Yolda yürürken bir erkek takılıp düşünce hemen çevredeki erkekler yardıma koşar, “Dostum iyi misin? Bir yerine bir şey oldu mu?” Kadın düşerse ilk tepki, “Dikkat etmek lazım. Görmedin mi taşı?”…
Erkek tökezlerse, “Kim koydu bu taşı buraya”dır. Kadın tökezlerse, “Dikkat etmemiş”tir.
Kadına cinsiyetçi laf atılır, erkek gerinir, kadın utanır; üstünü başını düzeltir.
Erkek döver, kadının ağzını burnunu dağıtır, kadın utanır; yüzünü fondötenle, pudrayla kamufle eder.
Erkek cinsel tacizde bulunur, övünür; kadın utanır; paralize olur, susar.
Erkek istismar eder keyfine bakar, kadın utanır; dışlanma, suçlanma korkusuyla susar.
Erkek bütün bu ayrıcalıklı konumunu, bedensel üstünlüğünü, kolayca ulaşabildiği silahını cinayet için de kullanır:
Kadın ölür...
*
Bütün komplekslerini, kişiliksizliğini, sünepeliğini, karaktersizliğini, kifayetsizliğini kadınların kanı üzerinden örtbas etmeye çalışan bu tür erkeklere karşı yapılabilecek en etkili şey kadınların birbirinin yurdu olması, birbirine kol kanat germesidir.
Kadının etrafındaki tacizi, tecavüzü, dayağı, ensesti, işkenceyi fark edebilmesi, kız kardeşlerinin yüreğine gömdüğü sessiz çığlıkları duyması, duyurmasıdır. Devlet, belediyeler, Sivil toplum kuruluşları tarafından kurulmuş telefon hatları, bakanlıklarda, belediyelerde ilgili müdürlükler bunun için var.
*
Hiçbir kadın “Benim başıma gelmez” dememeli. Taciz, tecavüz, cinayet yaş, statü, eğitim, görünüm, kısacası hiçbir şey tanımıyor.
VGN’de yayımlanan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 2025 Kadın Cinayetleri Raporu bunun en net göstergesi. Rapora göre öldürülen yüzlerce kadının yaş aralığı 2 ile 83.
Kadın evde, ormanda, işyerinde, sokakta, sahilde, her yerde tanıdığı, tanımadığı, akrabası olan, olmayan erkekler tarafından 2 yaşında da tecavüze uğruyor, dövülüyor, öldürülüyor, 83 yaşında da.
Kurumlarda aile içi şiddet eğitimleri veriliyor, şiddete karşı tutum belgeleri imzalanıyor ama bunlar, kadın-erkek çalışan ilişkilerini doğru zemine oturtmaktan, eğitimin eve yansımasını sağlamaktan çok uzak. Yasalar var ama uygulayıcıların elinde çoğu zaman neredeyse erkeğin lehine dönüşüyor.
Yani konu dönüp dolaşıp yine “Kadın”a, sessiz çığlıklara kulak vermesine “Kadının, kadının yurdu olması”na, birbirine sahip çıkmasına geliyor.