LGS 2026 maratonunda bir annenin notları
LGS 2026 hazırlık sürecinde bir annenin gözünden gerçekler ve tavsiyeler Bu yıl 1 milyon öğrenci LGS sınavına hazırlanıyor. Sınava girecek öğrencilere anne babalar ve kardeşler de eklenince LGS’nin stres ve gerilim hattına maruz kalanları sayısı katlanıyor. Yıllardır LGS’ye hazırlık süreciyle ilgili duyduklarımızı bu yıl ailece bizzat tecrübe ediyoruz. Tabii ki 1 milyon öğrenci bir milyon farklı hikaye 1 milyon farklı deneyim demek. Ben sizinle kendi deneyimlerimden yola çıkarak yaşadıklarımı paylaşıyorum. Bizim durumumuzdakiler için ‘Oh be tek başımıza değilmişiz’ dedirten bir nefes, sistemli olarak hedeflerine yürüyenlere ise güç vermesi umuduyla başlayayım anlatmaya…
Eğitim kalitesi düşerken, nitelikli liselere girmek her geçen yıl zorlaşıyor. Sınavların güvenilirliği ile ilgili soru işaretleri artıyor. LGS artık 500 tam puan alanların bile kendini güvende hissetmedikleri bir sınav haline geldi. Geçen yıl 719 birinci çıkması ve bunlardan ancak 400’ünün istediği okullara girebilmesi maalesef motivasyon kemirici olarak zihinleri tüketiyor. Birkaç yıl önce bana LGS sınavı için endişeleneceğimi söyleseler inanmaz, ‘Bu konuyu o kadar da büyütmeyin derdim. Ama oğlum sekizinci sınıfa doğru ilerlerken ben de resmen “LGS anneleri” kervanına katıldım. LGS süreci puslu bir yol olsa da biz umutlarımızı yüklenip oğlum 7’nci sınıftayken hazırlıklara başladık… Birçok ebeveyn gibi biz de sınava hazırlıkta en doğru yolu bulma endişesi taşıyorduk. Oğlum için doğru tercih dershane mi, yoksa özel ders miydi? Her çocuğun öğrenme biçimi farklı olduğu için bu seçim büyük önem taşıyor. Bazı çocuklar derste arkadaşlarının sorularıyla eksiklerini tamamlayıp grupla birlikte motive olurken, bazılarının dikkati dağılabiliyor. Biz bu yıl özel dersle devam etmeye karar verdik.
ÇALİŞAN ANNE PARADOKSU
Birçok kadın gibi ben de çalışan bir anneydim. Doğum iznimin ardından oğlum 6 aylıkken onu önce annelerimize, 11 aylıkken de bakıcısına bırakarak çalışma hayatıma devam ettim. Ortaokula başlamasıyla okul dönüşlerinde evde tek başına vakit geçirmeye başladı. Benim çalışma saatlerim nedeniyle onun düzenli bir ders çalışma rutini oluşması gecikti. Bilgisayar hayatında daha çok yer almaya başladı. Bu da derslere odaklanma ve dikkatini toplama konusunda zorlanmasına neden oldu. Aslında geçen yıl yaptığımız ‘provalar’ bu yılla ilgili aldığımız kararları keskinleştirdi. Bir anne olarak sınav stresi ve ergenlikle mücadele eden oğlumun yanında olabilmek için çalışma hayatıma ‘büyük tarih olan’ 14 Haziran 2026’ya kadar ara verdim. Oğlumun kaptan olduğu bir takım oyunu kurduk. Bugün geldiğimiz noktada, LGS hazırlık sürecindeki son durumumuz özetle şöyle:
• LGS sürecinin bir yarıştan çok uzun soluklu bir yolculuk olduğunu kabul ettik.
• Günlük küçük düzenlemelerin (uyku, kahvaltı, çalışma saatleri) çocuğun yükünü hafiflettiğini gördük.
• Akademik hedefler kadar çocuğun duygusal olarak iyi bir durumda olmasının ne kadar önemli olduğunu anladık.
• Ergenlik ve sınav baskısı iç içeyken, sakin kalmanın en güçlü destek olduğunu deneyimledik.
• Anneler için bu sürecin, kontrol etmekten çok eşlik etmeyi öğrenmek olduğunu fark ettik.
• Beklentileri net ama esnek tutmanın çocuğun motivasyonunu koruduğunu gördük.
• Her çocuğun LGS yolculuğunun kendine özgü olduğunu kabul ettik.
Sonuçtan bağımsız olarak, çocuğun kendini güvende hissetmesinin en büyük kazanım olduğunu biliyoruz. Bedeni değişip duyguları altüst olurken 13-14 yaşında bir çocuğa hayatının yönünü belirleyecek bir sınavın sorumluluğunu yüklemek son derece yıpratıcı. Bu süreçte çocuklarımızı başkalarıyla karşılaştırmak yerine onlara inanmak ve yanlarında olduğumuzu hissettirmek çok önemli. LGS geçecek, geride ise çocuklarımızın hayatında bu süreci birlikte nasıl yürüdüğümüzün izi kalacak.