10 yaşındaki çocuğu yetişkin gibi yargılayalım mı?
Çocuk mu yetişkin mi? Dünya artık çocukların cinayete varan ağır suçlar işlemesi karşısında yetişkin yargılaması seçeneğini iyiden iyiye masaya yatırdı. “Adolescence” filmi çocuk cinayetleri hususunda bir baş yapıt oldu başrol oyuncusu çocuk birçok ödül aldı. Çocuk suçlular konusu bu filmle yetişkinleri biraz daha düşünmeye sevk ederken, uluslararası alanda çocuk suçlular konusunda tartışma da hiç bitmedi. Çocukların suç işlerken bir yetişkin mi, muhakemesi olmayan bir çocuk mu olduğunun ayrımını yapmak elbette hiç kolay değil. Hele bu filmi izlediyseniz bir çocuğun hiç belli etmeden nasıl katil olabildiğini göreceksiniz.
ABD’de 11 yaşındaki bir çocuğun oyun konsolunu bırakmasını şiddetle isteyen babasını silahla öldürmesi de son günlerin en ilginç çocuk cinayet vakasıydı. Cinayetin ardından savcının “Kriminal cinayet” kapsamında çocuğu yetişkin statüsünde değerlendirmesi ve yargılamanın da bu statüde yapılmasına karar verdi.
Bu karar, ABD’de zaten tartışmalı olan çocukların yetişkin mahkemelerinde yargılanması uygulamasını yeniden gündeme taşıdı. Ancak mesele yalnızca Amerika’nın iç hukuk tartışması değil. Türkiye’de de benzer bir başlık, Adalet Bakanı’nın açıklamalarıyla siyasal ve hukuki gündeme girmiş durumda. Akın Gürlek’in açıklamalarında aklında Norveç’te dillendirilen bir iddia var.
Norveç’de ceza sorumluluğu yaşının 10’a çekildiği yolunda tartışmalar gündeme gelse de uygulamada halen yaş sınırı 15. Bu tartışmaları baz alan çiçeği burnunda Adalet Bakanımız Akın Gürlek’de Türkiye’nin kanayan yarası olan çocuk suçlular meselesine bu pencereden baktı. Türkiye’de ceza sınırı 12. Yani 12 yaşın altına ceza verilmiyor, 12-15 yaş arasına ise şartlı cezalar uygulanıyor. Gürlek bu yaşın 10’a çekilmesi yönünde ilk sinyalini verdi.
Akın Gürlek “suça sürüklenen çocuk” kavramının değiştirilmesi gerektiğini belirterek, dünyadaki farklı uygulamaların incelendiğini söyledi. Bu kapsamda, Avrupa’daki bazı modelleri örnek gösterirken de “örneğin Norveç’te ceza verme işini 10 yaşına kadar çektiler” dedi.
İşte bu üç konu dünyada çocuk ceza sorumluluğu yaşının zamana göre güncellenmesi gerekiyor mu sorusunu akıllara getirdi. Gelin örnekleri birlikte inceleyelim. Özellikle dijital şiddetin nerelere varabileceğine bir bakalım.
ABD’nin Pensilvanya eyaletine bağlı Duncannon kasabasında 11 yaşındaki bir çocuğun babasını silahla öldürdüğü iddiası, yalnızca bir aile trajedisi olarak değil, çocuk adaleti sistemine dair küresel bir tartışmanın fitilini ateşleyen olay olarak kayda geçti. Soruşturma dosyasına göre Clayton Dietz isimli çocuk, babası Douglas Dietz’i evdeki silah kasasından aldığı tabancayla vurdu. Savcılık, 11 yaşındaki çocuğu “yetişkin statüsünde” yargılama kararı aldı.
ABD’de 11 yaşında yetişkin yargılamasına itiraz sesleri anında yükseldi. Olayın yaşandığı bölge, Pensilvanya eyaletinin küçük yerleşimlerinden Duncannon. ABD’de çocuk adaleti sistemi eyaletlere göre değişiyor. Bazı eyaletlerde yaş sınırı net biçimde belirlenmişken, bazı yerlerde hâkim takdiri ve suçun niteliği belirleyici olabiliyor. ABD hukukunda bazı eyaletlerde ağır suç isnadı halinde çocukların yetişkin mahkemesine sevk edilmesi mümkün. Savcılığın, 11 yaşındaki bir çocuğu “kriminal cinayet” kapsamında yetişkin statüsünde değerlendirmesi, çocukların cezai ehliyeti tartışmasını da alevlendirdi.
Olayın bir “oyun konsolunu bırakma” tartışmasının ardından yaşandığı iddiası ise dijital bağımlılık, öfke kontrolü ve ebeveyn-çocuk çatışması konularını gündeme getirdi. Ancak psikologlar, tek bir tetikleyici olayın böyle bir sonuca yol açmasının nadir olduğunu; genellikle altta birikmiş risk faktörlerinin bulunduğunu belirtiyor.
