sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



İtalya yargıç ve savcı ayrılığını reforma götürdü, ya biz?


İtalya yargıç ve savcı ayrılığını reforma götürdü, ya biz?
Güncel / Yargıçlar Sendikası Başkanı’na göre masum görünen yargı düzenlemeleri yürütmeye kalıcı avantajlar sağlayabilir

Yargı referandumu Meloni'nin siyasi hayatını mı şekillendirecek? İtalyanlar mart ayında referanduma gidecek ve savcılarla hakimlerin mesleki kariyerlerinin ayrılıp ayrılmayacağına karar verecek. İtalya'da ortak sınavla göreve başlayan hukukçular kariyerleri boyunca hakimlikten savcılığa, savcılıktan da hakimliğe geçiş yapabiliyor. Buna da "magistrato" deniliyor.

Giorgia Meloni başkanlığındaki hükümet bu geçişkenliğini bitirmek için meclise teklif verdi ama yeterli çoğunluğu alamadı. Hükümet reformu referanduma götürdü. Başbakan Giorgia Meloni liderliğindeki hükümet, yıllardır tartışılan ve yargı erkinin yapısını değiştirecek anayasa değişikliğini halkın onayına sundu. Reformun kabul edilmesi halinde, hukuk fakültesi mezunları daha en başta "yargılayan" (hakim) veya "suçlayan" (savcı) olmayı seçecek ve kariyerlerini bu kulvarda tamamlayacak. İlk bakışta bunda ne zarar var? denilebilir. Hükümet reformun adil yargılama hakkı için zorunlu olduğunu, savcının hakim ile meslektaş olmasının savunma avukatlarına karşı haksız avantaj sağladığına, savcıların siyasi davalara müdahil olmasını engelleyeceğine dikkat çekiyor. Bu söylem gayet masumane olsa da arka planda başka niyetler olduğu şimdiden tartışılmaya başlandı.

Muhalefet partileri ve İtalya Yargıçlar Birliği bu konuda rahatsız. Savcıların hakimlerden koparılmasının zamanla savcıları hükümetin memuru haline getireceğinden endişeli olan eleştirmenler 1948 anayasasının "yargı her türlü güçten bağımsızdır" ilkesine atıf yapıyorlar. Üstelik İtalya'da görev yapan yaklaşık 9 bin 500 yargı mensubu arasında, kariyerini değiştirip savcılıktan hakimliğe geçenlerin sayısının yıllık bazda oldukça düşük olması da bu kesimi oldukça endişelendiriyor.

Şimdi İtalya muhalefeti Giorgia Meloni'nin bu reformu gelecekteki siyasi hayatını şekillendirmek için yapıyor olabileceği endişesini yaşıyor. Haksız da sayılmazlar gibi görünüyor. Yargıda yapılacak masum değişiklikler mevcut hükümetlerin lehine büyük avantajlar sağlama tehlikesini de beraberinde getiriyor. Benzer durum ülkemizde de yaşandı. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumla birlikte HSYK'nın işleyişinde bazı değişiklikler oldu. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun adındaki "Yüksek" ibaresi ise 2017 anayasa değişikliği referandumu ile çıkartıldı, kurulun yapılanmasında değişikliklere gidildi, savcıların soruşturmalarını valiliklere bildirme yükümlülüğü getirildi. Gelinen noktada yaşananları ise Yargıç ve Yargıçlar Sendikası'ndan Nuh Hüseyin Köse'nin yorumundan okuyalım: "İtalya’da Meloni hükümetinin parlamentodan geçirdiği ve “yargı reformu” olarak ülke kamuoyuna sunduğu düzenlemeler, Türkiye’nin 12 Eylül 2010 tarihli “Yetmez ama evet!” sloganı ile öne çıkan anayasa referandumunu hatırlatıyor.

