Gülistan Doku soruşturması ve kamu vicdanın sesi
“Üniversite öğrencisi bir genç kız, tam 6 yıl önce evden çıktı. Ve bir daha hiç geri dönmedi. Kimse izine ulaşılamıyor…”
Kronoloji tam olarak bu şekilde…
Dünyanın birçok yerinde kadınlar cinsiyet ayrımcılığına maruz kalıyor, ötekileştiriliyor, şiddete uğruyor,öldürülüyor. Soruşturma süreci ise kimi zaman yeterli kanıtlara, fail ya da faillere ulaşılamadığı için tozlu raflara kaldırılıyor.
6 yıldır cevapsız kalan sorular
İşte o isimlerden biri de Gülistan Doku. Tam 6 yıl önceydi. 5 Ocak 2020 yılında Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Gülistan Doku evden çıktı. Ancak bir daha geri dönemedi.Ailenin tüm çabalarına rağmen hiçbir ize rastlanmadı. Kaçırılmış mıydı, öldürülmüş müydü, intihar mı etmiş miydi. Sayısız soru vardı ve sorular cevapsızdı.
Soruşturma sürecinde son görüldüğü nehre atladığı iddialarına odaklandı. Uzunçayır nehri ve çevresinde yapılan araştırmalar yapıldı.Ancak izine rastlanmadı. Dönemi Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca onlarca kişinin ifadesi alındı. Sayısız kamera kayıtları izlendi. Ancak sonuç alınmadığı açıklandı. Ailesi ise kızlarının intihar ettiği iddialarını kabul etmediklerini söylüyordu.
Gülistan Doku’ya ne olmuştu…
Peki Gülistan Doku’ya ne olmuştu. Tüm sorular yanıtsız kalmıştı. Ailenin iddiasına göre, adeta gizli bir el, adeta bu soruşturmayı faili meçhule dönüştürme çabasındaydı.Kamu vicdanı ise derinden yaralanmıştı. Çocuğuna ne olduğunu öğrenemeyen acılı bir aile vardı. Sayısız iddia. Yıllar sonra,Tunceli’de görev yapan bir kadın savcı, ‘Gülistan Doku’ya ne olduğu sorusu sormaktan vazgeçmeyen’ ailenin iddialarına kulak verdi. Soruşturma dosyasını tozlu raflardan çıkardı, dosyayı yeniden araladı.
Delillerin karartıldığı iddiası
Soruşturmayı genişletti. Yeni kanıtlara ulaştı. Gizli bir tanık vardı. Gizli tanığın iddiasına göre; Gülistan Doku , 27 Aralık 2010’da 3 kişi tarafından cinsel istismara ve şiddete uğradı. Bir başka iddiaya göre ise; 31 Aralık 2019 tarihinde 09.09’da hastaneye götürülmüştü. Ancak o güne ait hastane kayıtları birileri tarafından yok edilmişti. Hastane ise iddiaları kabul etmedi. Bir hastanın bir hasta kaydını silmek mümkün değildi. İddiaya göre; suçlu ya da suçluların korunması için izler yok edilmişti.İddiya göre şüpheliler arasında bir kamu görevlisi ve oğlu da vardı. Telefon kayıtları ve HTS v.s kayıtları karşılaştırmaları yapıldı. İddiaya göre; kamu görevlisinin oğlu şüpheliler arasında yer alıyordu.
Soruşturma tozlu raflardan indirildi
Ciddi suçlamalardı.14 kişi gözaltına alındı. 10 kişi tutuklandı. Ancak şüpheliler ise suçlamaları kabul etmediler. Tutuklanananlar arasında yer alan bir valinin oğlu oğlu vardı. Oğlu Gülistan Doku’yu tanımadığını,hiçbir şekilde iletişimi olmadığını, günü bahsedilen bölgelerde benzin almak için bulunmuş olabileceğini, gizli tanığın tüm ifadelerin asılsız olduğunu’ öne sürdü.
Burada isimler önemli değil. Ancak mevkileri önemli. Hiç kimse mevkisi makamını kullanarak suçluları korumaz. Yasalar ve toplum vicdanı bunu onaylamaz. Kamu vicdanının yaralayan Gülistan Doku’ya ne olduğuna ilişkin cevapsız kalan sorular ve gerçekler soruşturma sürecinde netleşecek. Ancak yaşam hakkı en kutsal haktır. Bir annenin, babanın evladına ne olduğunu sorgulaması en değerli haktır. Yıllardır faili meçhul olarak tozlu raflarda kalan dosyasının bir savcı, bir kadın savcı tarafından yıllar sonra aralanması ve derinleştirmesi kamuoyonda yankı uyandırdı.
Kamu vicdanı adaletin en büyük pusulasıdır
Kamu vicdanı nabzı yeniden atıyor bu dosyada Gülistan Doku’nun başta acılı ailesi, sevenleri ve kamu vicdanın adalet arayışlarına hakikatin bulunması gerekiyor.Çünkü; kamu vicdanı, toplumun kalbinde atan sessiz, görünmez, en güçlü mahkemedir. Adaletsizliğin ardından fısıldayan en güçlü ses. Adaletin en büyük pusulası, toplumun sessiz hakemidir. Jean Jacques Rousseau'nun ‘Toplum Sözleşmesi’nde’ vurguladığı gibi ‘vicdan’, aynı zamanda kollektif bilinci, düzeni sağlayan toplumsal bir hakemdir. Tüm ulusların ortak inançlarına dayanan vicdan, “kendi eylemlerimizi ve başkalarınınkini iyi veya kötü diye yargılayan, kalplerimizin derinliklerine adalet ve erdemle yazılmış doğuştan bir ilkedir”. Kamu vicdanı toplumsal bir hakemdir O ilke her zaman güçlü bir şekilde var olmalı toplumlarda. Zira; ‘kamu vicdanı’, pusulası olan vicdana, ahlaki erdemlere, doğru olana uygun davranmaktır. Makamı, mevkiisi, statüsü ne olursa olsun, kişisel menfaatlerini gözetmemektir. Yasalara göre suç işleyen kim olursa olsun, mevkisi, makamı ne olursa olsun, güçlünün güçsüzü ezemeyeceği, herkesin kanunlar karşısında eşit olduğunu hatırlaması, hakim karşına çıkmaktır. Varsa suçu ceza almasıdır. Kamu vicdanı, suçluyu hukukun terazine teslim etmektir. Ahlaki erdemleri yok sayanların,vicdanın pusulasını kaybedenlere, yasaları ihlal edenlerin, hukuki normalara ve yasalara göre hukuki yaptırımların uygulanmasıdır.
Gülistan Doku soruşturmasında acılı ailenin adliye koridorlarında adalet arayışının çözülmesi ve kamu vicdanın huzur bulması dileğiyle