Yerel basına yansıyan mahkeme kayıtlarına göre sanık, 19 Şubat 2026’daki ön inceleme aşamasında ön duruşma hakkından feragat etti ve dosya bir üst aşamaya taşındı. Savunma tarafının ise davanın çocuk mahkemesine alınması için girişimde bulunduğu, hedefin yargılamanın yeniden çocuk adalet sistemi içinde yürütülmesi olduğu aktarıldı.
Türkiye’de yaş sınırı tartışması Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı görevine gelmesiyle tekrar gündeme geldi. Yeni bakan herkesi rahatsız eden çocuk suçluların artışı, işlediği suçların ağırlıklarına karşın önlem almakta kararlı görünüyor. Türkiye’de mevcut sistem, 12 yaş altı çocukların ceza sorumluluğunun bulunmadığını; 12–15 yaş aralığında “algılama ve yönlendirme yeteneği” değerlendirmesi yapıldığını; 15–18 yaş grubunda ise indirimli ceza hükümlerinin uygulandığını esas alıyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in son açıklamalarında, bazı Avrupa ülkelerindeki çocuk ceza yaşına ilişkin değerlendirmeler dikkat çekti. Gürlek, “suça sürüklenen çocuk” kavramının değiştirilmesi gerektiğini belirterek, dünyadaki farklı uygulamaların incelendiğini söyledi. Bu kapsamda, Avrupa’daki bazı modelleri örnek gösterirken, “örneğin Norveç’te ceza verme işini 10 yaşına kadar çektiler” şeklinde bir söylem dile getirdi. Bakan, mevcut sistemde tanımlanan yaş aralıklarının gözden geçirilebileceğini, uluslararası uygulamaların analiz edildiğini ve bu konudaki hukuki çalışmaların devam ettiğini de söyledi. Akın Gürlek’in son açıklamaları, bu çerçevenin yeniden gözden geçirilebileceğine işaret etti. Gürlek, mukayeseli hukuk örneklerinde 10 yaş sınırının bulunduğunu belirterek, Türkiye’de de cezai sorumluluk yaşının aşağı çekilmesinin tartışıldığını ifade etti.
Türkiye’de tartışma yalnızca yaş sınırıyla sınırlı değil. Bakan Gürlek’in “1 güne 2 gün” infaz uygulamasının gözden geçirilebileceği yönündeki açıklaması, çocuklara özgü infaz rejiminin sertleşebileceği yorumlarına yol açtı. Ayrıca suç örgütlerinin çocukları kullanmasına karşı daha ağır yaptırımlar gündemde.
Bu açıklama, ABD’deki 11 yaşındaki çocuğun yetişkin yargılanması örneğiyle birlikte değerlendirildiğinde, kamuoyunda şu soruları doğuruyor: Çocuklar daha erken yaşta bilinçli suç işliyor mu? Ceza sınırını düşürmek çözüm mü? Yoksa sosyal politika ve koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi mi gerekiyor?
Uzmanlar, uluslararası hukukta çocukların cezai sorumluluk yaşı konusunda farklı uygulamalar bulunduğunu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre bu yaşın daha yüksek tutulmasının tavsiye edildiğini hatırlatıyor. Dünyada genel eğilim, çocuk adalet sistemini yetişkin sisteminden ayrı tutmak yönünde. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocukların özgürlükten yoksun bırakılmasının son çare olması gerektiğini vurguluyor. Ancak bazı ülkelerde artan şiddet suçları, politikacıları daha sert düzenlemelere yöneltebiliyor.
ABD’de 11 yaşındaki bir çocuğun yetişkin mahkemesinde yargılanması istisnai ama mümkün bir uygulama. Türkiye’de ise henüz böyle bir model yok. Ama Adalet Bakanı Akın Gürlek’in üzerinde çalıştıklarını belirttiği yaş sınırının 10’a çekilmesi halinde sistemin felsefesi de değişmiş olacak.
Pensilvanya’daki trajedi, yalnızca bir aile dramı değil. Aynı zamanda şu temel soruyu yeniden gündeme getiriyor: Çocuk suç işlediğinde devletin refleksi ne olmalı? Toplumu korumak için sertleşen bir ceza rejimi mi? Yoksa çocuğu yeniden topluma kazandırmayı önceleyen bir model mi?
Yanıt, yalnızca hukuk metinlerinde değil sosyal politika, eğitim, aile yapısı ve silaha erişim gibi çok katmanlı alanlarda gizli. Tartışma büyüyor. Karar ise, toplumların hangi adalet anlayışını benimsediğiyle şekillenecek.