Çevremizi saran koşulların, krizlerin ve sınır ötesi çatışmaların ürettiği tehditler nedeniyle uzun süredir bitmeyen bir güvenlik baskısı altında yaşıyoruz. Ülkemizde inanılmaz operasyonlar yapılsa da İslami terör, adı IŞİD olsun ya da başka bir isimle anılsın, varlığını sürdürmenin yollarını buluyor. Bu bitti denilince bitecek bir iş değil. Varlıkları yıllarca var dı, belki yarın da devam edecek.
Soruyu bu yüzden açık sormak gerekiyor: IŞİD gerçekten bitti mi, yoksa sadece biçim mi değiştiriyor?
Hale Gönültaş, IŞİD’i Türkiye’de en yakından izleyen gazetecilerden biri olarak anılıyor. Saha bilgisiyle adli dosyaları birleştiren haberciliği, sadece bir olayın anlık sıcaklığını değil, o olayın arkasındaki örgütlenme mantığını da görünür kılıyor.
Gönültaş’ın dikkat çeken dosyalarından biri, Suriye’deki köle pazarından satın alınıp Ankara’ya getirilen çocukların izini sürmesi ve ailelerine kavuşma süreçlerine tanıklık etmesi. Bu karanlık ağın “insan hikâyesi” boyutunu görünür kılması, onun haberlerinin neden “dosya” niteliğinde okunduğunu anlatıyor.
Devam eden haberlerinde Afganistan merkezli Horasan koluna özellikle dikkat çekmesi de, tehdidin Türkiye sınırları dışında başlayıp içeride farklı düğümlerle büyüyebildiğini vurguluyor.
Türkiye, geçiş ülkesi mi, örgütlenme üssü mü
Gönültaş’ın vurguladığı temel noktalardan biri, Türkiye’nin sadece bir “geçiş ülkesi” olarak görülmediği iddiası. Ocak 2024’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca açılan IŞİD Horasan davası iddianamesinde, sanıkların Türkiye’yi hem geçiş hattı hem de örgütlenme zemini olarak gördüklerine dair değerlendirmeler bulunduğu ifade ediliyor.
Bu yaklaşım, tartışmanın merkezini değiştiriyor. Çünkü yalnızca sınır geçişlerini engellemek, içerideki hücresel yapılanma ile lojistik ve finans ayaklarını zayıflatmadan kalıcı sonuç üretmeyebiliyor.
Yalova dosyası neden kritik bir örnek
Emniyetin Yalova’da düzenlediği operasyon sonrası yaşanan çatışma ve üç polisin şehit olması, Türkiye’deki IŞİD yapılanmasını yeniden gündemin ilk sırasına taşıdı.
Gönültaş’ın derlediği bilgilere göre IŞİD, Türkiye’nin neredeyse 81 vilayetinde varlık gösteriyor. Özellikle son üç yıldır Ankara, Adana, İstanbul, Diyarbakır ve Yalova Cumhuriyet Başsavcılıklarınca hazırlanan iddianamelerde, örgütün Yalova yapılanmasına dair ayrıntılı bilgiler yer alıyor.
Horasan yapılanmasına gitmek üzere Türkiye’ye getirilen bazı militanların Yalova’da kiralık evlerde bekletildiği bilgisine iddianamelerde yer verildiği aktarılıyor.
Aynı iddianamede dikkat çeken bir diğer unsurun da Pakistan’ın Peşaver kentinde 2022 Mart ayında bir camiye düzenlenen saldırının faili olduğu belirtilen bir kişinin İzmit’ten Afganistan’a gittiği bilgisinin yer alması olduğu ifade ediliyor.
Silahlanma, kılık değiştirme ve suikast hazırlığı
2024 yılı sonunda, Diyarbakır, İskenderun ve Ankara’da düzenlenen operasyonlarda, şüphelilerin ev ve iş yerlerinde çok sayıda silah ve el bombasının yanı sıra asker kamuflajı, polis montu, sarı trafik polisi yeleği, dürbün, çadır, uyku tulumu, bıçak ve hançer, örgüt sembolleri ile yüklü miktarda TL ve döviz bulunduğu belirtiliyor.
Ayrıca örgütün suikast amaçlı susturucu aparatları temini etmeye çalıştığı; soruşturma evrakında, susturuculu silahlardan biriyle Yalova AKP il başkanına suikast hazırlığı yapıldığına dair bilginin yer aldığı aktarılıyor.
Operasyonun, Şura Kitapevi ile ilişkilendirilen Ahlak ve Sünnet Dergisi çevresinde yapıldığı; bazı şüphelilerin silah ve susturucuyu suikast amacıyla aradıklarını itiraf ettikleri iddia ediliyor.
Soruşturma evrakında; ele geçirilen av tüfeği, pompalı tüfek, tabanca, kalaşnikof türü tüfek ve mühimmatlar ile el bombası, yasaklı yayınlar ve kılık değiştirmeye yarayabilecek bazı kıyafetlerin örgütsel amaçla bulundurulduğu yönünde bir değerlendirmeye yer verildiği belirtiliyor.
Afganistan’a giden Yalova tersane işçileri iddiası
Yalova’daki yapılanmaya dair kritik noktalardan birinin de Horasan koluna katılımlar olduğu aktarılıyor. 2025’in ilk aylarında hazırlandığı belirtilen iddianamede, Yalova’da ikamet eden dört tersane işçisinin Pakistan üzerinden Afganistan’a giderek Horasan yapılanmasına katıldığı iddia ediliyor.
İddianamede; Şura Kitapevi/Ahlak ve Sünnet Dergisi isimli iş yerinin örgüt adına paravan olarak kullanıldığı ve zamanla örgütün toplanma yeri haline geldiği görüşünün yer aldığı belirtiliyor.
Ahlak ve Sünnet Dergisi çevresinde, IŞİD’e katılıp dönen, tutuklanıp serbest bırakılan eski ve yeni pek çok örgüt militanı bulunduğu iddia ediliyor.
Bu noktada tartışma, yalnızca yakalananlar üzerinden değil, yakalananların ağları, geri dönüşleri ve yeniden temas kurma kapasiteleri üzerinden yürümek zorunda kalıyor.
Yeni yapılanma iddiası ve isim değiştirerek devam
Bazı iddianamelerde, örgütün “Mekteb-i Furkan” adıyla yeniden yapılanma sürecine girdiğine dair değerlendirmelerin yer aldığı aktarılıyor. Bu bölüm, VGN’nin baştaki sorusuna bağlanıyor: Terör örgütleri sadece silahlı eylemlerle değil, isim, yöntem ve örgütlenme biçimi değiştirerek de varlığını sürdürmenin yollarını arıyor.
Hale Gönültaş’ın saha ve dosya merkezli haberlerinden yansıyan tablo, “tamamlandı” hissi veren bir resim sunmuyor. Horasan hattı, yerel düğümler, paravan yapılar, silahlanma iddiaları ve olası hedef listeleri gibi unsurlar, tehdidin biçim değiştirerek sürdüğü endişesini güçlendiriyor.
Operasyonlar elbette hayati. Planları bozar, hayat kurtarır. Ama bir gerçeği de unutmamak gerekir: Bu bitti denilince bitecek bir iş değil. Varlıkları yıllarca var mı, belki yarın da devam edecek. Bu yüzden kamu güvenliği tartışmasını tek bir şehre ya da tek bir operasyona sıkıştırmadan; dosyaların işaret ettiği örüntüleri ciddiye alarak ve toplumu rehavete itmeden sürdürmek gerekiyor.