Altın mı gümüş mü daha cazip?
Küresel piyasalarda altın ve gümüş arasındaki tercih yeniden tartışma konusu oldu. Rockefeller Global Investment Management’ın makro ve piyasa stratejisti Doug Moglia, altının mevcut emtia döngüsünde lider konumunu koruduğunu ve uzun vadeli yükseliş eğiliminin sürdüğünü belirtti.
Moglia’ya göre altın, yalnızca güvenli liman talebiyle değil, aynı zamanda merkez bankalarının rezerv politikaları, ETF girişleri, doların zayıflaması ve artan jeopolitik risklerle desteklenen daha geniş bir yatırım hikâyesine sahip. Bu nedenle stratejist, uzun vadeli yatırım temasında altının gümüşe göre daha güçlü bir konumda olduğunu değerlendiriyor.
Moglia, yayımladığı değerlendirmede altın için dikkat çekici fiyat hedefleri paylaştı. Stratejiste göre ons altın 2027 yılında 5 bin 500 doların üzerine çıkabilir. 2030’dan önce 8 bin dolar seviyesi gündeme gelebilir. Daha uzun vadeli senaryoda ise ons altında 10 bin doların aşılması ihtimal dahilinde görülüyor.
Bu beklenti, altının son yıllarda yakaladığı güçlü boğa piyasasının henüz sona ermediği görüşüne dayanıyor. Moglia, mevcut yükseliş döngüsünün dördüncü yılına girdiğini ve bu süreçte altının yatırımcısına yaklaşık yüzde 200 getiri sağladığını hatırlatıyor.
Altındaki yükselişin en önemli dayanaklarından biri merkez bankalarının güçlü alımları oldu. 2022, 2023 ve 2024 yıllarında dünya genelinde merkez bankaları yıllık bazda bin tonun üzerinde altın satın aldı. Bu miktar, küresel maden üretiminin yaklaşık dörtte birine denk gelen güçlü bir talep anlamına geliyor.
2025 yılında merkez bankalarının altın alımları 863 metrik tona geriledi. Ancak bu seviye, tarihsel ortalamaların üzerinde kalmaya devam etti. Aynı dönemde altın bazlı borsa yatırım fonlarının varlıklarında da güçlü artış görüldü. ETF talebindeki toparlanma, merkez bankası alımlarındaki yavaşlamayı dengeleyen unsurlardan biri oldu.
Moglia’ya göre Rusya’nın döviz rezervlerine yönelik yaptırımlar, merkez bankalarının rezerv kompozisyonunu yeniden düşünmesine yol açtı. Bu süreçte altın, dolar bazlı varlıklara alternatif güvenli rezerv aracı olarak daha fazla öne çıktı.
Stratejist, merkez bankalarının rezervlerinde altının payının yaklaşık yüzde 31 seviyesinde olduğunu belirtiyor. Moglia’ya göre bu oran zamanla doların küresel rezervlerdeki yaklaşık yüzde 56’lık payına yaklaşabilir.
Bu beklenti, küresel rezerv sisteminde çeşitlenme arayışının güçlenmesiyle bağlantılı. Özellikle jeopolitik gerilimler, kamu borçlarına ilişkin endişeler, mali riskler ve ABD Merkez Bankası’nın bağımsızlığına yönelik tartışmalar, altına olan ilgiyi destekleyen başlıklar arasında gösteriliyor.
Moglia, yalnızca altına özgü değil, daha geniş bir emtia döngüsünün oluştuğunu savunuyor. Bu döngüyü enerji dönüşümü, yapay zekâ altyapısına yönelik büyük yatırımlar, üretimin yeniden ülke sınırlarına taşınması, enerji güvenliği ihtiyacı ve uzun yıllar devam eden yetersiz yatırım süreci şekillendiriyor.
Bu ortamda altın, hem finansal risklere karşı koruma aracı hem de rezerv çeşitlendirme unsuru olarak öne çıkıyor. Stratejiste göre bu nedenle altındaki yükseliş yalnızca kısa vadeli fiyat hareketlerinden ibaret değil, daha yapısal bir eğilime dayanıyor.
Gümüş tarafında ise farklı bir hikâye öne çıkıyor. 2021’den bu yana güneş enerjisi, elektrikli araçlar ve yapay zekâ teknolojilerinden gelen talep gümüş piyasasında yapısal arz açığı oluşturdu. Gümüşün sanayide yoğun kullanılması, fiyatları destekleyen ana unsurlardan biri hâline geldi.
Ancak gümüş arzının önemli bölümü bakır, kurşun, çinko ve altın gibi diğer metallerin madenciliği sırasında yan ürün olarak elde ediliyor. Bu durum, fiyatlar yükselse bile üretimin hızlı biçimde artırılmasını zorlaştırıyor. Arzın esnek olmaması, gümüşte sert fiyat hareketlerine zemin hazırlıyor.
Gümüş fiyatları son dönemde altına göre daha güçlü bir performans sergiledi. Yıl başından bu yana gümüşteki artışın altını geride bırakması, yatırımcı ilgisini artırdı. Ocak 2026’da gümüş ons fiyatı kısa süreliğine 120 doların üzerine çıktıktan sonra geri çekildi.
Moglia’ya göre bu güçlü yükselişin ardından altın-gümüş rasyosu tarihi zirvelerden gerileyerek uzun vadeli ortalamalarına yaklaştı. Bu nedenle gümüşün kısa vadede altına kıyasla daha sınırlı bir yükseliş alanı taşıdığı değerlendiriliyor.
Yatırım tercihi açısından Moglia’nın değerlendirmesi net bir ayrışmaya işaret ediyor. Gümüş, sanayi talebi ve arz açığı nedeniyle güçlü bir hikâyeye sahip olsa da daha oynak bir piyasa yapısı taşıyor. Altın ise merkez bankası talebi, rezerv çeşitlendirmesi, ETF girişleri ve güvenli liman özelliğiyle daha geniş tabanlı destek buluyor.
Bu nedenle stratejistin yaklaşımına göre uzun vadeli yatırım temasında altın daha mantıklı seçenek olarak öne çıkıyor. Gümüş ise yüksek getiri potansiyeli taşımasına rağmen kısa vadede sert dalgalanmalara daha açık bir görünüm sergiliyor.