
Politika faizinin aşamalı biçimde yükseltildiğini hatırlatan Akçay, faiz artışlarının etkili olabilmesi için piyasadaki bağlantı kanallarının yeniden kurulmasının gerekli olduğunu ifade etti. Bu nedenle kademeli sıkılaşmanın tercih edildiğini söyleyen Akçay, her faiz adımının etkisini güçlendirmeyi amaçladıklarını belirtti.
Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Akçay, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Merkez Bankası’nın attığı adımların proaktif olduğunu belirten Akçay, alınan önlemlerin yeterliliğinin günlük olarak değerlendirildiğini söyledi.
İhtiyaç duyulması halinde yeni adımlar atmaktan kaçınmayacaklarını ifade eden Akçay, daha önce yaşanan siyasi ve kur şoklarına doğru tepki verildiğini, ancak son gelişmelerin daha riskli bir şok niteliği taşıdığını belirtti. Bu sürecin yalnızca piyasa fiyatlamalarını değil, ekonomik temelleri de etkileyebilecek nitelikte olduğunu vurguladı.
Tags: Merkez Bankası, TCMB, Osman Cevdet Akçay, enflasyon, faiz, politika faizi, para politikası, dezenflasyon, fiyat istikrarı, ekonomi yönetimi, enflasyonla mücadele, beklenti yönetimi, aktarım mekanizması, jeopolitik risk, piyasa, kur şoku, finansal istikrar, Türkiye ekonomisi, PPK, sıkı para politikası
Bu çerçeve, Akçay’ın konuşmasının ana eksenini oluşturan enflasyon, faiz patikası ve jeopolitik risk başlıklarıyla uyumludur. Şubat 2026’da yıllık TÜFE yüzde 31,53 olarak açıklanırken, TCMB mart toplantısında politika faizini yüzde 37’de sabit tutmuş ve jeopolitik gelişmelerin enflasyon görünümündeki riskleri artırdığını vurgulamıştı.