Fransızlar Le Pen sayfasını kapattı, Bardella’nın yıldızı parlıyor
Fransa siyasetinde şu an iki soru aynı anda yanıt arıyor: Marine Le Pen 2027’de aday olabilecek mi, olamazsa aşırı sağın adayı kim olacak. Bu haftadan itibaren Paris’te başlayacak temyiz duruşmaları, ilk sorunun yanıtına giden yolda kritik bir dönemeç. İkinci soru ise şimdiden siyasetin gündemine yerleşmiş durumda: Le Pen’in yerine en güçlü isim olarak RN Parti Başkanı Jordan Bardella öne çıkıyor.
Bu nedenle dosya sadece bir mahkeme takvimi değil. 2027 yarışının “kimle” koşulacağını ve RN’nin seçim stratejisinin “hangi yüzle” kurulacağını belirleyen bir eşik olarak görülüyor.
Duruşmaların salı günü başlayıp 12 Şubat’ta tamamlanması bekleniyor. Kararın yazdan önce açıklanabileceği beklentisi, partinin kampanya planlamasında “bekle-gör” alanını daraltıyor. Le Pen’in kamu görevinden men cezası kaldırılır ya da azaltılırsa, RN yeniden Le Pen merkezli kampanyaya dönebilir. Yasak korunursa, parti Bardella’yı fiilen “ana aday” konumuna taşımak zorunda kalır.
Dosyanın odağında, Avrupa Parlamentosu’na ayrılan fonların parlamentodaki görevler için değil, gerçekte parti için çalışan personelin maaşlarında kullanıldığı iddiası yer alıyor. Le Pen cephesi ise fon kullanımının meşru olduğunu savunuyor ve kararın siyasi niteliği olduğunu öne sürüyor. Mahkemenin kamu görevinden men kararını “derhal” yürürlüğe koyması da tartışmanın kritik parçalarından biri.
Uzmanların öne çıkardığı üç başlık var.
Birincisi “kazanabilirlik” algısı. Le Pen’in adaylığı hukuk sürecine bağlı hale geldikçe, parti içinde riski azaltan ve seçimi kazanma ihtimali yüksek görülen isim öne çıkıyor. Bu psikoloji, Bardella’yı “yedek plan” olmaktan çıkarıp gerçek bir seçenek haline getiriyor.
İkincisi “yeni yüz” etkisi. Bardella’nın daha genç bir profil sunması, iletişim dilini daha disiplinli kurması ve özellikle medya-sosyal medya görünürlüğü, RN’nin “normalleşme” hedefiyle uyumlu bir vitrin oluşturuyor. Parti çizgisini değiştirmeden, algıyı yönetebilecek bir figür arayışı Bardella’ya alan açıyor.
Üçüncüsü “ikinci tur matematiği”. Kamuoyu araştırmalarına göre Bardella’nın bazı eşleşmelerde daha geniş bir seçmen havuzuna hitap edebildiği, bu nedenle ikinci turda daha dayanıklı bir tablo çizebildiği yorumları öne çıkıyor.
Diplomatik kulislerde bir dönem, süreçte rol alan Fransız yargı mensuplarına yönelik olası yaptırımların konuşulduğu iddiaları gündeme geldi. ABD tarafında iddiaları reddeden mesajlar verilirken, Paris cephesi böyle bir adımı “iç işlerine kabul edilemez müdahale” olarak değerlendireceğini vurguladı. Bu gerilim, yargı dosyasının aynı zamanda dış politika başlığına dönüşmesine yol açtı.
Uzmanlara göre üç rota net.
Le Pen’in yasağı kaldırılır veya azaltılırsa kampanya yeniden Le Pen üzerinden şekillenir ve RN “mağduriyet” söylemini büyütür.
Yasak aynen kalırsa Bardella resmen “ana aday”a dönüşür ve RN “kazanabilirlik” temasını merkeze alır.
Ara bir karar çıkarsa RN iki figürlü bir denge kurar; Le Pen’i siyasi sembol olarak sahnede tutarken Bardella’yı seçim yüzü olarak öne çıkarır.