Profesyonel dağcı Ağrı Dağı’nda sır oldu
Kış Zirvesi için tırmanışa geçtiği Ağrı Dağı’nda, 4 bin 700 metrede gruptan ayrılan dağcı Sevim Yılmaz 22 Mart’tan bu yana kayıp. Olaya ilişkin soruşturma sürerken, hava şartları nedeniyle 60 gündür dağa çıkılamadı.
Koşucu ve profesyonel dağcı Sevim Yılmaz Mart’ın 17’sinde Kış Zirvesi için Ağrı Dağı’nda tırmanışa geçti. İki çocuk annesi Yılmaz’ın bulunduğu grup Rehber Emre Varol, Tamer Takavcı, Anıl Gürman ve Ali Bazazzade’den oluşuyordu. İlk etapta araçla 2 bin 200 metreye çıkıldı. Burada eşyalar iki katıra yüklenerek 2 bin 700 metreye ulaşıldı. Aynı gün 3 bin 400 metrede ilk kampını kuran gruptaki Bazazzade, akşam saatlerinde rahatsızlanınca ertesi sabah dağdan indi. 18 Mart’ta ayrılan Bazazzade’nin yerini eski Survivor katılımcısı ve milli dağcı Serkan Ercan aldı. Dağcılar 21 Mart’ta 3 bin 900 metredeki kamp alanına ulaştı ve Ramazan Bayramı’nın son günü olan 22 Mart Pazar sabaha karşı, zirve tırmanışı başladı.
Yedi saat sonra döndüler
İddiaya göre 4 bin 700 metrede, saat 11.00 sularında Yılmaz, Gürman’a Whatsapp’tan biraz dinleneceğini bildirdi, “Siz devam edin” dedi. Bunun üzerine Rehber Varol, 58 yaşındaki dağcıya sesli mesaj atarak geri dönmenin tehlikeli olacağı uyarısını yaptı, bulunduğu yerde Bivak torbasına (dağcılar tarafından kullanılan su ve rüzgar geçirmeyen tek kişilik kılıf) girerek, tepe ışığını yakmasını söyledi.
Daha sonra zirve tırmanışına devam eden ekip hava şartlarının bozulması üzerine zirveye ulaşamadan; saat 18.00’de Yılmaz’ın bulunduğu noktaya döndü.
Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmada dosyaya yansıyan ifadelere göre, Yılmaz’ı 7 saat önce bıraktıkları yerde göremeyen grup üyelerinden Gürman paniğe kapıldı ve hipotermi tehlikesi geçirdi. Hemen 112 arandı. Gürman dağdan indirildi. Bu arada bütün bu süreçte, Sevim Yılmaz’ın kaybolduğuna ilişkin yetkililere bilgi verilmediği iddiası da dosyada yer aldı.
Hava şartları geçit vermedi
İşte o günden bu yana, 60 gündür Sevim Yılmaz’dan hiçbir haber alınamadı. Hava şartlarının bozuk olması nedeniyle dağda herhangi bir arama da yapılamadı. Eski eşi, iki çocuğunun annesi Sevim Yılmaz’ın kaybolmasının ardından hukuk mücadelesine girişen ve gruptaki tüm dağcılar hakkında suç duyurusunda bulunan Nusret Özdemir davanın bu konuda bir emsal oluşturmasını istediklerini söyledi.
Basın kuruluşlarına verdiği demeçler ve sosyal medya paylaşımlarıyla konuyu gündemde tutmaya çalışan Özdemir’in mesajlarından biri özetle şöyle;
“Ben Sevim Yılmaz’ın 2 çocuğunun babası ve eski eşiyim. Bu kaybın sebebi Sevim Yılmaz’ı dağda tek başına bırakmalarıdır. Sevim’i bıraktıkları yere geldiklerinde, tipi, fırtına ve sisin etkisiyle Sevim’i bulamamışlar. Sonrasında Sevim’in ne yaşadığını bilemiyoruz. Eğer Sevim’i dağda tek başına bırakmasalardı, o da onlarla birlikte sağ salim inecekti. 4 bin 700 metrede terk edilmeseydi böyle bir olayın yaşanma ihtimali yoktu. Zira Sevim Türkiye’de ve dünyanın farklı coğrafyalarında çok sayıda tırmanışa katılmış deneyimli ve dayanıklı bir dağcıydı. Rehber dağda can güvenliğinin garantörüdür. Hiçbir şart ve koşulda yanındakileri tek başına bırakarak terk edemez. Bu Dünya’nın her yerinde kesin bir kuraldır ve tartışmaya kapalıdır. Kasten öldürme, terk etme, yardım etme yükümlülüğünün ihlali gibi suçlarla hukuki süreç başlatacağız. Bir insanın hayatı bu kadar ucuz olmamalıdır.”
Camia ikiye bölündü
Olay dağcılık camiasında da büyük tartışma yarattı. Kimileri rehberi ve diğer ekip üyelerini, geride kimseyi bırakmamaları gerektiği gerekçesiyle suçlarken, “Zirve opsiyoneldir. Dönüş zorunludur. Bugün hâlâ bunu ayırt edemeyen herkes, sadece kendini değil, yanında götürdüğü hayatları da riske atmaktadır” ifadelerini kullandı. Kimileri de dağda herkesin kendinden sorumlu olduğunu savundu.