sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



CHP’de 601 imza satrancı


CHP’de 601 imza satrancı
Politika / CHP’de mahkeme kararı sonrası 601 imza ve yeni MYK hesabı başladı

Cumhuriyet Halk Partisi, mahkeme kararıyla Genel Başkanlık makamında yaşanan değişimin ardından yeni haftaya çok başlıklı bir siyasi krizle girdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden Genel Merkez’e yerleşmesi, Özgür Özel’in ise Meclis grubu üzerinden siyasi ağırlığını koruma arayışı, parti içinde fiilen iki ayrı merkez görüntüsü oluşturdu.

Partide gözler bir yandan Kılıçdaroğlu’nun kuracağı yeni Merkez Yönetim Kurulu’na çevrilirken, diğer yandan Özel cephesinin olağanüstü kurultay için başlatacağı imza sürecine çevrildi. Sürecin ana başlığını, 1200 kurultay delegesinden en az 601’inin imzasıyla seçimli kurultayın zorlanması oluşturuyor.

Kılıçdaroğlu yeni MYK için çalışıyor

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan olarak göreve başlamasının ardından ilk gündem maddelerinden biri yeni MYK’nın oluşturulması oldu. Parti kulislerinde Kılıçdaroğlu’nun, yeni dönemde yakın çalışma ekibini belirlemek için temaslarını yoğunlaştırdığı belirtiliyor.

Yeni MYK için konuşulan isimler arasında Müslim Sarı, Bülent Kuşoğlu, Orhan Sarıbal, Gamze Akkuş İlgezdi, Sevda Erdan Kılıç ve Yıldırım Kaya öne çıkıyor. Bu isimlerin, Kılıçdaroğlu’nun hem parti yönetiminde tecrübeli kadrolarla ilerlemek hem de olağanüstü kurultay sürecine karşı daha kontrollü bir yönetim yapısı kurmak istediği değerlendirmeleriyle birlikte anıldığı ifade ediliyor.

Kılıçdaroğlu cephesinde yeni MYK’nın yalnızca yönetim kadrosu olarak değil, aynı zamanda kurultay tartışmalarına karşı parti içindeki siyasi hattı belirleyecek ekip olarak görüldüğü belirtiliyor. Bu nedenle MYK tercihleri, CHP’de yeni dönemin yönünü gösterecek ilk önemli karar olacak.

Özel cephesi 601 imza için sahaya çıkıyor

Özgür Özel cephesi ise yaşanan sürecin çıkış yolunu olağanüstü seçimli kurultayda görüyor. Bu nedenle hazırlıkların merkezine delege imzaları yerleştirildi. CHP tüzüğüne göre seçimli kurultay çağrısı için delegelerin salt çoğunluğunun imzası gerekiyor. Bu sayı mevcut tabloda en az 601 delegeye karşılık geliyor.

Özel’e yakın isimler, mahkeme kararının ardından yetkili delegelerin imzalarının toplanacağını belirtiyor. İmzaların tamamlanması halinde 45 gün içinde kurultay yapılması gerektiği ifade ediliyor. Ancak sürecin önünde hem hukuki hem de idari engeller bulunuyor.

Kılıçdaroğlu’nun kurultayı toplamaması halinde imza veren delegelerin yargıya başvurması gerekecek. Bu durum, olağanüstü kurultay sürecinin yalnızca parti içi bir siyasi yarış olarak kalmayacağını, aynı zamanda yeni bir hukuki mücadeleye dönüşebileceğini gösteriyor.

Parti Meclisi toplantısı düğüm noktası oldu

Kurultay kararının Parti Meclisi’nde alınması da bir başka kritik seçenek olarak görülüyor. Ancak Parti Meclisi’nin toplanabilmesi için toplantının Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında yapılması gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nun bu toplantıya onay vermemesi halinde PM üzerinden kurultay kararı alınmasının zorlaşacağı değerlendiriliyor.

Bu nedenle Özel cephesi, kurultay yolunu Parti Meclisi kararından çok delege imzaları üzerinden açmaya hazırlanıyor. Kılıçdaroğlu cephesinde ise PM’nin toplanıp toplanmayacağına ilişkin karar, yeni yönetimin kurulması ve parti içi dengelerin görülmesinden sonra netleşecek başlıklardan biri olarak duruyor.

Parti Meclisi hattındaki belirsizlik, CHP’de kurultay takviminin ne zaman başlayacağı sorusunu da açıkta bırakıyor. İmzalar toplansa bile imzaların geçerliliği, teslim edileceği makam, Genel Başkanlık tarafından işleme alınıp alınmayacağı ve olası yargı süreci, önümüzdeki günlerin temel tartışmaları arasında yer alacak.

Meclis grubu yeni mücadele alanı oldu

CHP’de mahkeme kararı sonrası en dikkat çeken gelişmelerden biri de Özgür Özel’in milletvekili grubu içinde Grup Başkanı seçilmesi oldu. Özel’in Meclis grubunda aldığı bu pozisyon, Genel Merkez’deki yetki değişimine karşı Meclis hattında siyasi varlığını sürdürme hamlesi olarak yorumlandı.

