Suudi Arabistan ile BAE rekabeti büyüyor
Bir dönem Körfez ülkelerini küresel finans, turizm ve teknoloji merkezi yapma hedefinde yakın çalışan Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri, son aylarda önceliklerini ayrıştıran adımlar atıyor. Riyad, büyük ölçekli dönüşüm projeleri için sermaye ve istikrar ararken Abu Dabi, ticaret ağları, limanlar ve bölgesel ortaklıklarla etki alanını genişletmeye odaklanıyor. Bu ayrışma, doğrudan yabancı yatırım çekme yarışını da daha görünür hale getiriyor.
Liderlik ve strateji yarışı
İki ülke arasındaki sürtüşmenin arka planında, bölgesel liderlik ve güvenlik mimarisini şekillendirme iddiası öne çıkıyor. Diplomatik temaslarda ortak çizgi korunmaya çalışılsa da sahadaki hamleler, karşılıklı güvensizliği besliyor. Özellikle Kızıldeniz bağlantılı güzergahlar ve Afrika Boynuzu, rekabetin yeni merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Petrol politikası ve OPEC düğümü
Enerji cephesinde ise üretim hedefleri ve fiyat dengesi başlığı, gerilimi besleyen ana dosyalardan biri olmaya devam ediyor. Suudi Arabistan, bütçe dengesi ve büyük projeler için daha istikrarlı fiyat görünümünü önemserken BAE, kapasitesini daha fazla kullanma hedefiyle daha esnek bir üretim yaklaşımını savunuyor. Son dönemde OPEC içindeki toplantı gündemlerinde arz politikası tartışmalarının yeniden öne çıkması, bu fay hattını görünür kıldı.
Yemen kriziyle tırmanan tansiyon
Gerilim yalnızca müzakere masasında kalmıyor. Yemen’de farklı yerel aktörlerle kurulan ilişkiler, iki başkent arasında yeni bir çatışma alanı yaratıyor. Aralık 2025 sonunda Yemen sahasında yaşanan kriz sırasında, Suudi Arabistan’ın koalisyon içinde BAE unsurlarının çekilmesine dönük çağrıları ve bunun ardından gelen karşılıklı sert mesajlar, ikili ilişkilerde kırılganlığın arttığına işaret etti.
Afrika Boynuzu ve Sudan hattında nüfuz mücadelesi
Rekabetin bir diğer ayağı Afrika Boynuzu ve Sudan çevresinde şekilleniyor. Bölgede limanlar, üsler, mali destek paketleri ve diplomatik angajmanlar üzerinden kurulan etkiler, yerel aktörleri iki taraf arasında pozisyon almaya zorluyor. Bu süreçte bazı ülkelerin Riyad, bazılarının ise Abu Dabi ile daha yakın çizgiye yönelmesi, bölgesel gerilim riskini yükselten bir dinamik olarak değerlendiriliyor.
İsrail ortaklığı ve kuşatma algısı
Riyad’ın hassas gördüğü başlıklardan biri de Abu Dabi’nin İsrail ile geliştirdiği savunma ve teknoloji iş birlikleri. BAE, bu hattı ekonomik çeşitlendirme ve güvenlik kapasitesi açısından önemli bir kaldıraç olarak değerlendirirken Suudi Arabistan, bunun bölgesel denklemde kendi manevra alanını daraltabileceği endişesini taşıyor. İsrail ile BAE arasındaki askeri ve savunma alanındaki temasların son yıllarda düzenli biçimde artması, bu algıyı güçlendiren faktörlerden biri olarak görülüyor.
Ekonomik dönüşüm planlarına maliyet baskısı
İki ülke de ekonomik çeşitlendirme programlarını sürdürse de rekabetin maliyeti artıyor. Savunma harcamaları, dış ortaklıklar ve bölgesel nüfuz yatırımları büyürken, kaynakların iç dönüşüm hedefleriyle dengelenmesi daha zor hale geliyor. Uzman değerlendirmeleri, rekabetin uzun süre kontrolsüz kalması halinde hem yatırım iklimini hem de bölgesel istikrarı baskılayabileceğine işaret ediyor.