sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



‘Kadın hakları penceresi’nden erkeklerin ‘hatalı’ davranışları


‘Kadın hakları penceresi’nden erkeklerin ‘hatalı’ davranışları
Politika / Bu afiş 8 Mart 1914'te Almanya'da Dünya Kadınlar Günü için basılmış.

Dünya Kadınlar Günü…

İşçi, emekçi, emekli, memur, anne, evlat, genç, yaşlı, çocuk, zengin, fakir, becerikli, beceriksiz, seksi, hanım hanımcık, muhafazakar, feminist, yetenekli, yeteneksiz, uzun, kısa, zayıf, şişman, Müslüman, Hristiyan, Musevi, siyah, beyaz, sarı, kızıl kadınların bir araya geldiği; kadınların etnik, ülke, kimlik, aidiyet ve daha bir sürü şeye hiç aldırmadan tek ses çıkardığı, tek yürek olduğu gün.

Kadının tüm zorluklara nasıl göğüs gerebileceğini, gerekirse canını vererek mücadele edebileceğini; “isteyince” neleri başarabileceğini gösteren, gösterdiği gün..

8 Mart Kadınlar Günü…

Bu günü “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak nitelendirenler de var. Ben ise zaten yeterince erkek egemen toplumlarda kıstırılmış, yalnızlaştırılmış, her türlü argümanla zayıflatılmaya çalışılan kadının kendine ait tek günde de kategorilendirilmesine karşı olanlardanım. Üstelik dünya kadınları “sınırlayıcı” bu tanımı ta 1945’te terk etmiş. Şimdi de tarihte o onu yaptı, bu bunu yaptı demek yerine birlik olup isimli isimsiz o kadınları, o insanları; bir ve tek olduğumuzu, güçlü olduğumuzu göstererek onurlandırmak bana daha anlamlı geliyor.

Bir de “kutlama” mı, “anma” mı meselesi var. Her işe olduğu gibi buna da (lütfen amiyane tabirimi hoş görün) burnunu sokan erkekler, “Ne kutlaması. ABD’de kadın işçiler yanarak öldü. Onlar anılmalı” deyip, alanlardaki kutlamalara, yürüyüşlere burun büküyorlar. Oysa bu olay Kadınlar Günü ilanlarının gerçekleştiği dönemde hiç gündeme gelmemiş, sonradan etkinliklere dahil edilmiş.

Tarihsel süreçte 1910 yılında Enternasyonal'e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı'nda Almanya’dan Clara Zetkin ve arkadaşları “Kadınlar Günü” önerisi getirmiş ve kabul edilmiş. “8 Mart” için ise iki tarihe atıf yapılır. İlki 1921’de Moskova’da toplanan 2. Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı’nda, Rusya Temsilcisi Nikolaeva’nın önerisi üzerine kabul edilen Petrogradlı kadınların monarşinin devrilmesine yol açan gösterilere katıldığı 8 Mart 1917 tarihi, ikincisi ise ABD’nin New York kentinde çoğu sosyalist olan kadınların öncülüğünde sendikal haklar ve kadınlara oy hakkı için düzenlenen 8 Mart 1908 mitingi. Bunun gibi Türkiye’de de kadınların bir mücadele süreci var.

Bu gün, işte bütün o kadınların anıldığı, onurlandırıldığı, onlar sayesinde aşılan zorlukların kutlandığı; her kadının kendi mücadelesini yanına alıp alanlara çıktığı, geleceği şekillendirme iradesini ortaya koyduğu, tüm egemen ve otoriter figürlere kadının bir ve beraber olduğunda, dünyayı dönüştürme gücüne sahip olduğunu hatırlattığı gün. 

Yani bizim günümüz. Kadınların günü. Tüm dünya kadınlarının günü.

Kutlu olsun…

Bahane 'Korumak'

Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir pencere de, dünyada ve ülkemizde “Kadın Hakları” açısından açmak isterim.

Çok güncel, çok hayatın içinden, çok hasar veren, çok yaralayan, çok sinirlendiren, çok tepkiye neden olan bir yerden, erkeklerin kadınlara bilinçli-bilinçsiz davranışlarından (Suç olanlar dışında) "başlıklar” halinde söz edeceğim ki akılda kalsın, unutulmasın.

“Bilmiyordum“, “Görmedim”, “Duymadım” denilmesin.

İş Yaşamı

-Eşit işe eşit ücret vermemek

-Yönetici olmalarının engellenmesi

-Şaka kisvesiyle uygunsuz sözler, fiziksel temas

-Fikirlerini görmezden, duymazdan gelmek veya sahiplenmek

-Çocuğu var, hamile, evli, “kadın” gibi bahanelerle hak ettiği terfiyi, görevi vermemek

Aile yaşamı

-Evde hiçbir işe, (yemek-temizlik- ütü vs) ve çocuk bakımına yardım etmemek

-Çalışmasına izin vermemek

-Çalışıyorsa kazancına el koymak ya da kontrol etmek

-Şaka kisvesiyle küçümseyici sözler, tanımlar kullanmak

-Aşağılamak, baskı altına almak, sürekli eleştirmek

-Arkadaşlarıyla görüşmesini, buluşmasını engellemek.

Sosyal Yaşam

-Giyimi ya da yaşam tarzı üzerinden yargılamak

-Sözünü kesmek veya konuşmasına alan tanımamak

-Başarısını küçümsemek

-Sosyal medya platformlarında rahatsız etmek

-Cinsiyetçi küfürler

-(Gazeteci, siyasetçi vs. kadınlara yönelik) linç kampanyaları

-“Duygusal”, “agresif”, “yetersiz” gibi etiketlemeler

-Teknik konuları bilmeyeceğini varsaymak

-Tanımadığı kadına fiziksel mesafe ihlali (İzinsiz dokunma, omuz tutma vb.)

-Toplantılarda daha az konuşmasını beklemek

-“Yardımcı rol” vermek

- Koruma bahanesiyle güçsüz göstermek

Diğer yazılar

NURHAN FIRATLI

NURHAN FIRATLI kimdir?

İstanbul doğumlu, Ankara Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu mezunu, İstanbul Üniversitesi AUZEF Siyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi Bölümü 2. Sınıf Öğrencisi. Cumhuriyet, Milliyet, Sabah, Habertürk gazeteleri ile Flash TV ve ATV’de politika muhabiri, politika editörü, programcı olarak çalıştı.
2005’te yürürlüğe giren Türk Ceza Hukuku Reformu’nun hazırlığı sırasında “Basın“ çalışma komisyonunda ve 2013’te Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nce kurulan, gazetecilik “Mesleki yeterlilik” standartlarının oluşturulması komisyonunda görev yaptı. Sürekli sarı basın kartı sahibi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Muğla Gazeteciler Cemiyeti üyesi.