Bruce Willis Oscar onur ödülü alır mı?
“Bruce Alzheimer değil, frontotemporal demans (FTD) hastası” diyor Emma Heming Willis. Bruce’un kendisiyle ve çocuklarıyla bağ kurmaya devam ettiğini vurguluyor. Evet, bu bağ belki artık bildiğimiz yollarla; kelimelerle ya da tanıdık reflekslerle kurulmuyor. Ama orada; derinden, anlamlı ve gerçek bir şekilde varlığını sürdürüyor. Açıklamasındaki en çarpıcı nokta ise şu: Bruce’un kendi hastalığının farkında olmaması. Eşinin deyimiyle, içinde bulunduğu durumu bir hastalıkla hiç ilişkilendirmemiş olması. Ve garip bir şekilde, bu bilgisizlikten doğan bir mutluluk yaşaması. İnsanın içini burkan ama aynı zamanda tuhaf bir sükûnet bırakan, sarsıcı bir kabulleniş bu.
Biz onu, 1986 yılında TRT ekranlarında yayınlanan Mavi Ay (Moonlighting) dizisindeki David Addison rolüyle tanıdık.Karakterin sesi, tiyatro oyuncusu ve seslendirme sanatçısı Alev Sezer’di.. Bu başarılı performansı, Willes'e hem Emmy hem de Altın Küre (Golden Globe) ödüllerini kazandırmıştı.
Onca yıl, onca film… Kalplere ve hafızalara kazınmış bunca karakter; buna rağmen hiç Oscar almamış olması gerçekten düşündürücü.
Hazır Oscar gecesi için geri sayım başlamışken, içimden sessiz bir soru geçti: Acaba bu yıl Bruce Willis’e bir Onur Ödülü gelir mi? Hemen internete baktım. “Hiç Oscar kazanamayıp, onur ödülü alan var mı?” diye. Var tabii ki. Hem de kimler…
Alfred Hitchcock mesela. Sinema dilini baştan yazan adam. Defalarca aday olup hiç kazanamayan ama sonunda Akademi’nin “biz sana borçluyuz” dediği usta. Samuel L. Jackson, popüler kültüre damga vuran ikon. Kirk Douglas, sinema tarihinin sarsılmaz efsanesi. Lauren Bacall, bakışlarıyla sinemanın altın çağına mühür vuran kadın. Oscar’ı kariyerinin sonunda, bir saygı duruşu olarak alanlardan. Demek ki oluyormuş. Demek ki Oscar almamış olmak, onur ödüllüne engel değilmiş. O zaman neden bu sene o kişi Bruce Willis olmasın?
“Moonlighting” (Mavi Ay) ile kalpler kazanan, “Die Hard” (Zor Ölüm) ile bir aksiyon ikonuna dönüşen, “The Sixth Sense” (Altıncı His) ile seyirciyi sessizliğe gömen, “Pulp Fiction” (Ucuz Roman) ile sinema tarihine kazınan, “Unbreakable” (Ölümsüz) ile başka bir süper kahraman tanımı yapan bir oyuncudan söz ediyoruz. "Belki hiçbir zaman Akademi seçmenlerinden tam not alamadı, aday gösterilmedi ama seyircinin kalbine oynadı. Ve kazandı.
Şimdi hastalığıyla, sessizliğiyle, bedeninde ama başka bir yerde oluşuyla gündemde. Eşi konuşuyor onun yerine: 'Bizi tanıyor, bağ kuruyor, sadece şekli farklı.' İnsanın içi burkuluyor ve bir yandan da şunu düşünüyor: Belki olup biteni tam olarak kavrayamasa bile o hâlâ buradayken, hayattayken bu onur kendisine yaşatılsa ne kadar güzel olurdu... Bu yıl Oscar sahnesinde 'Bruce Willis’e Akademi Onur Ödülü' anonsunu duysak, ne kadar anlamlı bir vefa örneği olurdu diye düşünüyorum