Trump’tan İran’la ticarete yeni baskı: “%25 tarife” çıkışı
Trump yönetimi, İran’a ekonomik baskıyı artırma hedefiyle yeni bir adımı gündeme taşıdı. Trump’ın 12 Ocak 2026 tarihli açıklamasına göre, İran İslam Cumhuriyeti ile iş yapan herhangi bir ülke, ABD ile yaptığı “her türlü iş” kapsamında yüzde 25 tarife ile karşılaşacak. Duyurunun içeriği, “gelir ya da kurumlar vergisi” gibi ABD iç vergi düzenlemelerinden çok, ABD’ye girişte maliyet yaratan “tarife” yaklaşımını işaret ediyor.
Kamuoyunda en çok karışan nokta, yüzde 25 ifadesinin “ABD’de vergi” gibi algılanması. Bu açıklama, şirketlerin kârına ya da gelirine ek vergi getirilmesinden ziyade, ABD ile yapılan ticarette ithalat maliyetini artırabilecek bir tarife hamlesi olarak yorumlanıyor. Bu nedenle etkiler, özellikle ABD pazarına ürün satan ülkeler ve şirketler açısından fiyat rekabeti üzerinden hissedilebilir.
Asıl belirleyici, “İran’la iş yapmak” tanımının nasıl çizileceği. Tanım dar tutulursa enerji ve belirli kalemlerle sınırlı bir etki görülebilir. Ancak tanım geniş yorumlanırsa, İran’la doğrudan ticaretin yanında üçüncü ülkeler üzerinden yapılan satışlar, lojistik ağları, sigorta süreçleri ve bankacılık işlemleri de risk alanına girebilir. Bu belirsizlik, şirketlerin uyum ve denetim yükünü artırabilecek bir tablo yaratır.
Türkiye gibi İran’la çeşitli düzeylerde ekonomik temas kuran ülkelerde, bu tür bir tarife yaklaşımı iki başlıkta önem kazanır. Birincisi, ABD’ye ihracat yapan sektörlerde ürünlerin maliyetinin artması ve bunun sipariş ile pazar payı üzerinde baskı kurması ihtimali. İkincisi ise finans ve taşımacılık kanallarında daha sıkı risk değerlendirmeleri nedeniyle ödeme, sigorta ve sevkiyat süreçlerinin zorlaşması olasılığı.
Duyurunun hemen ardından en kritik soru, uygulamanın hangi araçla hayata geçirileceği. Hangi ülkelere nasıl uygulanacağı, ürün bazlı mı yoksa ülke bazlı mı işleyeceği, muafiyet veya istisna olup olmayacağı ve yürürlük takvimi gibi ayrıntılar netleşmeden, etkilerin boyutunu kesinleştirmek zor. Ancak “%25 tarife” ifadesi, İran’la ekonomik temasın ABD ile ticarette yeni bir maliyet ve belirsizlik kalemi olarak masaya geldiğini gösteriyor.