Amerika'da trafik kültürü, yaptırımın gücü
Son zamanlarda sosyal medya akışım adeta Almanya ehliyet sınavı rehberine dönüştü. Sebebi belli: Yeğenim şu sıralar Almanya’da ehliyet alma sürecinde ve ne zaman konuşsak konu buraya geliyor. Algoritma bu ilgimi fark etmiş olsa da madem mevzu trafik ve ehliyet, ben de Türkiye’nin kaotik ama pratik zekâya dayalı trafiğini, Amerika’nın "Stop" tabelası disiplinini ve Almanya’nın tavizsiz kuralcılığını kendi deneyimlerimle bir araya getirmek istedim.
Trafik kuralları kağıt üzerinde her yerde benzerdir; ancak iş uygulamaya geldiğinde her ülke kendi karakterini ortaya koyuyor. Amerika ve Avrupa’da direksiyon başına geçtiğinizde sizi esnekliği olmayan, hata payını sıfıra indiren bir sistem bekler. Burada "kuralların varlığı" ile "ödün vermeden uygulanması" arasındaki o keskin çizgiyi bizzat gördüm.
Dur: Amerika'da emniyet, Türkiye'de kaza sebebi
Amerika’daki dört yol ağızlarında bulunan "Stop" tabelaları en katı kurallardan biridir. Kavşakta tam duruş yapmalı ve yolu ilk gelene vermelisiniz. Bir sabah yol boş diye düşünerek sadece hızımı kesip geçtiğimde anında polis tarafından durduruldum. Meğer "durmuş" sayılmanız için aracın dört tekerleğinin de aynı anda durması ve ivmenin sıfırlanması gerekiyormuş. Şansıma polis o gün sadece uyardı. Asıl ilginç olan, Amerika'da güvenliğin şartı olan bu "zınk" diye duruşun, bizim yollarımızda arkadaki aracın size çarpmasına davetiye çıkarmak gibi algılanmasıdır.
Hız sınırları ve üniversite sertifikalı cezalar
Hız sınırı ihlalleri de burada asla şakaya gelmez. Bir anlık sohbet dalgınlığıyla radara yakalandığımda sadece para cezası almadım, bir de online trafik dersi almak zorunda kaldım. Illinois yasaları gereği arka koltuktaki yeğenim kemer takmadığı için ihtar alırken, ben cezayı köklü bir üniversiteden eğitim alarak tamamladım. Şimdilerde o anları, "Northwestern Üniversitesi'nden sertifikam var" diye gülerek anlatıyorum.
Almanya: Adım hızıyla medeniyet testi
Almanya'da ise kurallar Amerika’dan bir adım daha ileri gidiyor. Mahalle aralarındaki hız limitleri resmen yayanın yürüme hızına endekslenmiş durumda. "Adım hızı" denilen bu meselede gaza basmaya korkuyorsunuz; yoldaki yaya ile omuz omuza, hatta ondan daha yavaş ilerlemek zorundasınız. Modern ulaşım çağında bir yaya tarafından sollanmak, insanı "keşke inip yürüseydim" dedirten gerçek bir sabır sınavı.
Korna sesi ve sessizliğin nezaketi
Amerika'da gereksiz yere kornaya basmak, birine kalabalığın ortasında avaz avaz bağırmakla eş değer görülüyor. İstanbul’da selamlaşmak, yol istemek veya sinirlenmek için kullandığımız o "her derde deva" korna alışkanlığımız, burada sadece çok büyük bir hata yaptığınızın tescili olarak algılanıyor.
Sarı okul otobüsleri ve bir yarım kalan hikâye
Direksiyon başındayken en kutsal kural sarı okul otobüsleridir. O yan taraftaki kırmızı "DUR" levhası açıldığı an, akan trafik her iki yönde de durmak zorundadır. Bu kuralın ihmali doğrudan mahkeme ve ağır cezalar demektir. Bu kural bizde de aynı ciddiyetle uygulansaydı, yedi yaşında servis aracından indikten sonra bir minibüsün çarpmasıyla kaybettiğim kuzenim bugün hayatta olabilirdi. Ne zaman o dur işaretini görsem aklıma hep kuzenim gelir. Bir anlık boşluk, ömür boyu telafisi mümkün olmayan izler bırakıyor.
Kelepçeli ünlüler
Alkollü araç kullanımına karşı uygulanan katı sistem, ünlü isimler için de istisna tanımaz; alkollü araç kullanma suçundan yakalanan ünlüler de tıpkı sıradan vatandaşlar gibi kelepçelenerek gözaltına alınır ve sabıka fotoğrafları yayınlanır. Örneğin, efsanevi yüzücü Michael Phelps bu suçtan bir yıl hapis cezası almış, ancak cezası denetimli serbestliğe çevrilerek askıya alınmıştır. Yakın zamanda ise ünlü şarkıcı Justin Timberlake, New York’ta alkollü sürüşten tutuklanmış; avukatları sayesinde cezası hafifletilse de ehliyetine el konulmuş, para cezası ve kamu hizmeti cezasına çarptırılmıştır. Reese Witherspoon’un kocası alkollü araç kullanırken durduruldu. Ön koltukta oturan Witherspoon polise direndiği, arabadan inme yasağına uymadığı ve polise "üstten" baktığı için tutuklandı ve 213 dolar para cezasına çarptırıldı. Dünyanın 1 numaralı golfçüsü Scottie Scheffler, alkollü olmasa bile sadece polisin trafik talimatına uymadığı ve kaotik bir ortamda sürüşe devam ettiği için turnuvanın ortasında kelepçelenip hapse götürüldü. Turuncu renkte hapishane kıyafetiyle çekilen sabıka fotoğrafı büyük yankı uyandırmıştı. Maddi güçleri sayesinde en iyi avukatlarla bu süreci yönetmeye çalışsalar bile; sistemin herkesi hâkim karşısına çıkaran ve kamuoyu önünde teşhir eden tavizsiz yapısı asla değişmiyor. Bu örnekler gösteriyor ki; ister olimpiyat şampiyonu olun, ister dünya starı, polis sizi durdurduğunda o meşhur dikey ehliyetli bir gençten veya sıradan bir vatandaştan hiçbir farkınız kalmıyor. Kurallar herkes için aynı sertlikte uygulanıyor.
İnsan iyiye ve yaşam kalitesini yükselten sistemlere çabuk alışıyor. Amacım Amerika’yı övmek değil; "Biz de trafik sorunumuzu nasıl kökten halledebiliriz?" sorusuna bir cevap aramak. Trafik polisi durdurduğunda "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" kibirinin işlemediği, yasaların herkese eşit uygulandığı ve yollarda canların yanmadığı bir Türkiye hayal ediyorum.