Bu tablo, parti içinde “çift başlı yönetim” tartışmasını güçlendirdi. Kılıçdaroğlu Genel Merkez’de Genel Başkanlık makamını kullanırken, Özel’in Meclis grubu üzerinden muhalefet siyasetini yürütmeye çalışması, CHP’de hem idari hem de siyasi yetki alanlarının yeniden tartışılmasına yol açtı.

Özel cephesinin milletvekili grubunu ağırlık merkezi haline getirmesi, Kılıçdaroğlu kanadında da yakından izleniyor. Özellikle yapılacak grup toplantısının kim tarafından yönetileceği ve Meclis’te CHP adına hangi siyasi hattın öne çıkacağı, yeni haftanın en kritik başlıklarından biri olarak görülüyor.

Kılıçdaroğlu cephesinden grup toplantısı itirazı

CHP’deki gerilimin bir diğer başlığı, Meclis grup toplantısı oldu. Kılıçdaroğlu cephesinin, Özel’in grup toplantısı yapmasına yönelik itirazı parti içindeki gerilimi artırdı. Bu itiraz, yalnızca bir toplantı tartışması olarak değil, CHP adına kamuoyuna kimin konuşacağı sorusuyla birlikte değerlendiriliyor.

Meclis grubu, CHP’nin yasama faaliyetlerinin merkezi olduğu için burada oluşacak tablo, parti içindeki siyasi meşruiyet tartışmasını doğrudan etkileyecek. Özel’in Grup Başkanı sıfatıyla Meclis’te görünür olması, Kılıçdaroğlu yönetiminin Genel Merkez’de kurmaya çalıştığı yeni düzenle aynı anda ilerleyen ayrı bir siyasi hat oluşturuyor.

Bu nedenle yarın yapılması beklenen CHP Grup Toplantısı, yalnızca haftalık siyasi değerlendirme toplantısı olarak görülmüyor. Toplantı, mahkeme kararı sonrası CHP’de kimin hangi zeminde siyaset yapacağına dair ilk büyük sınavlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Kurultay için 45 günlük süre tartışması

CHP tüzüğü ve siyasi partiler mevzuatı çerçevesinde olağanüstü kurultay sürecinin başlaması halinde 45 günlük süre kritik önem taşıyor. Delege imzalarının yeterli sayıya ulaşması durumunda kurultayın bu süre içinde yapılması gerektiği ifade ediliyor.

Ancak burada belirleyici başlık, imzaların nasıl işleme alınacağı olacak. İmzaların Genel Başkanlık makamı tarafından kabul edilip kurultay takviminin başlatılması halinde süreç parti içinde ilerleyebilir. Buna karşılık Kılıçdaroğlu yönetiminin imza sürecine itiraz etmesi veya kurultay çağrısını yapmaması halinde, delegelerin mahkeme yoluna gitmesi gündeme gelecek.

Bu olasılık, CHP’de kurultay krizinin yeniden yargı gündemine taşınabileceğini gösteriyor. Özellikle mahkemenin mevcut tedbir kararının kurultay yapılmasına engel olup olmadığı tartışması, önümüzdeki günlerde hukukçuların ve parti yöneticilerinin en fazla üzerinde duracağı konular arasında yer alacak.

Yargıtay ve tedbir kararı tartışması büyüyor

Özel cephesi, mevcut tedbir kararının olağanüstü kurultay yapılmasına engel oluşturmadığını savunuyor. Bu görüşe göre Yargıtay’a yapılacak başvurularla tedbir kararının kaldırılması ya da kurultay sürecinin önündeki belirsizliğin giderilmesi mümkün olabilir.

Kılıçdaroğlu cephesinde ise mahkeme kararının uygulanması gerektiği, bu nedenle yeni yönetimin görevine başlamasının öncelik taşıdığı görüşü öne çıkıyor. Bu yaklaşım, Genel Merkez’de yönetim yetkisinin Kılıçdaroğlu ve ekibinde olduğu kabulüne dayanıyor.

Parti içinde bazı hukukçular, mahkeme kararının ardından kurultay yapılabilmesi için önce tedbir kararının netleşmesi gerektiğini savunuyor. Diğer kanat ise CHP’nin seçilmiş delegelerinin iradesiyle olağanüstü kurultaya gidebileceğini, bunun parti içi demokrasinin gereği olduğunu belirtiyor.

Altı yıllık kurultay süresi de gündemde

CHP’de tartışılan bir diğer başlık, geçerli kurultay tarihinin hangi tarih olarak kabul edileceği. Mahkeme kararıyla 4-5 Kasım 2023’teki 38. Olağan Kurultay ve sonrasındaki kurultayların iptali nedeniyle, partinin geçerli son kurultayının Temmuz 2020 olarak görülebileceği belirtiliyor.

