Yeni genetik hastalık bulundu
Bilim insanları, erken yaşlanma belirtileri ile ağır nörolojik ve zihinsel gerilemeyi bir arada gösteren yeni bir genetik hastalık tanımladı. Araştırmada, hastalığın IVNS1ABP genindeki mutasyondan kaynaklandığı belirlendi. Bulgular, yaşlanma biyolojisi ile beyin sağlığı arasındaki ilişkiye yeni bir pencere açtı.
Araştırmacılar, incelenen hastalarda saç beyazlaması gibi erken yaşlanma bulgularının görüldüğünü, ancak tablonun klasik progeriadan farklı ilerlediğini aktardı. Klasik progeriada bilişsel işlevler çoğu zaman korunurken, bu yeni tabloda motor becerilerde gerileme, nörolojik kayıp ve zihinsel işlevlerde bozulma dikkat çekti.
Ekip, genom dizileme ve çekinik özellik haritalama yöntemlerini birlikte kullanarak hastalığın genetik nedenini araştırdı. Yapılan analizler sonucunda odak noktası IVNS1ABP geni oldu. Araştırmacılar, bu genin daha önce yaşlanma, erken yaşlanma sendromları ya da nöropatiyle ilişkilendirilmediğini vurguladı.
Çalışmada, hastalardan alınan deri hücreleri yeniden programlanarak indüklenmiş pluripotent kök hücrelere dönüştürüldü. Bu hücreler daha sonra sinir sistemi gelişiminin erken evresindeki nöral öncül hücrelere çevrildi. Böylece mutasyonun hücresel düzeyde nasıl bir etki yarattığı daha ayrıntılı biçimde incelendi.
Araştırmacılar, mutasyon taşıyan hücrelerin sağlıklı örneklere göre çok daha yavaş büyüdüğünü gözlemledi. Bu durum, hücrelerin bölünmeyi bıraktığı ancak tamamen ölmediği hücresel yaşlanma sürecine girdiğini gösterdi.
İncelemelerde, mutasyon taşıyan hücrelerde DNA hasarına işaret eden birden fazla belirtecin arttığı saptandı. Ayrıca hücre döngüsünü baskılayan ve yaşlanmış hücre durumuyla ilişkili genlerin daha yüksek düzeyde ifade edildiği görüldü. Bulgular, hastalığın yalnızca gelişimsel değil, aynı zamanda ilerleyici hücresel yıpranmayla bağlantılı olduğunu ortaya koydu.
Araştırmaya göre temel bozulma, hücre bölünmesi sırasında görev yapan aktin yapılarında ortaya çıkıyor. Normal koşullarda aktin, hücrenin düzgün biçimde ikiye ayrılmasına yardımcı olan dengeli ve yuvarlak bir halka oluşturuyor. Mutasyon taşıyan hücrelerde ise bu halka küçülmüş ve düzensiz bir biçim alıyor.
Bu bozukluk, hücrelerin simetrik şekilde bölünmesini engelliyor. Sonuçta hücreler ayrılma sırasında hasar görüyor, genetik materyal zarar görüyor ve bazı hücreler yaşamını sürdüremiyor.
Araştırmacılar, laboratuvar ortamında aktin yapısını dengelemeye yönelik kimyasal müdahaleler uyguladı. Elde edilen sonuçlar, hücre bölünmesindeki bozulmanın kısmen düzeltilebildiğini ve hücre büyümesinin iyileştiğini gösterdi. Bu bulgu, henüz erken aşamada olsa da olası tedavi stratejileri açısından dikkat çekici bulundu.
Çalışma, nadir ve daha önce tanımlanmamış hastalıkların anlaşılmasında hücresel yeniden programlama yöntemlerinin önemini de ortaya koydu. Uzmanlara göre hasta kaynaklı hücre modelleri, hem hastalığın biyolojik mekanizmasını çözmek hem de yeni tedavi seçeneklerini test etmek açısından güçlü bir araç olabilir.
Araştırmacılar, sonraki aşamada hayvan modelleriyle bulguları desteklemeyi hedefliyor. Buna rağmen mevcut sonuçlar, erken yaşlanma ile beyin gerilemesini birleştiren bu yeni hastalığın moleküler temelinin önemli ölçüde aydınlatıldığını gösteriyor.