Eğitimde yeni rota: Türkiye’nin Asya açılımı…
Dünya karmaşık bir süreçten geçiyor. Haritalar üzerinde sınırlar yeniden konuşulurken, jeopolitik gerilimler artıyor, saflar belirginleşiyor. Ama özellikle gençler için durum biraz daha farklı. Eğitim için, ticaret için, gelecek için hareketlilik hız kesmiyor. Belki de günümüzün en büyük paradoksu bu. Siyaset duvarları yükseltirken, üniversiteler kapılarını gençlere açıyor. Dünyada üniversiteler için uluslararası öğrenci çekme kapasitesi artık önemli bir rekabet başlığı haline gelmiş durumda. Uluslararası öğrenciler, ülkeler için hem ekonomik gelir hem de uzun vadeli diplomatik etki anlamına geliyor. UNESCO ve OECD verilerine göre, dünyada yaklaşık 8 milyon öğrenci eğitim için ülke değiştiriyor. Bu öğrencilerin yaklaşık yüzde 45-50’sini ise Asyalılar oluşturuyor. Hindistan, Çin, Güney Kore, Malezya ve Nepal gençlerini eğitim için yurt dışına gönderen Asya ülkeleri arasında başı çekiyor. Ve bu öğrenciler genellikle ABD, Birleşik Krallık, Kanada ve Almanya gibi geleneksel rotaları tercih ediyor. ABD’deki uluslararası öğrencilerin yüzde 60’ı Asya kökenli Avustralya’da 833 bin Asyalı öğrenci eğitim görüyor Kanada’da öğrenci profilinin yüzde 55’ini Asya’dan gelen öğrenciler oluşturuyor Malezyalı her 10 öğrenciden 6’sı eğitim için ABD, İngiltere veya Avustralya’yı seçiyor ABD’de güncel rakamlara göre 5 bin Malezyalı öğrenci bulunuyor 2028 İÇİN HEDEF 500 BİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ Türkiye son 10 yılda uluslararası öğrenci sayısındaki artışla dikkat çeken ülkeler arasında yer alıyor. Ancak Asya pazarı açısından henüz başlangıç aşamasında sayılırız. Küresel ölçekte yaklaşık 3,5–4 milyon Asya kökenli öğrenci dolaşım hâlindeyken, Türkiye’nin bu pazardaki payı sınırlı. Türkiye bu pastadan daha fazla pay almak için stratejisini yeniden şekillendiriyor. Türkiye’de eğitim gören uluslararası öğrenci sayısı 350 bin seviyesine ulaştı Son 10 yılda sayı 48 binden 350 bine çıktı Türkiye bugün dünyada en fazla uluslararası öğrenci ağırlayan ilk 10 ülke arasında gösteriliyor 2028 için hedef: 500 bin uluslararası öğrenci Uzun vadeli vizyon: 1 milyon öğrenci 2028 için hedeflenen 500 bin uluslararası öğrenci senaryosuna göre Asya’dan gelecek öğrencilerin payı yüzde 20–25 bandına çıkarılabilirse bu 100 bin civarında Asyalı öğrenci demek. Bu tablo Türkiye’yi bölgesel anlamda güçlü bir eğitim merkezi haline getirir. Son dönemde YÖK ve üniversitelerden gelen açıklamalar, yapılan anlaşmalar da bu konuda atılan adımların hız kazandığını ortaya koyuyor. İLK 10 ÜLKE ARASINDAYIZ YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar uluslararası öğrenci sayısının artırılmasına yönelik hedeflerin altını çiziyor. Türkiye'nin dünyada en fazla uluslararası öğrenciye sahip ilk 10 ülke arasında yer aldığını belirterek, Türkiye’deki değişimi sadece sayısal büyüme olarak değil, nitelikli öğrenci çekimi, güçlü lisansüstü programlar ve küresel akademik görünürlük üzerinden stratejik bir dönüşüm alanı olarak gördüğünü vurguluyor. 2024-2028 stratejik hedefleri dahilinde uluslararası öğrenci sayısını önce 500 bine, sonra ise 1 milyona çıkarmayı amaçladıklarını söylüyor. ASYA AÇILIMINDA İLK HAMLELER Bu hedeflerin hayata geçirilmesiyle ilgili somut adımlar ise sektör temsilcilerinden geliyor. Study in Türkiye Genel Müdürü Caner Otrakçı, Türkiye’nin Asya ve özellikle Güneydoğu Asya pazarına yönelik stratejik çalışmalarının meyvelerini vermeye başladığını belirtiyor. Otrakçı’ya göre Malezya ile imzalanan anlaşma, 2030’a kadar bu ülkeden 10 bin öğrencinin Türkiye’de eğitim görmesinin önünü açacak bir iş birliği modeli olarak önemli bir eşik teşkil ediyor. Bu yaklaşım, yalnızca öğrenci sayısını artırmayı değil; sürdürülebilir akademik ağlar ve uzun vadeli kültürel bağlar kurmayı da hedefliyor. 2030 PROJEKSİYONU Türkiye’de hâlen yaklaşık 300 Malezyalı öğrenci bulunuyor Malezya’dan her yıl 60 binden fazla öğrenci yurt dışına çıkıyor 2030 hedefi: 10 bin Malezyalı öğrenci EĞİTİMDEN ÖTE STRATEJİK DEĞER Siyasi, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (SETA) Genel Koordinatörü Doç. Dr. Nebi Miş, uluslararası öğrencilerin bir ülke için yalnızca eğitim ziyaretçisi olmadığını, aynı zamanda stratejik sermaye, kültürel ve diplomatik alanda küresel bir ilişki aktörü olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Doç. Dr. Miş, son yıllarda hızla artan öğrenci sayısının Türkiye'nin ülke olarak bir çekim merkezi haline gelmesinin somut bir işareti olduğunu söylüyor. GÜÇLÜ MEZUN AĞLARI… Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Başkanı Abdullah Eren de öğrenci sayısının yanında “nitelik” konusuna dikkat çekiyor. Eren’e göre süreç yalnızca öğrenci sayısını artırmak değil, güçlü mezun ağları kurmak ve uzun vadeli bağlar oluşturmak.