sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Alkol beyni nasıl ele geçiriyor


Alkol beyni nasıl ele geçiriyor
Sağlık / “Gri bölge içicileri” uyarısı: Bağımlılık başlamadan sinyal verebiliyor

Uzmanlara göre alkol, beynin ödül sistemini doğrudan etkileyerek kısa vadede rahatlama, gevşeme ve keyif hissini artırabiliyor. Bu mekanizma, insanın hayatta kalma ve motivasyon sistemleriyle bağlantılı olduğu için güçlü bir pekiştirme yaratabiliyor. Kişi ilk etapta sosyalleşmek, eğlenmek ya da “iyi hissetmek” için içtiğini düşünse de beynin bu ödül sinyallerine verdiği yanıt, içme davranışını daha sık tekrarlamaya itebiliyor.

Kimler daha savunmasız olabilir

Uzmanlar, biyolojik ve genetik yatkınlıkların içme davranışında rol oynayabildiğini belirtiyor. Bazı kişilerde ödül arayışı daha baskın, risk algısı ise daha düşük olabiliyor. Bu beyin yapısı, alkolün çekiciliğini artırarak daha sık ve daha fazla tüketimi kolaylaştırabiliyor.
Buna rağmen tablo tek başına biyolojiyle açıklanmıyor. Aile ortamı, sosyal çevre, iş stresi, yalnızlık, uyku düzensizliği, travma geçmişi ve ruhsal zorluklar gibi etkenler, alkolün kullanım amacını değiştirerek riski yükseltebiliyor.

Asıl kırılma noktası: “Çözüm olarak içmek”

Uzmanların en çok vurguladığı ayrım, alkolün bir eğlence unsuru olmaktan çıkıp “acı bastırma” ya da “günü atlatma” aracına dönüşmesi. Stres, kaygı, travma sonrası zorlanma, düşük özgüven veya dikkat sorunları gibi durumlarda alkol, geçici bir kaçış kapısı gibi görülebiliyor.
Bu noktada içme davranışı, rahatlatıcı bir alışkanlığa dönüşerek kişinin duygusal düzenleme becerilerinin yerini almaya başlayabiliyor. Zaman içinde kişi, aynı rahatlamayı sağlamak için daha fazla içme ihtiyacı hissedebiliyor.

Tolerans artışı ve kısır döngü

Uzmanlar, düzenli içmenin tolerans oluşturabildiğini, yani aynı etkiyi almak için giderek daha fazla alkol gerektiğini söylüyor. Bu durum, miktarın artmasıyla birlikte hem fiziksel hem psikolojik riskleri büyütebiliyor. Bir süre sonra içme davranışı “keyif” için değil, yokluğunda ortaya çıkan huzursuzluğu bastırmak için yapılmaya başlayabiliyor.

“Gri bölge içicileri” kimler

Uzmanlar, içicileri yalnızca “içmeyenler” ve “klinik bağımlılar” diye ayırmanın gerçeği yansıtmadığını vurguluyor. İki uç arasında geniş bir alan var ve bu alan için “gri bölge içicileri” ifadesi kullanılıyor.
Bu gruptaki kişiler işini kaybetmemiş, ağır sağlık sorunları yaşamamış olabilir. Ancak günlük performans, stres yönetimi, ebeveynlik, duygu kontrolü, ilişkiler ve üretkenlik gibi alanlarda sinsi bir düşüş görülebiliyor. Dışarıdan “her şey yolunda” görünse de içeride kapasite azalması yaşanabiliyor.

Ne yapılabilir: Azaltmak, durmak, yerine koymak

Uzmanlar, alkolle ilişkisinde sorun olduğunu düşünen kişiler için ilk ve pratik adımlardan birinin belirli bir süre tamamen ara vermek olabileceğini belirtiyor. Kısa süreli bırakma denemeleri, hem alışkanlığın düzeyini fark etmeyi hem de tetikleyicileri tanımayı kolaylaştırabiliyor.
Sosyal hayattan kopmamak adına alkolsüz seçeneklere yönelmek ve içme ritüelini başka bir alışkanlıkla değiştirmek de işe yarayabiliyor. Klinik düzeyde bağımlılık belirtileri olanlarda ise profesyonel tedavi, destek grupları ve tıbbi değerlendirme gerekebiliyor.

Ne zaman yardım aramak gerekir

Uzmanların işaret ettiği uyarı sinyalleri arasında içmeyi kontrol edememe, giderek artan miktarlar, bırakınca huzursuzluk, sorumluluklarda aksama, içmeye “ihtiyaç” hissetme ve alkolü duygusal sıkıntıyı bastırmak için kullanma yer alıyor. Bu işaretlerden birkaçı bir aradaysa, erken dönemde destek almak riskleri belirgin biçimde azaltabiliyor.

Benzer Haberler