sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Yeni Adalet Bakanı Gürlek İBB soruşturması ihbarla başladı


Yeni Adalet Bakanı Gürlek  İBB soruşturması ihbarla başladı
Politika

Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek, göreve geldikten sonra ilk röportajını A Haber’de canlı yayında verdi. İBB soruşturmasının vatandaş ve parti içi ihbarlarla başladığını söyledi, “şüphelinin sıfatı savcıyı ilgilendirmez” dedi; 86 milyonun bakanıyım. Kapısının tüm partilere açık olduğunu belirtti.

İBB soruşturması ihbarla başladı

Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek, göreve geldikten sonraki ilk canlı yayınında İstanbul Büyükşehir Belediyesi dosyasının başlangıcına ilişkin süreci anlattı. Gürlek, soruşturmanın “vatandaşlardan ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle” başlatıldığını söyledi. Savcılık açısından belirleyici ölçütün kişinin sıfatı değil, dosyaya giren iddiaların ve delil hatlarının “suç şüphesi” doğurup doğurmadığı olduğunu vurguladı.

Gürlek’in çizdiği çerçevede, soruşturmanın açılması bir tarafı peşinen suçlu ilan etmek anlamına gelmiyor. Savcılık makamının görevi, başvuru ve ihbarları kayıt altına alıp, hukuki eşikleri sağlayan iddiaları maddi verilerle test etmek. Gürlek, “şüphelinin sıfatı savcıyı ilgilendirmez” ifadesiyle, dosyada adı geçen kişinin kamu görevlisi, siyasetçi ya da başka bir unvana sahip olmasının soruşturma başlatma kararını tek başına belirlemediğini; belirleyenin ihbarın içeriği, somutlaştırılabilir iddia hattı ve elde edilebilir delil akışı olduğunu anlattı.

Atama ve ilk yayın

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararının ardından Adalet Bakanlığı koltuğuna getirilen Akın Gürlek, canlı yayına göreve başladıktan sonra çıktı. Yayında, önceki Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a da teşekkür ederek devir teslim sürecinin kısa aralıkla tamamlandığını aktardı. Kendisini “düne kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı” olarak tanımlayan Gürlek, 17 milyonluk bir şehirde başsavcılık yapmanın ağır bir sorumluluk olduğunu, bu görevi yürütürken birlikte çalıştığı savcılara ve adliye personeline teşekkür ettiğini dile getirdi.

Gürlek’in konuşmasının ana omurgası, yeni görevini “emanet” olarak gördüğü vurgusuydu. “86 milyonun bakanıyım” ifadesini birkaç kez tekrarlayan Gürlek, Adalet Bakanlığı makamının kişisel bir sahiplik değil, millet adına yürütülen bir görev olduğunu söyledi. Adaletin zedelenmesi halinde güvenin sarsılacağını, güvenin sarsılması halinde de kamu düzeninin zarar göreceğini ifade ederek, bu yüzden kurumların itibarı ve yargıya güven başlığının temel öncelik olacağını belirtti.

“Kapım her siyasi partiye açık”

Gürlek, kendisine ulaşmak isteyen herkes için kapısının açık olacağını, siyasi parti ayrımı yapmayacağını söyledi. “Hakka, hukuka kim ihtiyaç duyuyorsa ben onların yanındayım” yaklaşımını öne çıkaran Bakan, hem mağduriyet iddiası olan vatandaşlar hem de farklı siyasi partilerle temas konusunda “diyalog kapılarının kapanmaması gerektiğini” vurguladı. Kendisini “siyasi kimliğin dışında” adalete ihtiyaç duyan herkesin bakanı olarak tarif etti.

Bu yaklaşımı anlatırken, önceki görevlerinde de parti ayrımı gözetmeden çalıştığını, adliyedeki çalışma düzeninde kapısının “herkese açık” olduğunu söyledi. Yeni dönemde de aynı ilkeyi bakanlık düzeyinde sürdüreceğini, başvuru ve taleplerin hukuki çerçevede ele alınacağını dile getirdi.

