Türkiye’de geçen yıl 573 şirket iflas etti
Türkiye’de şirket iflaslarına ilişkin 2025 verileri, küresel ölçekte artış hızındaki yavaşlamaya rağmen içeride baskının sürdüğünü ortaya koydu. Dun ve Bradstreet’in 2026 Küresel İflas Raporu’na göre Türkiye’de geçen yıl toplam 573 şirket iflas etti. Böylece ülkedeki şirket iflasları yıllık bazda yaklaşık yüzde 29 artmış oldu.
Rapor, dünya genelinde şirket iflaslarının 2025 yılında yüzde 7,1 arttığını gösterdi. Bu oran, 2024 yılında kaydedilen daha sert artışın altında kalsa da, iflas baskısının tamamen ortadan kalkmadığını ortaya koydu. Toplam iflas sayısı 627 bin 575’e ulaştı.
İncelenen 45 ekonominin 28’inde iflaslar artarken, 17 ülkede düşüş görüldü. Enerji ve gıda fiyatlarındaki görece gerileme ile enflasyon baskısının zayıflaması, küresel artış hızını aşağı çekti. Buna karşın şirket bilançoları üzerindeki finansman ve talep baskısı birçok ülkede etkisini korudu.
Türkiye verileri, sıkı finansal koşulların şirketler üzerindeki etkisinin belirginleştiğine işaret etti. Raporda, yüksek reel faiz ortamı, krediye erişimde yaşanan zorluklar ve özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerindeki finansman baskısı iflas artışının başlıca nedenleri arasında gösterildi.
İç talepteki kırılgan seyir, borçlanma maliyetlerinin yüksek kalması ve nakit akışı yönetiminde yaşanan sorunlar da şirketler açısından riskleri artıran unsurlar arasında öne çıktı. Bu tablo, küresel ölçekte artış hızının yavaşladığı bir dönemde Türkiye’nin daha kırılgan bir görünüm verdiğini gösterdi.
Ülkeler bazında en sert iflas artışı yüzde 65 ile Arjantin’de görüldü. Bu ülkeyi Yunanistan, Hong Kong, Suudi Arabistan ve İsviçre izledi. ABD’de de iflasların yüzde 26 yükselmesi dikkat çekti.
Bazı ülkelerde ise daha olumlu bir görünüm oluştu. Kolombiya’da iflaslar sert biçimde gerilerken, Endonezya, Hindistan ve Kanada gibi ülkelerde de düşüş kaydedildi. Bu ayrışma, küresel ekonomide toparlanmanın ülkeler arasında eşit dağılmadığını gösterdi.
Rapora göre iflas baskısı özellikle inşaat, perakende, konaklama ve hizmet sektörlerinde yoğunlaşıyor. Bu alanlarda hem finansman maliyetleri hem de talepteki oynaklık şirketlerin bilanço yapısını zorluyor.
Türkiye açısından da benzer bir kırılganlık dikkat çekiyor. Özellikle finansmana daha sınırlı erişebilen küçük işletmelerin, yüksek maliyet ve zayıf nakit akışı nedeniyle daha fazla baskı altında kaldığı değerlendiriliyor.
Raporda 2026 yılına ilişkin görünüm de temkinli bir çerçevede ele alındı. Küresel ölçekte iflas artış hızında bir yavaşlama görülse de, ticaret politikalarındaki belirsizlikler, jeopolitik gerilimler ve kredi koşullarındaki sıkılığın şirketler üzerinde yeni baskılar yaratabileceği belirtildi.
Türkiye için de bu yılın kolay geçmeyeceği mesajı öne çıktı. Finansmana erişimin seyrine, borçlanma maliyetlerine ve iç talepteki toparlanmanın gücüne bağlı olarak şirket iflaslarında yeniden yukarı yönlü bir hareket görülebileceği değerlendiriliyor.