Halkın Mutfağı mı, İktidarın Takvimi mi?
Ankara’da Seçim Satrancı: Halkın Mutfağı mı, İktidarın Takvimi mi?
Ankara’nın soğuk koridorlarında bugünlerde tek bir soru yankılanıyor: Erken seçim mi, ara seçim mi?
Muhalefet, 31 Mart yerel seçimlerinden aldığı rüzgârla "Halkın iradesi tazelenmeli" diye bastırırken, iktidar kanadı adeta bir savunma hattı kurmuş durumda. CHP lideri Özgür Özel’in "Geçim yoksa seçim var" çıkışı, aslında siyasetin matematiksel bir tartışması değil, sokağın çıplak gerçeğinin Meclis kürsüsüne yansımasıdır.
Sokağın Sesi Meclis Kürsüsünde
Özgür Özel, topu doğrudan milletin mutfağına atarak iktidarı en zayıf karnından yakalıyor. 31 Mart’ta sandıktan çıkan mesajın sadece bir yerel yönetim değişikliği olmadığını, aksine mevcut yönetim anlayışına verilmiş bir güvensizlik oyu olduğunu her fırsatta hatırlatıyor. Bugün muhalefetin ısrarla vurguladığı "meşruiyet" sorgulaması, aslında iktidarın yıllardır sığındığı o meşhur "milli irade" kalesine bir ayna tutuyor.
Özel’in stratejisi net: Ekonomik krizin derinleştiği her gün, iktidarı sandığa zorlamak için birer gerekçe biriktiriyor.
İktidarın Defans Hattı: "Takvim Oyunu"
Öte yandan, AK Parti cephesinden gelen yanıtlar oldukça tanıdık ve bir o kadar da çelişkili. Ömer Çelik ve Hayati Yazıcı gibi isimlerden gelen "Seçim gündemimizde yok, odağımız ekonomi" açıklamaları, sokağın nabzını tutmaktan ziyade bir zaman kazanma stratejisini andırıyor. Yıllarca "sandık her şeydir" diyerek siyaset inşa eden bir kadronun, bugün sandık kelimesini duyduğunda konuyu Orta Vadeli Program’a getirmesi, siyasi özgüvenin ne denli zedelendiğinin açık bir itirafıdır. İktidar, ekonomiyi düzeltmek için zamana ihtiyacı olduğunu savunsa da, halkın bu bekleyişe tahammülü her geçen gün azalıyor.
Ara Seçim Bir "Zorunluluk" mu, "Kurtuluş" mu?
Tartışmanın teknik ama bir o kadar da can alıcı noktası ise ara seçim ihtimali. Anayasa’nın 78. maddesi uyarınca, genel seçimlerin üzerinden 30 ay geçtikten sonra Meclis’teki boşalan üyelikler için ara seçime gidilmesi anayasal bir zemin sunuyor. Özgür Özel’in son günlerde "Ya ara seçim yapılacak ya da korkaklar tarihe yazılacak" diyerek yükselttiği bu talep, iktidarı zor bir ikileme sürüklüyor.
Eğer ara seçim gerçekleşirse, bu sadece eksik vekillerin tamamlanması değil; iktidar için bir "mini referandum" niteliği taşıyacak. AK Parti’nin kalesi olarak gördüğü illerde bile yaşanacak olası bir oy kaybı, erken genel seçimin kapısını ardına kadar aralayabilir. İşte bu yüzden iktidar, anayasal bir gereklilik olan bu yolu "gündemimizde yok" diyerek tıkamaya çalışıyor. Ancak Anayasa’nın açık hükmünü "yürütmenin gündemiyle" yok saymak, hukuki meşruiyeti de tartışmaya açıyor.
Yorgun Olan Halk mı, İktidar mı?
İktidarın "Türkiye seçim yorgunu" tezi, aslında halkın değil, iktidarın sandıktan yorgun çıktığının kanıtıdır. Halkın asıl yorgunluğu; TÜİK’in açıkladığı pembe tablolarla pazar fileleri arasındaki uçurumdan, liyakatin yerini alan sadakatten ve her geçen gün daralan özgürlük alanlarından kaynaklanıyor.
Emeklinin sofrasındaki eksik zeytin, asgari ücretlinin ödeyemediği kira ve gençlerin yurt dışı hayalleri... Eğer bugün iktidar bloku, en küçük bir sandık ihtimalini bile "popülizm" olarak nitelendirip kapıyı kapatıyorsa, bu durum halkın güven desteğini kaybettiğinin tescilidir.
Demokratik Meşruiyetin Sınırları
Siyasetin matematiği, sokağın sosyolojisine karşı her zaman mağlup olmuştur. Tarih göstermiştir ki; mutfaktaki yangın söndürülemediği sürece, Ankara’nın suni takvimleri sokağa yanıt veremez. İktidar için bugün seçimden kaçmak veya ara seçim zorunluluğunu görmezden gelmek bir kurtuluş stratejisi gibi görünebilir; ancak kaçılan her sandık, yarın milletin önüne gelecek faturayı biraz daha ağırlaştıracaktır.
Halkın rızasıyla gelinen o koltuklarda, halkın itirazına rağmen oturmaya çalışmak demokrasiyle bağdaşmaz. Seçimden kaçmak belki günü kurtarır ama milletin gönlündeki yerini kaybetmiş bir iktidarın takvim oyunları, kaçınılmaz sonu değiştirmeye yetmeyecektir. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey "zaman kazanmak" değil, halkın gerçek iradesiyle tazelenmiş, umut vadeden bir geleceğe adım atmaktır.