149 Yıllık Miras, 108 Yıllık İhmal: Bir Şehir Ne Kadar "Sahipsiz" Kalabilir?
Rusların 1877’de Kars’ı işgal edip 1918’de geri çekilene kadar geçen o 41 yılda inşa ettikleri taş binaların, tam 149 yıldır zamana meydan okumasına mı şaşıralım; yoksa 108 yıldır bu yapıları korumayı başaramayışımıza mı yanalım? Bugün Show TV’nin "Veliaht" dizisi başta olmak üzere, en usta yönetmenleri bile hala kendine hayran bırakıp çekim yaptıran o büyüleyici atmosfer, aslında bir asır öncesinin mimari kalıntılarından besleniyor. Yönetmenler kadrajlarını o vakur taş binalara ve Kars Kalesi’nin eteklerine çevirirken bize sessiz bir gerçeği haykırıyorlar: Bugünün en popüler sahneleri, hala 1,5 asır önce yükselen o sağlam duvarların gölgesinde çekiliyor. Peki, 1,5 asırdır ayakta duran bu mirası, biz kendi ellerimizle bir 10 yıl daha yaşatabilecek miyiz?
Estetikten Betona: Geriye Giden Bir Şehir
Üstelik mesele sadece koruyamamak da değil; o estetiğin yerine ne koyduğumuzdur. 149 yıl önce işlenen o ince taş işçiliğinin ve düzenli şehir planının, Ruslar çekildikten sonra her geçen on yılda nasıl ruhsuz beton yığınlarına ve estetik yoksunu bir keşmekeşe dönüştüğünü görmek, yıkımın bir başka yüzü. Kars, modernleşme adı altında kendi tarihi kimliğini her geçen gün biraz daha boğuyor.
Milyon Euro’luk "Dekor" Siyaseti
Rakamlar, bu estetik kaybın ardındaki büyük ihmali ele veriyor. Avrupa Birliği, "Tarihi Kimliğiyle Kars Kenti Projesi" kapsamında Türkiye’ye tam 5,5 milyon Euro (yaklaşık 200 milyon TL) hibe sağladı. Ancak sormak zorundayız: Bu devasa kaynak, Kars’ın 149 yıllık yorgun ruhunu gerçekten kurtarmak için mi kullanıldı, yoksa sadece dizi ekiplerine şık bir "arka plan" parlatmak için mi harcandı?
"Gelip Şu Binalara Sahip Çıksınlar!"
Kars halkının bu sahipsizliğe isyanı aslında kuşaklar boyu süregelen bir yara. 90’lı yıllarda Süleyman Demirel’e bir Karslı vatandaşın feryat ettiği o meşhur cümle, bugün matematiksel olarak daha da ağır bir anlam taşıyor: "Sayın Cumhurbaşkanım, Ruslara haber gönderin; gelip şu yaptıkları binalara sahip çıksınlar, hiç olmazsa tamir etsinler. Biz bakamıyoruz, bari onlar baksın!"
İşgal biteli 108 yıl oldu; binalar 1,5 asırdır orada duruyor ama o "sahipsizlik" makus bir talih gibi hala şehrin üzerinde asılı duruyor.
Ani’nin "Sessiz" Ticaret Merkezi: Arasta
Asıl acı olanı ise Ani Harabeleri’nde görüyoruz. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki bu devasa alanda; Selçuklu’nun görkemli camileri, Ermeni mimarisinin eşsiz taş işçiliğiyle yükselen kiliseleri ve Rus döneminden kalan katedrallerin izleri arasında, bir zamanlar dünyanın ticaret kalbi olan Ani Arastası uzanır. İpek Yolu’nun en işlek dükkanları, kervanların konakladığı o muazzam mağazalar bugün sadece birer taş yığını.
Kars merkezde AB fonlarıyla kaldırım yenilerken; Orta Çağ'da dünyanın ticaretini yöneten o dükkanların yerinde bugün yeller esiyor. Bakanlık yıllardır orada bir çalışma yürüttüğünü iddia ediyor ancak oradaki iskeleler bile bakımsızlıktan eskimiş durumda. Kaplumbağa hızıyla ilerleyen bu sözde restorasyonlar, gelen milyonlarca Euro'luk fonların akıbetini bir kez daha sorgulatıyor.
Dizi Bitince Ne Kalacak?
Kars bir film platosu değil, 149 yıllık katmanlı bir hafıza mekanıdır. "Veliaht" dizisinin set işçileri eşyalarını toplayıp gittiğinde, geriye yine o kaderine terk edilmiş taş yığınları mı kalacak? Kars’ın acilen geçici "makyajcılara" değil; profesyonel, liyakatli ve tarihi dokuya saygı duyan bir dokunuşa ihtiyacı var. Aksi takdirde tarih, bizi bu 108 yıllık sessiz yıkımın suç ortağı olarak yazacaktır.