Meclis’te yemin törenindeki gerilim

Yayında, TBMM’deki yemin oturumunda yaşanan tartışmaya da geniş yer verdi. Gürlek, hakim ve savcı kökenli olduğunu hatırlatarak, bir anda siyasi bir göreve geçmenin kendisi açısından “farklı bir ortam” olduğunu söyledi. Yemin sürecinin Anayasa gereği “usuli bir işlem” olduğunu, bakanlık görevinin Cumhurbaşkanlığı kararıyla başladığını, yemin sürecinin ise Meclis’te yürütülen formal bir aşama olduğunu anlattı.

Kürsüye çıkmadan önce Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın odasında farklı partilerden grup başkanvekilleriyle bir araya geldiklerini, ortamın “nezaketli ve samimi” geçtiğini; tebrikleşme ve tokalaşma olduğunu aktardı. Ardından kürsüye davet edildikleri anda ortamın birden gerildiğini, metni okumaya başladığı sırada “ortalık karıştı” diyerek anlattı. Yaşananların kendisini “üzdüğünü ve şaşırttığını” belirten Gürlek, bu tablonun şahıslar üzerinden değil, kurumlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Gürlek’e göre burada tartışmanın merkezi “Akın Gürlek” değil, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı gibi devlet kurumlarının Meclis kürsüsünde temsil edilmesi. Bu nedenle Meclis’in ve yemin gibi resmi süreçlerin yıpratılmaması gerektiğini, yaşananların “millet iradesine” de yakışmadığını ifade etti. O gün bunun örgütlü bir iş olup olmadığını bilemeyeceğini, ancak kurumlar adına keşke yaşanmasaydı dediğini kayda geçirdi.

İBB soruşturması nasıl başladı

Canlı yayındaki en çok merak edilen başlıklardan biri İBB dosyasının başlangıç hattıydı. Gürlek, soruşturmanın, vatandaşlardan gelen ihbarlar ve şikayetler ile dosyaya giren başvurular üzerinden açıldığını söyledi. Bu tür başvuruların savcılık açısından “işleme konulması gereken” nitelikte olduğunu, iddiaların hukuki eşiklere ulaştığı noktada soruşturma başlatmanın bir tercih değil, yükümlülük olarak görülmesi gerektiğini anlattı.

Gürlek’in yaklaşımında iki vurgu öne çıktı. Birincisi, soruşturmanın “kime yönelik” olduğu değil, “neye ilişkin” olduğu. İkincisi ise soruşturmanın varlığının tek başına hüküm olmadığı. Savcılık aşamasının, iddia ve delil hattını toplama, doğrulama ve hukuki nitelendirme üzerinden ilerlediğini; yargılamanın ise mahkeme safhasında yürüdüğünü hatırlattı. Bu nedenle “sıfat” tartışmasının savcılığın soruşturma açma mantığını değiştirmemesi gerektiğini ifade etti.

Gürlek ayrıca, kamuoyunda yüksek görünürlük kazanan dosyalarda kurumların daha fazla yıpratılabildiğini, bu yüzden hem soruşturma süreçlerinde hem de siyasi tartışmalarda “kurumların itibarı” ve “yargıya güven” başlığının korunmasının önemini vurguladı. Kendisini 86 milyonun bakanı olarak konumlayıp, adalet hizmetinin kapsayıcı bir çerçevede yürütüleceğini söyledi.

Yeni dönemin mesajı: kurum, güven, erişilebilirlik

Gürlek’in canlı yayındaki anlatımı, üç ana mesaj etrafında toplandı. Birincisi, Adalet Bakanlığı’nın “emanet” olduğu ve 86 milyonun tamamını kapsadığı. İkincisi, siyasi gerilim anlarında dahi Meclis ve bakanlık kurumlarının yıpratılmaması gerektiği. Üçüncüsü ise, yüksek profilli dosyalarda savcılık mantığının “sıfata göre değil, ihbar, şikayet ve delil hattına göre” çalıştığı.

Bu çerçevede Gürlek, adalet hizmetinin yalnızca belirli kesimlerin değil, hakkını arayan herkesin meselesi olduğunu, kapısının da bu nedenle “herkese açık” kalacağını söyledi.

Benzer Haberler