Piyasalar Warsh’ın ilk adımını bekliyor
Kevin Warsh, ABD Merkez Bankası’nın başına geçerek Jerome Powell döneminin ardından Fed’de yeni bir sayfa açtı. Warsh’ın yemin töreni Beyaz Saray’da yapıldı. Törende ABD Başkanı Donald Trump, Warsh’ın eşi Jane Lauder ve Yüksek Mahkeme Yargıcı Clarence Thomas da yer aldı.
Warsh’ın göreve başlaması, ABD ekonomisinde enflasyon baskısının yeniden güçlendiği, enerji fiyatlarının yükseldiği ve piyasaların faiz politikasına ilişkin yön arayışına girdiği bir döneme denk geldi. Bu nedenle yeni Fed başkanının ilk sınavı, yalnızca faiz kararı değil, aynı zamanda merkez bankasının bağımsızlığı olacak.
Başkan Trump, törende Warsh’ın görevini bağımsız şekilde yürütmesini istediğini söyledi. Bu açıklama, Trump’ın daha önce Fed’e yönelik faiz indirimi çağrıları nedeniyle dikkat çekti. Trump yönetimi uzun süredir daha düşük faizlerin büyümeyi destekleyeceğini savunuyor.
Buna karşın Fed’in önündeki tablo, siyasi beklentilerden daha karmaşık görünüyor. Enflasyonun yeniden güçlenmesi, enerji maliyetlerindeki artış ve tahvil piyasasında yaşanan satışlar, faiz indirimi ihtimalini zayıflatıyor. Bazı yatırımcılar, Fed’in indirim yerine faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceğini, hatta gerekirse artırıma gidebileceğini değerlendiriyor.
Kevin Warsh, göreve başlarken para politikasına ilişkin ayrıntılı bir yol haritası açıklamadı. Ancak daha önceki değerlendirmelerinde eski Fed Başkanı Alan Greenspan’a atıf yaparak görevi enerji ve amaç duygusuyla yürüteceğini belirtmişti.
Warsh, 2008 finansal krizi döneminde Fed Yönetim Kurulu’nda görev yapmış bir isim olarak piyasalarda biliniyor. Bu geçmişi, kriz yönetimi ve finansal sistemin işleyişi konusunda tecrübe sahibi olduğu yönünde yorumlanıyor. Buna rağmen bugünkü tablo, 2008 krizinden farklı dinamikler taşıyor. Enflasyon, jeopolitik riskler, enerji fiyatları, kamu borçlanması ve yapay zeka yatırımlarının ekonomiye etkisi aynı anda Fed’in gündemine girmiş durumda.
Trump’ın Warsh’ı Fed’in başına getirmesindeki temel beklentilerden biri faiz indirimlerinin hızlanmasıydı. Ancak piyasalarda son haftalarda bu beklenti zayıfladı. Tahvil faizlerindeki yükseliş, yatırımcıların daha sıkı para politikası ihtimalini fiyatlamaya başladığını gösteriyor.
Ekonomistler, Fed’in faizleri sabit tutmasının bile para politikasında fiili bir sıkılaşma anlamına gelebileceğini belirtiyor. Enflasyonun hedefin üzerinde kalması durumunda ise Warsh yönetimindeki Fed’in faiz indirimi konusunda acele etmeyebileceği değerlendiriliyor.
Fed’in karar sürecini zorlaştıran başlıklardan biri de İran savaşı oldu. Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve enerji arzına ilişkin riskler, petrol ve akaryakıt fiyatlarını yukarı taşıdı. Bu gelişme, ABD’de enflasyon beklentilerini artıran önemli unsurlar arasında yer aldı.
Trump yönetimi, daha önce gümrük tarifelerinin fiyatlar üzerindeki etkisinin geçici olduğunu savunmuştu. Ancak enerji maliyetlerindeki artış, bu kez daha kalıcı bir enflasyon baskısı yaratma riski taşıyor. Bu nedenle Warsh’ın önündeki karar, yalnızca büyümeyi desteklemek ya da piyasaları rahatlatmakla sınırlı değil. Fed, fiyat istikrarını koruma sorumluluğu ile ekonomik yavaşlama riskini aynı anda yönetmek zorunda kalacak.
