sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Temiz çıkan testler yetmiyor; itibar kaybı kalıyor


Temiz çıkan testler yetmiyor; itibar kaybı kalıyor
Güncel / Uyuşturucu operasyonlarında "Masumiyet karinesi"

Türkiye, 8 Ekim’den bu yana heyecanlı bir dizi seyreder gibi, odağında ünlü isimlerin bulunduğu uyuşturucu operasyonlarını izliyor. Ancak sürecin; konunun hassasiyeti gereği çok hızlı ilerlemesi, her ifadenin yeni isimleri işaret etmesi, gözaltılarla birlikte medyanın yeni ayrıntıları “ilk” duyurma çabası, zaman zaman bireyin Anayasa’da temel hak olarak hüküm altına alınan “masumiyet karinesi”nin ihlaline neden oluyor. Oysa Anayasa’nın 38. Maddesi açık: “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.” Bu örnekte masumiyet karinesi, haberlerin hızı altında yerle bir oluyor. Tam üç aydan bu yana dosyada bir şekilde ismi geçtiği için gözaltına alınan ve adli tıp incelemesinde kan ve saç örnekleri temiz çıkan isimler hemen serbest bırakılıyor ama özel hayatları ve kariyerleri büyük hasar alıyor. Toplumun hassas sinir uçlarından biri olan uyuşturucu konusunda isimlerinin gerçek kullanıcı- yer sağlayıcı-satıcılarla birlikte anılması telafisi güç bir süreci tetikliyor. *** Kaynağından medyaya ulaşan bu kontrolsüz bilgi akışı sadece mesleki kariyerleri değil; kişilerin aile, arkadaş ve çocuk çevrelerindeki saygınlıklarını da zedeliyor. Bu noktada kamuoyunu bilgilendiren kurumların ve medyanın; masumiyet karinesi kapsamında çok daha hassas ve seçici bir dil kullanması, geri dönüşü olmayan zararların oluşmasını engelleme yönünde önemli bir adım olacaktır. Evet… Örneğin Oktay Kaynarca gibi medya ve halkla ilişkiler konusunda profesyonel bir ekibi olan sanatçılar kamuoyu ve medyayı anbean bilgilendirerek “şüphenin gün yüzüne çıkmasına izin vermeyen” bir süreç yürütmekte, karmaşayı denetim altında tutabilmektedir. Ama gözaltına alınan ve uyuşturucu testine sokulan her ismin böyle bir süreç yürütmesi mümkün değil. İşte bu nedenle bu hassasiyeti, “Masumiyet karinesi” adına ilgili kurumların ve medyanın üstlenmesi hukuki ve insani bir gerekliliktir. MASUMUN ‘SAVUNMA’SI Bu arada dün görülen bir başka dava da, medyanın hızının yanı sıra “dili”nin de mercek altına alınmasını zorunlu hale getiriyor. Dava; Ankara’da ilk duruşması görülen “TBMM lokantasında stajyer öğrencilere yönelik cinsel taciz” davası. Suçlama, “Çocuğa karşı cinsel taciz” ve “Sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı”. Önce olay tarihinde Meclis çalışanı olan tutuklu dört sanık savunma yapıyor. Ardından duruşma basına ve izleyiciye kapatılarak tacize uğrayan stajyer öğrencilerden birinin ifadesi SEGBİS aracılığıyla, psikolog gözetiminde alınıyor. Bu arada çocukların avukatları, CMK kapsamında duruşmadan hemen önce atama yapıldığını belirterek diğer çocukların ifadelerinin gelecek duruşmada alınmasını talep ediyor. Duruşma bittikten sonra “saygın” bir haber radyosunun muhabiri haberi aktarırken mağdur çocukların ifadesini “savunma” olarak niteledi. Cümlelerinde üst üste, “Bir mağdur savunmasını yaptı”, “Diğer mağdurlar savunmalarını daha sonra yapacak” gibi ifadeler kullandı. Oysa “savunma”, “suç” ile bağlantılı bir ifadedir. Mağdur adı üzerinde, “suç”un mağdurudur ve onun mahkemede yaptığı olayı aktarmaktır, ifade vermektir. Bu çok basit hukuki terimleri, hukuk eğitimi olmayanlar bile bilirken bu konuda asgari bilgi sahibi olması beklenen bir muhabirin “mağdur”, “savunma” ifadelerini yan yana kullanması kabul edilemez. Aynı şekilde yine saygın ve aslında bu tür konularda hassas olduğu bilinen bir gazetenin haberinde de aynı ifadeler, “Mağdurların savunmaları SEGBİS üzerinden psikolog eşliğinde alınıyor. Çocuklara CMK'den duruşma öncesi atama yapılması nedeniyle mağdur çocukların avukatları bu aşamada çocukların savunmalarının alınmamasını talep etti” cümleleriyle yer aldı. *** Gazetecilikte yer alan “sehven” ifadesiyle kabul edilemeyecek bu hatalı kullanım, mağdur çocukları son derece zor durumda bırakacak bir potansiyele sahip. “Savunma” direk suçu çağrıştırdığı için bu çocuklar cevaplayamayacakları sorulara muhatap olabilirler. Özellikle cinsel taciz, cinsel istismar gibi olaylara ilişkin haberlerde kullanılan dil, kurbanların deşifre olma ya da suçlanma korkusuyla adli birimlere başvuramaması gibi sonuçlara da yol açabilir. Onun için bu tür haberlerde azami dikkat, hem bir habercilik görevi hem de insani bir mecburiyettir.

Diğer yazılar