sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Unutmayız!


Unutmayız!
Politika / Galatasaray ve Beşiktaş’ta şampiyonluk yaşayan Mircea Lucescu, Türk futbolunda derin izler bırakarak hafızalarda yer etti.

 

Türkiye onu 2000 yılında G.Saray'ın başına geçmesiyle tanıdı. 2000-2002 yılları arasında görev yaptığı G.Saray'da UEFA Süper Kupa kazanan ve lig şampiyonluğuna ulaştıran; 2002-2004 arasında da Beşiktaş’ı 100. yılda şampiyon yapan teknik direktör Mircea Lucescu’dan bahsediyorum.

Herkes gibi o da eleştirildi elbette. Önce Rumen olduğu için (Nedeni bilinmiyor ve bilinmeyecek) zaman zaman küçük görüldü, oynattığı futbol ‘basit’, ‘keyifsiz’, ‘zevksiz’ olarak değerlendirildi; ardından G.Saray’ın başındayken kullandığı “Köpekler istedi diye atlar ölmez” açıklaması nedeniyle de yerden yere vuruldu.

Doğruya doğru, herkes gibi bizler de bu açıklamayı duyunca “Sen kimsin de ezeli rekabetteki diğer camialara ‘köpek’ benzetmesi yapıyorsun!” dedik, yalan yok!

7 yabancı dil bilen Rumen hoca ülkesinde kullanılan bu atasözünün anlamının, “Sen başkalarının tepki ve engellemelerine aldırma, doğru bildiğini yap” demek olduğu ifade etse de, biz dahil kimseyi ikna edememişti.

Öyle ya da böyle, ülkemizin iki büyük kulübü G,Saray ve Beşiktaş’ı şampiyon yaparak Türkiye’de tarihe geçen Lucescu’dan hepimizi üzen haber geldi …

2009 yılında kalp krizi geçiren ve Donetsk'te bir hastanede ameliyat edildikten sonra hayata dönen Mircea Lucescu, 3 Nisan 2026 Cuma gecesi bir kez daha kalp krizi geçirdi. Ancak bu kez durum çok daha ciddiydi. Öyle ki 85 yaşındaki Rumen teknik adam iki gün sonra komaya girdi, durumu gittikçe kötüye gitti ve maalesef bu kez hayatta kalmayı başaramadı.

Kalp rahatsızlığı nedeniyle yattığı hastaneden taburcu olacağı sırada kalp krizi geçiren Lucescu tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. Baktığınızda ironik bir durum olarak dikkat çekiyor değil mi? Kalp rahatsızlığı geçiriyorsunuz, tam taburcu olurken de kalp krizi!

Bana garip gelmedi, neden mi; anlatayım... 2 Kasım’taki Beşiktaş-F.Bahçe derbisi oynanırken doktorunun isteği üzerine babamı beyin MR’ı çektirmek için hastaneye götürdüm. İlk yarı oynanırken MR’ı çekildi, işimiz bitti. Hadi ikinci yarıya yetişelim diyerek konuşa konuşa arabaya geldik. 

Ancak babam arabaya binerken kötüleşti ve bilincini kaybetti, Hemen hastanenin acil servisine giriş yaptık ve doğrudan yoğun bakıma alındı babam. Bazen odada, bazen yoğun bakımda uzun süren tedaviler maalesef sonuç vermedi ve atamızı, babamızı 16 Şubat’ta sonsuzluğa uğurladık.

Lucescu kalp rahatsızlığı geçirdiği hastaneden taburcu olurken kalp krizi geçirmiş; babam da beyin MR’ı çektirmeye gittiği hastanede beyin kanaması geçirmişti. Hani derler ya ‘kader’ diye, işte aynen öyle… Biz, annemizden sonra babamıza da son görevimizi yaparken oldukça hüzünlüydük elbette. Önce öksüz kalmıştık, sonra da yetim. 

Mircea Lucescu’nun aramızdan ayrılışıyla önce çocukları yetim kaldı, ardından da futbol dünyası… Öyle ya da böyle hepimiz için Lucescu deyince aklımıza genelde güzel şeyler geliyor. Ne de olsa biz Türkler vefalı insanlarız. Unutmayız, unutturmayız!..

 

 

 

Diğer yazılar