Ülkü Aker'in ardından…
"Gülünce gözlerinin içi gülüyor, kendimi senden alamıyorum. Bilmem bakışların neler söylüyor, cesaretim yok ki soramıyorum."
Biz bu şarkıyı yıllarca büyük bir aşkın bestesi sandık. Oysa bu dizelerin ardında çok daha naif, çok daha insani bir hikâye gizliymiş. Ülkü Aker, bu meşhur şarkıyı aslında sürekli gittiği kuaförde; saçıyla ve kendisiyle her zaman büyük bir özenle ilgilenen güler yüzlü kuaförü için kaleme almış. Hatta şarkı o yıl ödül kazandığında, büyük bir nezaketle pasta yaptırıp kuaförüne gitmiş ve "Bu şarkıyı bana sen yazdırdın, senden ilham aldım" diyerek bu başarıyı asıl ilham kaynağıyla paylaşmış.
Genellikle severek dinlediğimiz, dilimize pelesenk olmuş şarkıların kim tarafından söylendiğiyle daha çok ilgiliyizdir. Oysa o şarkıya ruhu ve duyguyu ilk veren kişi, o sözleri ve besteyi kâğıda döken asıl yaratıcıdır. Şarkıcı, o duyguyu bize ulaştıran, aradaki köprüyü kuran kişidir; ama o duygunun kaynağı her zaman kelimelerin sahibidir. Ülkü Aker, kâğıda dökülmeyen hiçbir hissin en güzel seste bile hayat bulamayacağının en büyük kanıtıydı.
Her Türk’ün ezbere bildiği, milli bayramlardan stadyumlara kadar hep bir ağızdan okuduğumuz o meşhur "Bir başkadır benim memleketim" şarkısının sözleri de yine onun kaleminden çıkmıştır. Aslında orijinali bir Yahudi halk şarkısı olan "Rebbi Elimelech" tınılarını taşıyan bu melodiye, Ülkü Aker öyle bir ruh ve öyle derin bir aidiyet duygusu katmıştır ki; eser zamanla Türkiye’nin gayriresmi milli marşı haline gelmiştir.
Öyle çok bildiğimiz şarkıların sözlerini yazmış ki, hepsini buraya yazmaya kalksam yazı "arkası yarın" kuşağına döner. O yüzden kendimi örneklemeler yaparken zor tutuyorum. Yazarken araştırdıkça "Yok artık, bunun sözleri de mi ona aitti?" diye şaşırmaktan kendimi alamıyorum. İnsan, her satırda Ülkü Aker’in kelimeleriyle ne kadar çok anı biriktirdiğini ancak o isimle şarkıları yan yana getirdiğinde gerçekten fark ediyor. İşte onun kaleminden çıkan ve resmen ödüllendirilmiş o ikonik eserlerden birkaçı:
Minik Kuş (Füsun Önal): 1973 yılında düzenlenen Atina Şarkı Festivali'nde Ülkü Aker'in sözlerini yazdığı bu şarkı üçüncülük ödülü kazanmış.
Halay (Beş Yıl Önce On Yıl Sonra): 1984 yılında Türkiye'yi Eurovision Şarkı Yarışması'nda temsil etmeye hak kazanmış, yarışmada da 12. olmuş.
Dünya Dönüyor: 1973 yılında Nilüfer'e asıl şöhretini getiren bu şarkı, o dönemin müzik otoriteleri ve dergileri tarafından defalarca "Yılın Şarkısı" ödülüne layık görülmüş.
90'larda Akrep Nalan'ın sesinden kış gecelerimize eşlik eden; "Karlar düşer, düşer düşer ağlarım, hep ismini, hep ismini anarım" dizeleri, onun o hüzünlü ama vakur üslubunun bir armağanıydı. Ferdi Özbeğen’in piyanist şantör ruhunu romantizmle ilmek ilmek işleyen Ülkü Aker; Kandil, O günler, Bir sevgi istiyorum, Eskimeyen dost, Yok yok yalan deme, Kaderimsin ve Seni terk edeceğim gibi şarkılarla Özbeğen’in sesinde ölümsüzleşen o unutulmaz duyguların asıl mimarıydı.
O, batının ezgilerini Türk ruhuyla yeniden kurgulayan bir dil ustasıydı. Ajda Pekkan’ı "Süperstar" yapan o dik duruşun arkasındaki kadındı. Pekkan’ın sesinden hafızalarımıza kazınan “Hür doğdum hür yaşarım, Boş vermişim dünyaya, Boş sokak ve Sana neler edeceğim gibi kültleşmiş eserlerin her bir kelimesinde onun imzası vardı. Ayten Alpman "Tek Başına" derken aslında Aker’in yalnızlığa yüklediği asaletle devleşiyordu. Söyleyen kadar, o sözlerin sahibinin duygularının bize geçmesi aslında işin en özel kısmı. Çünkü o ilk duygu olmasa, şarkı sadece bir melodiden ibaret kalırdı.
Yıllarca süren Nilüfer ve Kayahan polemikleri yüzünden, Nilüfer’i var eden o ruhun hep Kayahan’dan geldiği sanılırdı. Oysa Kayahan dönemi henüz başlamadan çok önce; Göreceksin kendini, Başıma gelenler, Son arzum, Selam söyle ve Oh ya gibi şarkılarla Nilüfer’i o efsanevi ilk basamaklara taşıyan asıl güç Ülkü Aker’in kaleminden dökülen kelimelermiş. Nilüfer de Ülkü Aker'in cenazesine bizzat katılarak, kendisini zirveye taşıyan o eşsiz kelimelere olan vefa borcunu ödemeye gelmişti.
Ülkü Aker, kalemini sadece pop ve arabesk ile sınırlamadı; Türk sanat müziğinde de ruhumuza işleyen birçok başarılı şarkıya imzasını attı. "İnleyen nağmeler", "Seni kaprislerin için sevemem" ve "Rüya gibi uçan yıllar", "Gülünce gözlerinin içi gülüyor" gibi eserlerle bu kadim müziğe de yeni bir soluk getirdi. Kelimeler yetim kaldı ama tesellimiz büyük: Ne zaman bir "Oh olsun" desek, ne zaman "Mavi boncuk" dağıtsak ya da ne zaman "Boş sokaklarda" yürüsek; Ülkü Aker’in kalbi o şarkıların her notasında bizimle atmaya devam edecek.
Güle güle Ülkü Aker... Bizlere bıraktığın o eşsiz duygular için binlerce kez teşekkürler.