Jerome Powell, görev süresinin son döneminde Trump’ın yoğun eleştirilerine hedef olmuştu. Trump, Powell’ı faiz indirimlerinde geç kalmakla ve ekonomiyi yeterince desteklememekle suçlamıştı. Buna rağmen Powell’ın Fed yönetim kurulundaki görevini bir süre daha sürdürmesi, Washington’da dikkatle izlenen bir başlık oldu.
Powell’ın kurulda kalması, Fed içinde politika tartışmalarının tamamen tek yönlü ilerlemeyeceği beklentisini güçlendiriyor. Warsh’ın ise hem Trump yönetimiyle ilişkisini hem de Fed’in kurumsal bağımsızlığını dengede tutması gerekecek.
Beyaz Saray Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett, daha önce yaptığı değerlendirmelerde Warsh nedeniyle yıl içinde faiz indirimi olasılığının güçlendiğini söylemişti. Ancak piyasaların son tepkisi, bu beklentinin kesin olmadığını ortaya koydu.
Standard Chartered’dan Steve Englander, Warsh’ın bağımsız davranması halinde faiz indirimlerinin 2026 ve 2027’ye ötelenebileceğini belirtti. BNP Paribas ekonomisti James Egelhof ise Warsh döneminin tahmin edilenden daha belirleyici olabileceğini, çünkü Fed’in güvenilirliğini yeniden kanıtlama ihtiyacıyla karşı karşıya bulunduğunu değerlendirdi.
SMBC Americas baş ekonomisti Joseph Lavorgna da enerji fiyatları ve savaşın yarattığı belirsizliğin Fed’in faiz indirimlerini zorlaştırdığını ifade etti. Lavorgna’ya göre yüksek enflasyon ortamında güvenilir bir merkez bankasının aceleyle faiz indirmesi beklenmeyebilir.
Warsh’ın en önemli sınavlarından biri merkez bankası bağımsızlığı olacak. Trump törende Warsh’ın kendi kararlarını almasını istediğini söylese de, geçmişte Fed’e yönelik açık baskıları nedeniyle piyasalarda temkinli bir yaklaşım öne çıkıyor.
Fed’in faiz kararları komite tarafından alınıyor. Başkanın etkisi güçlü olsa da oy hakkına sahip diğer üyelerin tercihleri de belirleyici oluyor. Bu nedenle Warsh’ın yalnızca Beyaz Saray’la değil, Fed içindeki üyelerle de güçlü bir uzlaşı zemini kurması gerekecek.
Warsh yönetimindeki Fed’in ilk toplantıları, küresel piyasalar açısından kritik olacak. Faiz indirimi beklentisinin ertelenmesi dolar, tahvil faizleri, hisse senetleri ve gelişen ülke piyasaları üzerinde etkili olabilir. Buna karşılık enflasyonda beklenmedik bir yavaşlama görülürse Fed’in daha esnek hareket alanı oluşabilir.
Yeni başkanın mesajları, yalnızca ABD ekonomisi için değil, küresel finans sistemi için de belirleyici olacak. Çünkü Fed’in faiz çizgisi, sermaye akımlarından emtia fiyatlarına, kredi maliyetlerinden gelişmekte olan ülkelerin para birimlerine kadar geniş bir alanda sonuç doğuruyor.
Kevin Warsh, Fed’in başına güçlü siyasi beklentiler, yüksek piyasa hassasiyeti ve jeopolitik risklerin gölgesinde geçti. Trump yönetimi daha düşük faiz isterken, enflasyon ve enerji fiyatları Fed’i temkinli davranmaya zorluyor.
Bu nedenle Warsh’ın ilk dönemi, faiz indirimi takviminden çok güven ve bağımsızlık sınavıyla anılabilir. Fed’in bundan sonraki adımları, hem ABD ekonomisinin yönünü hem de küresel piyasalardaki risk iştahını belirleyecek.