Düzensiz uyku kalp sağlığını etkileyebilir
Uyku hakkında konuşulurken çoğu kişi toplam uyku süresine ve gece kaç kez uyandığına odaklanıyor. Uzmanlara göre ise üçüncü bir başlık daha var: Uyku saatinde tutarlılık. Bu kavram, yatış ve kalkış saatlerinin her gün benzer kalmasını, genellikle yarım saatlik sapmayı aşmamasını ve hafta sonlarını da kapsamasını ifade ediyor.
Uyku tutarlılığıyla sağlık sonuçları arasındaki ilişkinin önemli bölümü gözlemsel çalışmalara dayanıyor. Bu nedenle sonuçlar nedensellik kanıtı sayılmıyor, ancak farklı araştırmalarda benzer eğilimler görülüyor.
Çeşitli çalışmalarda, en düzensiz uyku örüntüsüne sahip gruplarda kalp-damar hastalıkları riskinin daha yüksek seyrettiği; düzensizliğin obezite ve bazı ruh sağlığı sorunlarıyla da ilişkilendirilebildiği belirtiliyor. Bazı araştırmalarda ise uyku saatleri daha düzensiz olan kişilerde demans riskinin arttığına işaret eden bulgulara yer veriliyor.
Araştırmacıların öne çıkan açıklaması, biyolojik saatin bozulmasıyla ilgili. Vücudun yaklaşık 24 saatlik ritmi, uyku uyanıklık döngüsünün yanı sıra hormon salınımı, metabolizma, bağışıklık tepkisi, iştah ve kardiyovasküler işlevlerle de bağlantılı. Yatış ve kalkış saatleri sık değiştiğinde, bu sistemlerin zamanlaması da şaşabiliyor.
Düzensiz saatlerin, stres hormonlarının salınımında oynaklığa ve vücutta iltihaplanma süreçlerinde artışa zemin hazırlayabileceği; ayrıca geç saatlerde yeme eğilimini artırarak sindirim sorunları ve kilo artışıyla ilişki kurabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlar, uyku saatinde tutarlılık için önce kalkış saatini sabitlemeyi öneriyor. Hafta sonu dahil benzer saatte uyanmak, yatış saatinin de zamanla aynı çizgiye gelmesine yardımcı olabiliyor.
Akşam rutini için, yatma saatinden yaklaşık bir saat önce hatırlatıcı kurmak ve bu süreyi sakin aktivitelerle geçirmek öneriler arasında yer alıyor. Sabah ise mümkünse her gün aynı saatlerde 20-30 dakika gün ışığı almak, biyolojik saatin ayarlanmasına destek olabiliyor. Bulutlu havada bile dışarı çıkmanın, yalnızca pencere kenarında durmaya göre daha etkili olabileceği ifade ediliyor.
Uyku süresi hafta içinde yetersiz kaldıysa hafta sonu telafi uykusunun faydalı olabileceği, ancak bunun mümkün olduğunca düzeni tamamen bozmayacak şekilde planlanmasının daha uygun olacağı vurgulanıyor.
Horlamanın eşlik ettiği nefes durmaları, uzun süren uykusuzluk, gündüz aşırı uyuklama ya da vardiyalı çalışma gibi durumlarda kişiye özel plan gerekebileceği belirtiliyor. Bu tür yakınmalar varsa sağlık profesyoneline başvurulması öneriliyor.