Türkiye’de bu anayasa değişikliği ile Anayasa Mahkemesi ve HSYK yeniden yapılandırılırken, kadına pozitif ayrımcılıktan kişisel verilerin korunmasına, seyahat hürriyetinden memura toplu sözleşme hakkına ve grev yasaklarının kaldırılmasına, askere sivil mahkeme yolunu açan düzenlemeden Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarının yargıya açılmasına kadar birçok alanda değişim öngörüldü. Referandum, ‘’kadın haklarının arttırılacağı’’ ya da “ Çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gazilere pozitif ayrımcılık getirilecek “gibi argümanlarla halkoyuna sunulmuştu. Ancak, yürütmenin asıl hedefi, geleneksel yargı kurumlarının yönetimlerini, yürütme ile uyumlulaştırmaktı. Zira, planlanan değişimlerin önünde yargı engel olarak görülüyordu. Örneğin, özelleştirme kararları ve köprü geçiş ücretlerine yapılan zamların yargıdan dönmesi hükümette ciddi rahatsızlık yaratıyordu.

Benzer şekilde, günümüz İtalyası da, Sayıştay'ın aldığı kararla hükümetin 13,5 milyar euroluk Messina Boğazı Köprüsü projesini durdurmasını tartışıyor. İtalya referanduma “hakimlik ve savcılık birbirinden ayrılsın” diyerek, “silahların eşitliği” argümanıyla gidiyor. İlk bakışta hoş gelen bir söylem. Ne de olsa ülkemizde bile on yıllardır özellikle avukatların “marangoz hatası” olarak nitelendirdikleri, hakim ile savcının aynı kürsüde oturması, avukatın ise kürsünün aşağısında konumlanması garabeti eleştiriliyor. Gerçekten de soruşturma aşaması başta olmak üzere savunmanın delile ulaşma konusunda savcılar kadar yetkili olmadıkları kesin. Bu durum savunmayı zayıflatıyor. Ancak, unutmamak gerekir ki, İtalya Kara Avrupası hukuku uygulayan bir ülke. Bunun bir sonucu olarak da İtalya’da savcılar “resen araştırma ilkesi” gereği, yalnızca sanık aleyhine değil sanık lehine olan delilleri de topluyorlar. Bu nedenle, yargıçlar ile aynı statüde olmaları tarafsızlıklarını etkilemez.

Türkiye’de 12 Eylül referandumu ile yargının daha bağımsız ve tarafsız olacağı duyuruluyordu. Bu amaçla Hakimler ve Savcılar Kurulu ile Anayasa Mahkemesinin yapısı, üyelerinin seçim usullerinin değiştirilmesi de oylandı. Referandum, hükümetin istediği gibi “evet” oylarının çokluğuyla çıktı. Referandumdan sonra oluşan yeni Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun başkanı, hükümete bağlı Adalet Bakanlığı müsteşar yardımcısı oldu. Meslektaşlar arasında yapılan seçimle işbaşına gelen Kurul üyeleri ise hükümetin açıktan desteklediği yargı mensupları idi. Yargının, bu referandum sonrası orduya karşı kumpas kurduğu bizzat yürütmenin en yetkili ağızları tarafından açıklandı. 2017 Referandumu ile artık “Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu”nun yüksekliği gitmiş, yerine “Hakimler ve Savcılar Kurulu” gelmişti. Türkiye tüm bu değişikliklerden sonra yargıya güvenin ne denli düştüğünü konuşuyor. İtalya’yı da umarım Türkiye’deki referandum silsilesi gibi değişimler beklemiyordur. Halk bir kere yürütmeye yargı karşısında geniş yetkiler verirse bir daha geri dönüşü olmayan değişimler olabilir.

Savcıların da yargıçlar gibi görevlerini bağımsız şekilde yapabilmelerini öngören ve “Roma Şartı” olarak bilinen “Avrupa Savcıları Danışma Konseyi' nin bir AB kurumu olduğu dikkate alınırsa, Meloni Hükümeti'nin hamlesinin, savcıların bağımsızlığını ilk etapta çok da etkilemeyeceğini düşünüyorum. Zira Şart’a göre, Avrupa Savcıları Danışma Konseyi (CCPE), Savcıların karar alma süreçlerinde özerk olmaları ve görevlerini dış baskı veya müdahaleden uzak bir şekilde yerine getirmeleri gerektiği belirtmektedir. CCPE, savcıların bağımsızlığının yargı bağımsızlığının vazgeçilmez bir sonucu olduğunu hatırlatarak, savcılık kurumunun bağımsızlığının korunması için gerekli düzenlemeleri önermektedir. Sonuç olarak, umarım İtalya, yargı bağımsızlığı aleyhine bir “referandum silsilesi” başlatarak yargısının bağımsızlığını tehlikeye atmaz"

Diğer yazılar