sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Ankara’nın Sabır Sınavı: Sınırda İkinci Füze ve Diplomasi Çıkmazı


Ankara’nın Sabır Sınavı: Sınırda İkinci Füze ve Diplomasi Çıkmazı
Güncel

​Bölge siyaseti, uzun süredir "kontrollü gerginlik" adı verilen o ince ipin üzerinde yürürken, son beş günde yaşananlar bu ipin kopma noktasına geldiğini gösteriyor. 4 Mart’ta Hatay/Dörtyol semalarında yankılanan patlama sesinden sonra, Gaziantep’in sakin semalarından düşen metal yığınları, artık meselenin bir "rota hatası" olmadığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Gaziantep’in Güneyşehir bölgesindeki boş araziye düşen füze parçaları, sadece birer demir yığını değil; Ankara için ciddi bir güvenlik ve diplomasi sınavının en somut kanıtlarıdır.

​Diplomasi Masasında "Kırmızı Hat" ve Stratejik Sabır

​Ankara, ilk ihlalin hemen ardından diplomatik teamülleri en üst perdeden işletti. İran’ın Ankara Büyükelçisi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması sıradan bir nota verme işlemi değildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın mevkidaşına ilettiği o tarihi cümle, Türkiye’nin bölgesel bir savaştan kaçınma niyetini ama saldırganlığa da asla geçit vermeyeceğini simgeliyordu: "Eğer bu yolunu kaybetmiş bir füzeyse başka bir konu ama devamı gelecekse, böyle bir maceraya İran'da hiç kimse atılmasın."

​Bu kararlı tutum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Bin yıllık komşuluk hukukumuza gölge düşürecek hesapların içine girilmemelidir" uyarısıyla devletin en zirvesinde mühürlendi. 

Ancak burada İran’ın görmesi gereken hayati bir gerçek var: Türkiye’nin sergilediği bu "stratejik sabır" bir zayıflık işareti değil, bölgesel istikrarı koruma çabasıdır. Tahran yönetimi, Ankara’nın bu sağduyulu tavrını bir "açık çek" olarak görme hatasına düşerse, kendi bölgesel çıkarlarına en büyük baltayı vurmuş olacaktır. Zira Türkiye, İran’ın Batı’ya açılan tek nefes borusuyken, bu pencerenin Ankara tarafından sertçe kapatılmasının bedeli Tahran için sadece diplomatik değil, ekonomik ve stratejik bir felaket olur.

​Tahran’ın Savunması Skandal Ötesi 

​Krizin en tartışmalı noktası ise Tahran’dan gelen savunma refleksi. İran makamlarının, Türkiye’yi doğrudan hedef almadıklarını iddia ederek; "Biz sadece bölge ülkelerindeki ABD üslerini ve varlıklarını hedef alıyoruz" açıklaması, Ankara nezdinde bir gerekçe değil, aksine bir güvenlik skandalıdır. Komşu bir ülkenin hava sahasını kontrolsüz bir "operasyonel koridor" olarak kullanmak, hedef kim olursa olsun egemenlik haklarımızın açık ihlalidir. İran bu pervasız tavrıyla, sırtını yaslayabileceği en güvenilir komşusunu bir "stratejik kibir" uğruna kaybetme riskini alıyor.

Unutulmamalıdır ki; dostluğun sınırı, bir tarafın güvenlik endişelerinin diğer tarafça "ikincil detay" görülmeye başlandığı noktada biter.

​Savunma Kalkanı: Göz NATO’da, Parmak Tetikte

​Bu kriz, Türkiye’nin çok katmanlı hava savunma mimarisindeki hassas dengeyi de tekrar hatırlattı. Sistemin işleyişi tam bir "stratejik iş birliği" örneği olarak; NATO’nun tespiti ve Türkiye’nin icrası şeklinde yürüyor. Malatya Kürecik’teki NATO radarları, füzeyi İran topraklarından çıktığı anda tespit edip veriyi anlık olarak iletiyor; ancak o füzeyi havada vuran bataryaları ateşleme emri, tamamen Türk komuta kademesinin elinde bulunuyor.

​Yani müttefik sistemlerin sağladığı o kritik "erken uyarı" verisi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) "vuruş" iradesiyle birleşerek bir felaketi önlüyor.

Ankara, bölgedeki yangına su taşırken sınırlarına düşen her füze parçası, barış masasının bacaklarını biraz daha sarsıyor.

Şimdi tüm gözler, Meclis kürsüsünden yapılacak detaylı açıklamalarda ve Tahran’ın bu ihlallere vereceği samimi —veya oyalayıcı— resmi yanıtta.

Diğer yazılar

ÇAĞDAŞ ULUS

ÇAĞDAŞ ULUS kimdir?

Çağdaş Ulus, 1986 Kars doğumlu Türk gazeteci ve yazardır. Mesleğe 2008 yılında adliye ve polis muhabiri olarak Vatan Gazetesi'nde başlayan Ulus, özellikle araştırma gazeteciliğe dair haberleriyle tanınan bir isimdir. 2008-2019 yılları arasında Vatan Gazetesi'nde sayısız dosya habere imza atmıştır.Vatan Gazetesi'nin kapanması ile birlikte televizyon muhabirliği yapmaya başlayan Çağdaş Ulus'un, 3 yıl çalıştığı KRT TV'de "İBB'nin kayıp atları" haberi kamuoyunda ses getirmiş, bu haber sonrası MHP'li Hatay Dörtyol Belediye Başkanı partisinden istifa etmiştir.KRT TV'de yaptığı sayısız özel haberlerle gündemden düşmeyen Ulus, Uğur Dündar, İsmail Saymaz ve Zafer Arapkirli gibi isimlerle de bu kanalda program yapmıştır. Medyatava.com, haberler.com gibi haber sitelerinde de şef editör olarak görev yapan Ulus, ayrıca dijital platformlar üzerinden (YouTube - Kampana News gibi) haber programları hazırlayıp sunmuştur.