Türkiye’ye 11 atlet için ret
Dünya Atletizm Vatandaşlık İnceleme Kurulu, Türkiye adına yarışmak isteyen 11 sporcunun bağlılık değişikliği başvurularını kabul etmedi. Karar kapsamındaki isimler arasında Kenya, Jamaika, Nijerya ve Rusya doğumlu atletler yer aldı. Listede Catherine Relin Amanang'ole, Rajindra Campbell, Jaydon Hibbert, Brian Kibor, Brigid Kosgei, Ronald Kwemoi, Nelvin Jepkemboi, Favour Ofili, Wayne Pinnock, Rojé Stona ve Sophia Yakushina bulunuyor.
Kurulun değerlendirmesinde, başvuruların bireysel ve doğal bir vatandaşlık sürecinden çok, Türkiye bağlantılı koordineli bir sporcu transfer stratejisinin parçası olduğu vurgulandı. Açıklamada, uygunluk ve bağlılık değişikliği kurallarının temelini oluşturan gerçek bağ, sportif bütünlük ve rekabetin güvenilirliği ilkelerine zarar verebilecek bir tablo oluştuğu belirtildi.
Bu kararla birlikte söz konusu sporcular Türkiye’de yaşasa, kulüp düzeyinde yarışsa ya da yol koşularında yer alsa bile Türkiye milli takımı adına uluslararası şampiyonalarda mücadele edemeyecek. Ret kararının, Türkiye’nin büyük organizasyonlar öncesindeki kadro planlamasını da doğrudan etkilediği değerlendiriliyor. Reuters’ın aktardığı bilgilere göre kurul, bu girişimin Los Angeles 2028 dahil olmak üzere büyük uluslararası yarışmalarda Türkiye’yi temsil edecek sporcu havuzunu büyütmeye dönük olduğunu tespit etti.
Reddedilen başvurular arasında eski maraton dünya rekoru sahibi Brigid Kosgei, 2024 Olimpiyatları erkekler disk atma şampiyonu Rojé Stona, uzun atlamada olimpiyat ikincisi Wayne Pinnock, üç adım atlamada dikkat çeken genç isim Jaydon Hibbert, gülle atmada olimpiyat bronz madalyalı Rajindra Campbell ve 5 bin metrede olimpiyat gümüş madalyalı Ronald Kwemoi gibi önemli atletler yer aldı. Bu tablo, kararın uluslararası atletizm kamuoyunda geniş yankı uyandırmasına neden oldu.
Dünya Atletizm son yıllarda ülke değiştirme ve milli takım bağlılığı konusundaki kuralları daha sıkı uyguluyor. Mevcut yaklaşımda yalnızca vatandaşlık alınması yeterli görülmüyor; sporcunun temsil edeceği ülkeyle gerçek ve sürdürülebilir bir bağ kurması da temel ölçütler arasında sayılıyor. Son karar da bu çerçevede, bağlılık değişikliği dosyalarında denetimin daha da sertleştiğini gösterdi.