Liverpool, Anfield’da Galatasaray’ı 4-0 yenerek çeyrek finale çıktı
BİR Şampiyonlar Ligi son 16 turu rövanş maçı için daha ekran başına geçtik hepimiz. Bir yanda futbolun beşiği İngiltere’nin dev ekibi Liverpool, diğer yanda Türkiye’nin devlerinden son üç yılın şampiyonu G.Saray...
Anfield Stadı'ndaki mücadele daha başlama düdüğü çalmadan kafalarda soru işaretleri bırakmayı başardı. Neden mi? Mücadelenin orta hakemi Polonyalı Szymon Marciniak yaşadığı sakatlık nedeniyle saha yerine kenara alındı ve maçı 42 yaşındaki Pawel Raczkowski yönetti. Buraya kadar “Normal, futbolda bunlar da var” deriz değil mi…
Biz de öyle sanmıştık ama oyun içi sertliğe haddinden fazla taviz veren Polonyalı hakem, bir de Szoboszlai’nin ceza sahasında düşmek yerine adeta uçtuğu pozisyona ‘penaltı’ çalınca “Biz buradan turla çıkamayız” düşüncesini yüksek sesle düşünmeye başladık maalesef.
Neyse ki kazanılan penaltıyı kullanan isim Salah olsa da, hani derler ya ‘İlahi adalet’ kendini gösterdi ve gecenin yıldızı Uğurcan penaltıyı kurtararak, Liverpool’un hakem destekli farkı açma düşüncesini en azından ilk yarıda engellemeyi başardı.
Söylemeden edemeyeceğim, eğer bu maçta kalede Uğurcan yerine başka bir kaleci olsa ilk yarı skorunu göstermek için bir değil iki elimizi kullanmak zorunda kalabilirdik. Kızmak yok, gerçek bu!
G.Saray’ın gol makinesi Osimhen’in maçın başında sağ kolundan sakatlanması ve devre bitip oyundan alınana kadar bir türlü oyuna konsantre olamaması nedeniyle sarı-kırmızılılar gol yollarında hiçbir varlık gösteremedi.
İngiliz ekibi ilk yarıyı Szoboszlai’nin golüyle 1-0 önde kapatırken; ikinci yarıda Leroy Sane ve Noa Lang’ı oyuna alan Okan Buruk’un soyunma odasında verdiği yeni taktikler ne acaba diye düşünürken maç bir anda 3-0’a geldi. 2 dakikada kalesinde 2 gol gören temsilcimiz (Aslında 3 gol ama biri ofsayt gerekçesiyle sayılmadı) ne olduğunu anlayamadan maçın üçte ikilik bölümü sona erdiğinde 4-0 mağlup duruma düşmüştü bile.
Aslında bu dakikadan sonra yapacak bir şey de kalmamıştı zaten. Sadece aklımızdaki birkaç soruyu sormak isteriz Okan hocaya..
Hocam, Osimhen’in oynayamamasını (!) bizler TV’den çok net görürken, sizin bulunduğumuz yerden her şey yolunda mı görünüyordu acaba?
İkinci yarıda hepimiz Osimhen yerine Icardi’yi saha içinde beklerken; Arjantinli yıldızın yine kulübede oturduğunu gördük. Hocam, Icardi İngiltere’ye sadece turistik geziye mi geldi, daha doğrusu kendisine sadece 15 dakikalık çalışma yani oynama izni verildi acaba? Çünkü Lang sakatlanmasa Icardi’yi oynarken göremeyecektik sanırım. Bir açıklarsanız çok seviniriz!
1-0’in rövanşını 4-0 kazanan Ada Vapuru Liverpool’un efsanevi marşı olan "You'll Never Walk Alone" (Asla Yalnız Yürümeyeceksin) sözlerini bire bir uyguladı İngiliz ekibinin oyuncuları. Gerçekten de yalnız değillerdi!
Bu arada 80’inci dakikada sakatlanarak sahayı sedye ile terk eden Lang’ın ambulansa götürülürken tüm Anfield Stadı'ndaki Liverpool taraftarının ayağa kalkarak G.Saray’lı oyuncuyu alkışlayarak ‘Geçmiş Olsun’ desteği vermesi gecenin hareketiydi doğrusu!