Nasıl Barışma? Ankara’nın Bitmeyen "Eksik" Mesaisi
Bu Nasıl Barışma? Ankara’nın Bitmeyen "Eksik" Mesaisi
Türkiye, aylar önce başlayan ve "iç cepheyi güçlendirme" adı altında pazarlanan bir sürecin içinde savruluyor.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı o büyük hamle, Mart 2026’ya geldiğimizde hala tek bir somut yasal adıma dönüşmüş değil. Ortada ne bir demokratik paket var, ne de adaleti her kesim için tesis edecek bir irade.
Hak Verilmiyor, Sadece Söz Veriliyor
Süreç başladığından beri "Kürtlere hak veriliyor" gibi bir algı yaratılmaya çalışılsa da, sahadaki gerçeklik bunun tam tersini haykırıyor. Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hala dört duvar arasında; AİHM kararları ise tozlu raflarda bekletilmeye devam ediyor.
Yıllardır süren bu siyasi mahpusluk hali, "barışma" söyleminin sadece stratejik bir zaman kazanma hamlesi mi olduğu sorusunu her gün daha fazla güçlendiriyor. İki yıl geçti; değişen tek şey, verilen sözlerin miktarının artması ama adaletin terazisinin bir milim bile kıpırdamamasıdır.
Kayyum Çıkmazı: DEM’den Başladı, CHP’ye Sıçradı
Barışma denilen şey, eğer seçmenin iradesine saygı duymaksa, bugün karşı karşıya olduğumuz tablo tam bir "irade gaspı" tablosudur. Kayyum rejimi sadece bölgede değil, artık İstanbul’un göbeğinde, CHP’li belediyelerde de hüküm sürüyor. Ekrem İmamoğlu üzerindeki yargı baskısı, tutuklanan CHP’li belediye başkanları ve görevden uzaklaştırmalar gösteriyor ki; Ankara’nın "barış" dediği şey, aslında kendisine muhalif olan her kesimi yargı eliyle tasfiye etme operasyonuna dönüşmüş durumda. Kendi seçtiği başkanı hapse atılan, yerine devlet memuru atanan bir halkla nasıl barışacaksınız? Bu, barışma değil; olsa olsa "teslimiyet dayatması"dır.
Bayram Sonrası: 12. Yargı Paketi Bir "Makyaj" mı Olacak?
Şimdi tüm gözler bayram sonrası Meclis’e gelecek olan 12. Yargı Paketi’ne çevrilmiş durumda. Adalet Bakanlığı’nın infaz sisteminde değişiklik sinyalleri verdiği bu paket, gerçekten bir "adalet hamlesi" mi olacak yoksa yine usule dair küçük dokunuşlarla göz boyayan bir makyaj mı?
Eğer bu paket;
Sırf siyasi fikirleri nedeniyle tutuklu olanların hürriyetine kavuşmasını sağlamayacaksa,
Kayyum rejimine son verip sandık iradesini güvence altına almayacaksa,
Ve adaleti hem CHP’li hem de DEM Partili siyasetçiler için eşit bir şekilde tesis etmeyecekse;
Ankara’nın "samimiyet sınavı" bir kez daha hüsranla sonuçlanacaktır.
Hukuk Herkese Lazım
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, bir kesime lütfedilen "haklar" değil; ülkenin tamamı için geçerli olan evrensel hukuktur. Bir yanda barış nutukları atılırken diğer yanda muhaliflerin birer birer tutuklandığı bir iklimde, atılan her adım toplumsal güveni daha da zedelemektedir.
Bayram sonrası Meclis’in önündeki asıl görev, sadece silahların susmasını izlemek değil; adaletin sesini her kesim için yükseltmektir.