Bu değerlendirme, Siyasi Partiler Yasası ve parti tüzüğü açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Çünkü siyasi partilerin belirli süreler içinde kurultaylarını yapması gerekiyor. CHP içinde bazı isimler, sürenin uzaması halinde partinin seçimlere katılma yeterliliğiyle ilgili tartışmalar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Bu nedenle Özel cephesi, olağanüstü kurultayın yalnızca yönetim yarışını çözmek için değil, partinin hukuki takvimini güvenceye almak için de gerekli olduğunu savunuyor. Kılıçdaroğlu cephesi ise bu sürecin mahkeme kararının uygulanması ve yeni yönetimin yetki alanı içinde ele alınması gerektiğini düşünüyor.

Genel Merkez görüntüleri krizi derinleştirdi

Mahkeme kararının ardından CHP Genel Merkezi’nde yaşanan hareketlilik de parti içindeki gerilimin sembol başlıklarından biri oldu. Genel Merkez’in polis müdahalesiyle boşaltılması ve yönetim değişimine ilişkin görüntüler, CHP tabanında geniş yankı uyandırdı.

Bu süreç, yalnızca hukuki bir kararın uygulanması olarak değil, CHP’nin kurumsal hafızası ve parti içi iradesi açısından da tartışıldı. Özel cephesi, yaşananları parti iradesine müdahale olarak değerlendirirken, Kılıçdaroğlu cephesi mahkeme kararının gereğinin yerine getirildiğini savunuyor.

Genel Merkez’deki bu görüntüler, CHP’deki ayrışmanın örgütlere nasıl yansıyacağı sorusunu da gündeme taşıdı. İl ve ilçe örgütlerinin hangi hatta duracağı, kurultay imzalarının toplanmasında belirleyici olacak.

Örgütlerin tavrı sonucu belirleyecek

CHP’de olağanüstü kurultay sürecinin kaderi, büyük ölçüde delegelerin ve örgütlerin tavrına bağlı olacak. Özel cephesinin 601 imzaya ulaşması için yalnızca mevcut milletvekili ve parti yöneticilerinin desteği yeterli olmayacak. İl delegeleri, kurultay delegeleri ve örgüt dengeleri bu süreçte belirleyici hale gelecek.

Kılıçdaroğlu cephesi ise yeni MYK ve Genel Merkez yapılanmasıyla örgütlerde kontrolü yeniden tesis etmeye çalışacak. Bu nedenle önümüzdeki günlerde il başkanları, kurultay delegeleri ve Parti Meclisi üyeleriyle yapılacak görüşmeler CHP’nin yönünü belirleyecek.

Parti kulislerinde, bazı delegelerin imza sürecine temkinli yaklaştığı, bazı delegelerin ise olağanüstü kurultayı tek çıkış yolu olarak gördüğü konuşuluyor. Bu tablo, imza sürecinin kısa sürede tamamlanıp tamamlanamayacağı sorusunu daha da önemli hale getiriyor.

CHP’de satranç hamleleri peş peşe gelecek

CHP’de yeni haftanın ana gündemi, Kılıçdaroğlu’nun MYK’yı nasıl oluşturacağı, Parti Meclisi’nin toplanıp toplanmayacağı, Özel cephesinin kaç imzaya ulaşacağı ve Meclis grup toplantısında hangi mesajların verileceği olacak.

Kılıçdaroğlu açısından öncelik, Genel Merkez’de yönetim otoritesini kurmak ve mahkeme kararının ardından partiyi yeni bir idari düzene taşımak. Özel açısından ise öncelik, delege iradesini görünür hale getirerek olağanüstü kurultay yolunu açmak ve Meclis grubu üzerinden siyasi hattını sürdürmek.

Bu nedenle CHP’de yaşanan süreç yalnızca bir liderlik tartışması olarak kalmıyor. Parti yönetiminin hukuki zemini, kurultay takvimi, örgüt dengeleri, Meclis grubu ve kamuoyu algısı aynı dosyada birleşiyor.

Gözler Meclis ve Genel Merkez’de

CHP’de mahkeme kararıyla başlayan süreç, yeni haftada daha somut adımlarla ilerleyecek. Kılıçdaroğlu’nun açıklayacağı ya da şekillendireceği yeni MYK, Özel cephesinin imza takvimi ve Meclis grup toplantısı, partinin kısa vadeli yol haritasını belirleyecek.

Önümüzdeki günlerde üç soru öne çıkacak. Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi’ni kurultay gündemiyle toplar mı? Özel cephesi 601 imzaya ulaşabilir mi? Grup toplantısında CHP adına hangi siyasi mesaj verilecek?

Bu soruların yanıtı, CHP’de mahkeme kararı sonrası başlayan yönetim krizinin kurultayla mı, yargı süreciyle mi, yoksa parti içi yeni bir uzlaşmayla mı ilerleyeceğini belirleyecek.

Benzer Haberler