Anna Jarvis o anneleri düşünmüş müdür acaba?
Bugün Anneler Günü…
Amerikalı Anna Jarvis tam 118 yıl önce, tüm annelerin onurlandırılması için başlattığı Anneler Günü’nün bazı anneler için en acı gün olabileceğini hiç düşünmüş müdür acaba?
Tüm annelerin o gün mutluluktan havalara uçmasını hayal ederken, evladını kaybeden anneler, eli öpülemeyecek, sevgiyle kucaklanamayacak, gözünün yaşı dinmeyen anneler gelmiş midir aklına?
Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’ndaki baskında, 15 Nisan’da evlatlarını kaybeden anneler örneğin.
Kilometrelerce uzakta sadece “insan” olma sıfatımla ben böylesine acıya boğulurken; sınıflarında neşeli ders çekişmeleri acı çığlıklara dönüşen çocuklar aklımdan çıkmazken, kanlı saldırı görüntüleri gözümün önünden gitmezken o annelerin ne yaşadığını, ne hissettiğini tahmin bile edemem.
Bugün o annelerin de Anneler Günü. Sosyal medyada, televizyonlarda, mağazalarda rastladığım Anneler Günü reklamları taş gibi çöküyor yüreğime.
O sabahı, o çocukları, o anneleri düşünmeden edemiyorum. Sabah öpülerek uyandırılan, aceleyle kahvaltıya oturtulan, neşeyle “Hoşça kal” diye evden fırlayan çocukları, bir lokma fazla yesin diye uğraşan, son anda yakasını paçasını düzelten, arkasından gülümseyerek el sallayan anneleri… Eevlatları için en güvenli yer olduğunu düşündüğü yerden, okulundan ölüm haberini alan o anneleri düşünmeden duramıyorum.
14 yaşındaki Kağan’ın annesi Rabia Hatun Güngör.
Hepsi de 11 yaşında olan diğer çocukların anneleri…
Yusuf Tarık’ın annesi Kezban Gül,

Yılmaz Efe’nin annesi Meryem Konar,
Almina’nın annesi Gülden Ağaoğlu,

Şuranur Sevgi’nin annesi Ayşegül Kazıcı,
Kerem Erdem’in annesi Yasemin Güngör,

Adnan Göktürk’ün annesi Sonay Yeşil,
Furkan Sancak Balal’ın annesi Tuba Belli,
Zeynep’in annesi Emine Kılıç,
Belinay Nur Boyraz’ın, Bayram Nabi Şişik’in anneleri…
Eminim ki her biri şimdi güne gözyaşlarıyla başlayıp kimi tevekküle, kimi dini ritüellere, kimi sabra sığınarak, kimi isyan ederek; kimi diğer evlatlarına sarılarak, kimi kendini o derin üzüntüde kaybederek acıyla baş etmeye çalışıyor.
Dedim ya o acıyı yaşamadan o yüreklerde ne olup bittiğini anlamak, anlatmak mümkün değil. Her birine sabır diliyorum. Dayanma gücü diliyorum.
Öğretmenlerimizin hakkı ödenmez. Hala...
Biz küçükken Anneler Günü’nde öğretmenlerimizin de elini öperdik. Bizim için ne kadar değerli olduklarını ifade etmenin yollarından biriydi. Açıkçası son yıllarda sosyal medyaya düşen “öğretmen” paylaşımlarının da etkisiyle bu değerin biraz düştüğünü, öğretmenlerin zamanın ruhuna uyarak idealizmi kenara koyduklarını, popülariteyi öne çıkardıklarını düşünüyordum. Ama Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul baskınları bize o değerli öğretmenlerin hala var olduğunu gösterdi.
Her iki olayda da eğitimciler yaptıkları girişimlerle yaklaşan tehlike konusunda yetkili makamları uyarmışlardı. Çocuklarımızı, arkadaşlarıyla iletişimini, hüzünlerini, sevinçlerini sıkıntılarını hala en tarafsız şekilde değerlendiren, çocuklarımızın iyiliği için her şeyi yapanlar, hala öğretmenlerimizdi. Kahramanmaraş saldırganının davranışlarıyla ilgili aileyi bilgilendirmiş, bir sonraki aşamada polise, savcılığa, milli eğitim müdürlüğüne kadar başvurmuşlardı.
Yani tik tok’lardaki soytarılıkları, eğitim yuvalarından only fans’e transferleri, Instagram, X, ve reels’lara yansıyan bayağı görüntüleri boş verin. Onlar münferit olaylar...Öğretmenlerimiz hala çocuklarımızı emanet edebileceğimiz en güvenilir yetişkinler, okullarımız en güvenilir mekanlar.
Hala Ayser Çalık Ortaokulu’ndaki saldırıda öğrencilerine siper olarak can veren Ayla Kara öğretmenimiz gibi kahramanlarımız var.
Tüm öğretmenlerimizin de Anneler Günü’nü kutluyor, her birinin ellerinden öpüyorum.