Yapay zekâ mezunların endişesini artırdı
ABD’de 2026 üniversite mezunları, son yılların en zor iş piyasalarından biriyle karşı karşıya kaldı. Şirketlerin işe alımları azaltması, yeni mezunların ilk işlerini bulmasını güçleştirirken yapay zekânın bazı başlangıç seviyesi becerileri devralabileceğine ilişkin kaygılar da arttı.
Üniversite mezunları için tablo zorlaşsa da veriler, diplomasız gençlerin daha ağır koşullarla karşılaştığını ortaya koyuyor. Genç çalışanlar arasında üniversite diploması hâlâ iş bulma, iş gücüne katılma ve gelir elde etme açısından önemli bir avantaj sağlamayı sürdürüyor.
New York Fed’in Çalışma Bakanlığı verilerine dayanan üç aylık raporuna göre, 22-27 yaş aralığındaki lisans mezunlarının işsizlik oranı mart itibarıyla mevsimsellikten arındırılmış yüzde 5,6’ya yükseldi. Bu oran, Covid-19 salgını öncesinde Aralık 2019’da yüzde 3,6 seviyesindeydi.
Aynı yaş grubundaki tüm çalışanlar için işsizlik oranı ise yüzde 7,2 olarak kaydedildi. Bu oran, salgın öncesindeki yüzde 6,8 seviyesinin üzerinde olsa da artışın üniversite mezunlarına kıyasla daha sınırlı kaldığı görüldü.
İşsizlik oranları tek başına gençlerin istihdam görünümünü açıklamakta yeterli kabul edilmiyor. Ekonomistler, farklı eğitim grupları arasında işsizlik karşılaştırması yapılırken iş gücüne katılım oranı ve istihdam-nüfus oranının da dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.
W.E. Upjohn İstihdam Araştırmaları Enstitüsü ekonomisti Brad Hershbein’in değerlendirmesine göre, eğitim seviyesi düşük gençlerin istihdam görünümü, üniversite mezunlarına kıyasla daha fazla zayıfladı. Hershbein, üniversite mezunlarının hem çalışmaya hem de iş aramaya daha yatkın olduğunu vurguluyor.
Verilere göre, 22-27 yaş aralığındaki lisans mezunlarının iş gücüne katılım oranı yılın ilk çeyreğinde yüzde 86,7 oldu. Bu oran, 2019’un ilk çeyreğindeki yüzde 85,7 seviyesinin üzerinde gerçekleşti.
Aynı dönemde lise mezunu olan veya ön lisans seviyesine kadar eğitim alan gençlerde iş gücüne katılım oranı yüzde 75,9’a geriledi. Bu oran, 2019’un ilk çeyreğinde yüzde 77,1 seviyesindeydi.
Bu tablo, genç üniversite mezunlarının iş piyasasına daha aktif katıldığını, diplomasız veya daha düşük eğitim seviyesine sahip gençlerin ise iş gücünden uzaklaşma eğiliminin arttığını gösteriyor.
Daha geniş bir gösterge olan istihdam-nüfus oranı da benzer bir tablo ortaya koyuyor. 22-27 yaş aralığındaki üniversite mezunlarında istihdam-nüfus oranı yılın ilk çeyreğinde yüzde 82,4 oldu. Bu oran, 2019’un ilk çeyreğindeki yüzde 82,5 seviyesine oldukça yakın seyretti.
Lise mezunu veya ön lisans düzeyindeki gençlerde ise aynı oran yüzde 70,5’e düştü. Bu grupta 2019’un ilk çeyreğinde oran yüzde 71,8 seviyesindeydi.
Bu veriler, üniversite mezunlarının istihdamda kalma gücünün büyük ölçüde korunduğunu, daha düşük eğitim seviyesine sahip gençlerin ise iş piyasasında daha fazla zorlandığını ortaya koyuyor.
Genç mezunların karşılaştığı zorlukların bir bölümünde yapay zekâ etkisi öne çıkıyor. Şirketlerin, yeni mezunların yaptığı bazı giriş seviyesi işleri otomasyon ve yapay zekâ araçlarıyla karşılayabileceği beklentisi, işe alım planlarını etkiliyor.
Buna rağmen ekonomistler, üniversite mezunlarının durumunun diplomasızlara göre daha kötüleştiği görüşüne temkinli yaklaşıyor. Değerlendirmelere göre, sorun diplomalı gençlerin piyasada tamamen geriye düşmesi değil, üniversite diplomasının geçmişe kıyasla daha yaygın hale gelmesiyle rekabetin artması.
Ekonomi Politikası Enstitüsü’nün hükümet verilerine dayanan analizine göre, lisans mezunu çalışanların daha düşük eğitim seviyesine sahip çalışanlara göre elde ettiği ücret avantajı son yıllarda zayıfladı. Lisans diplomasına sahip çalışanların ücret primi 2015’te yaklaşık yüzde 63 seviyesindeyken geçen yıl yüzde 55 civarına geriledi.
Bu düşüşte, üniversite mezunu çalışan sayısındaki artışın etkili olduğu değerlendiriliyor. Mart itibarıyla ABD’de çalışanların yaklaşık yüzde 42’si lisans veya daha yüksek dereceye sahipti. On yıl önce bu oran yaklaşık yüzde 36 seviyesindeydi.
Üniversite diploması, ABD iş piyasasında hâlâ önemli bir avantaj sağlıyor ancak geçmişteki kadar ayırt edici bir unsur olmayabilir. Diploma sahibi çalışanların sayısındaki artış, işverenlerin daha seçici davranmasına ve adaylar arasında deneyim, beceri, teknoloji kullanımı ve sektörel uyum gibi kriterlerin öne çıkmasına yol açıyor.
Harvard Üniversitesi ekonomistleri Claudia Goldin ve Lawrence Katz’ın daha önce ortaya koyduğu tarihsel eğilim de benzer bir dinamiğe işaret ediyor. 1900’lü yılların başında lise diploması çalışanlara önemli bir ücret avantajı sağlarken, lise eğitiminin yaygınlaşmasıyla bu fark zamanla azaldı. Bugün üniversite diploması için de benzer bir dönüşüm yaşanıyor.
2026 mezunları için iş piyasası kolay görünmüyor. İşe alımların yavaşlaması, yapay zekâ baskısı ve artan rekabet, genç üniversite mezunlarının iş arama sürecini zorlaştırıyor.
Ancak mevcut veriler, diplomanın değerini tamamen kaybetmediğini gösteriyor. Üniversite mezunları, iş gücüne katılım ve istihdam oranlarında daha güçlü konumunu koruyor. Diplomasız gençler ise iş bulma, iş gücünde kalma ve ücret artışı açısından daha yüksek risklerle karşı karşıya bulunuyor.