CHP'de "zor" dönemeci
Cumhuriyet Halk Partililer için çok zor bir dönem. Parti için olasılıklar çok.
-Butlan kararı Yargıtay’da onanabilir. Böylece Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi -açıkladığı üzere- kongre sürecini başlatıp yeni bir kurultay yapabilir. Ve parti yoluna devam eder.
-Yargıtay kararı beklenmeden kurultaya gidilebilir. Kurultayla yeni yönetimin belirlenmesinin ardından Yargıtay butlan kararını reddedebilir. Böylece son yapılan kurultay hükümsüz hale gelir. Özgür Özel yönetimi yeniden iş başına gelir.
-Ya da Kılıçdaroğlu yönetimi Yargıtay’da onamayı beklemeden Kurultay sürecini başlatır, mahkeme süreci durdurur, eski delegeler, yeni delegeler vs…
Bütün bunlar ilk akla gelenler. Akla gelmeyenler ise büyük ihtimalle masalarda gününü bekliyor.
Partililer için ise konu ateşten gömlek.
Butlan kararıyla göreve dönen Kılıçdaroğlu’nun etrafında kenetlenenler için; kararın Yargıtay’da bozulma olasılığı ile yeniden göreve gelecek Özel yönetimi tarafından “istenmeyen” ilan edilme tehlikesi çok yüksek. Örnekleri hatırlarda.
Özgür Özel etrafında kenetlenenler için partiden kopma, kendini “yeni bir parti”de bulma ihtimali de kuvvetli. Özgür Özel “şimdilik” “yeni bir parti kuracağımız yok” dese de ihtimalin yüksek olduğu çok açık.
Bir de Özel'in delege imzası toplayarak kurultaya çağrı yapma ihtimali var. O da yukarıda saydığımız yargısal müdahalelere açık.
Sonuç olarak herkes, kanunlar, tüzükler ve yönetmelikler içinden kendine uygun olanını seçip haklılığını kanıtlamaya, yolunu çizmeye çalışıyor. Hukuk devletinde ise nihai karar; tüm bunların değerlendirmesini bir bütün olarak yapacak olan -beğenseniz de beğenmeseniz de- yargıya ait.
Tabii ki bu durum Cumhuriyet Halk Partisi’nde “yönetici” sıfatını taşıyanlar için daha da zorlu. Onlar kelimenin tam anlamıyla sırat köprüsünde. Bir yanda Kılıçdaroğlu yönetiminin, “Parti kültürüne, disiplinine aykırı işler yapmayın” çağrısı, diğer yanda “Ayrı gruplar kurup, parti tabanını Özgür Özel etrafında kenetleyin” çağrısı…
Örgüt yöneticileri kendi düşüncelerini bile duyamadıkları bir dönemde, tüm bagajlarından sıyrılarak en doğru kararı vermekle karşı karşıya. Çünkü mesele dar anlamda Cumhuriyet Halk Partisi meselesi ama geniş anlamda “Ülke” meselesi.
Sade üyelerde de karmaşa hakim.
Özgür Özel yönetimine haksızlık yapıldığını savunanların sesi, bariz şekilde daha yüksek çıkıyor. Partinin hak etmediği yerlere savrulduğunu düşünerek butlan kararını buruk bir heyecanla karşılayanlar, ancak genel merkeze polis zoruyla girilmesi nedeniyle heyecanı gölgelenenler ise sessiz. Büyük ihtimalle partinin geleceğini, bağırıp çağıranlar, yakası açılmadık küfürlerle hakaret edenler değil, olayları soğukkanlılıkla izleyip değerlendirenler şekillendirecek.
Bu şekillendirmede, cumartesi günü Ankara’da bayramlaşma çağrısı yapan Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’in vereceği mesajlar da büyük etki yaratacak. Özel’in söyleyecekleri aşağı yukarı belli. Onun için dikkatler daha çok Kılıçdaroğlu’nda olacak.