sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Tarkan'ı pamuklara sarmalıyız?


Tarkan'ı pamuklara sarmalıyız?
Güncel

Yaklaşık yedi yıl aradan sonra İstanbul’da sekiz konserlik bir seriyle sevenleriyle buluşan Tarkan, sahne şovuyla sosyal medyayı salladı.

Tarkan, bence bu toprakların gördüğü en büyük 'kabuldür'. Türk halkının onu sevmek için hiçbir şarta, hiçbir kalıba ihtiyacı olmadı. Magazin basını yıllarca mahremiyetini köpürterek önümüze koymaya çalışsa da halk bu zorlama gündemlere itibar etmedi; onu hiçbir etikete sığdırmadan, sadece olduğu haliyle bağrına bastı. Hayatımızın her evresinde; sevincimizde, üzüntümüzde, özlemimizde ve coşkumuzda hep o vardı. Hislerimizi onun şarkılarıyla anlamlandırdığımız bu yolculukta Tarkan, sadece bir sanatçı değil, magazin gürültüsünün çok ötesinde bu coğrafyanın kayıtsız şartsız kabul ettiği en kıymetli değerdir."

İşte bu yüzden onu pamuklara sarmalıyız. Bugün bu kadar "bizden" olan, her eserini istisnasız ezbere bildiğimiz kaç sanatçımız var? Bize hep "Türkiye sınırları içinde kaldı" ya da "Bir dünya starı olamadı" gibi fikirler empoze edilmeye çalışıldı; oysa bir sanatçı için dünya starı olmaktan çok daha kıymetli bir başarı varsa, o da koca bir milletin en güçlü ortak paydası olmayı başarabilmektir. Belki küresel listelerin en başında değil ama o bizim kalplerimizin en derininde. Kaç kişiye daha hayattayken halk tarafından böylesine büyük bir kabulle "Megastar" lakabı yakıştırılır ki? Sahnede devleşirken, bir yandan terini silerken ya da seyirciyle şakalaşırken sergilediği o "mahallemizin çocuğu" samimiyeti. Ulaşılamaz bir yıldız gibi değil, çok sevdiğimiz bir aile ferdi gibi hissettirmesi.

Biz Türklerde erkeklerin dans etmesi, hele hele kadınsı figürler sergilemesi pek hoş karşılanmaz. Erkek biraz içten dans etse hemen “karı gibi oynama” derler. Oysa Tarkan dans ettiğinde tüm bu tabular adeta yerle bir oluyor. Bir erkeğe dans etmek bu kadar mı yakışır! Yeri geliyor "Kuzu Kuzu" şarkısını söylerken elinde dansöz zilleri, iki düğmeyle tutturulmuş beyaz gömleğiyle kumları savurarak dans edip hepimizi kendine hayran bırakıyor; yeri geliyor smokiniyle ağır bir Türk Sanat Müziği şarkısını tam makamıyla söyleyerek hepimizin ruhunun derinliklerine iniyor. Sahnedeki yeteneği ve samimiyetiyle toplumsal yargıları bir kenara bıraktırıp hepimizi kendine hayran bırakmayı başarıyor.

Sadece kalplerimize dokunan şarkılarıyla değil, ihtiyacımız olan her an yanımızda hissettiğimiz o kocaman yüreğiyle de bizim için bambaşka bir yerde. Ne zaman bir deprem olsa, ne zaman bir afet kapımızı çalsa; reklam yapmadan, sessiz ama derinden uzanan o yardım elini hep biliyoruz. Sanatı ne kadar devleşirse devleşsin, kalbinin o mütevazı ve iyilik dolu yanını hiç kaybetmedi. Hatta onun bu kalbi güzel yanına, dolaylı da olsa bizzat şahit olduğum bir hikaye var ki; insanlığın ve vefanın hâlâ var olduğunu bana bir kez daha kanıtladı. Yıllar önce bir arkadaşım çok ağır bir trafik kazası geçirmişti; arabası takla atmış, arkadaşım arabanın içinden dışarı fırlamıştı. Yüzü tanınmayacak haldeydi, vücudunda bir sürü kırıklar vardı, yaşaması mucize görülüyordu. Bu arkadaşım koyu bir Tarkan hayranıydı. Uyandığında moral olsun diye hastane odasındaki tablolar kaldırıldı, her yer Tarkan fotoğrafları ve balonlarla dolduruldu. Kendine geldiğinde onu çok zorlu bir tedavi süreci bekliyordu. Bir şekilde Tarkan’a ulaşılmış. O yoğun temposunun arasında Tarkan, arkadaşım ile tam 45 dakika telefonda konuşup ona manevi destek olup, moral vermişti. Kim bilir bilmediğimiz daha kaç kişinin hayatına böyle sessizce dokunmuştur.

Yaklaşık yedi yıl sonra İstanbul’da sekiz konserlik bir seri ile sevenleriyle buluşan sanatçı, daha sahneye adım attığı anda büyük bir coşkuyla karşılandı. Salonun hıncahınç dolu olduğu konser gecesinden paylaşılan anlar ve Tarkan'ın sahne şovları sosyal medyayı salladı. Biz de uzaktan Tarkan’ın bu muhteşem dönüşünü sosyal medyadan takip ettik, ediyoruz. Konserin üçüncü gecesinde Tarkan'ın, "Kuzu Kuzu" şarkısını Cem Yılmaz ile birlikte söyleyip ona dans hareketlerini göstermesi gecenin en güzel anlarından biriydi. Onları izlerken Cem Yılmaz ve Tarkan’ın hemen hemen aynı yaşlarda olduğuna inanmak gerçekten imkansız gibi geldi. Zaman sanki Tarkan için olduğu yerde durmuş da Cem Yılmaz için acımasızca akıp geçmiş gibi duruyordu. Cem Yılmaz, yıllardır gösterilerinde Tarkan ile ilgili bir sürü şaka yapmıştır. Bu kez şaka yapmakla kalmadı, bizzat sahneye çıkıp şarkıyı Tarkan ile birlikte söyledi. Dallarında usta bu iki ismin yan yana gelmesi geceye hoş bir tat kattı.

Yazımı Tarkan'a seslenerek bitirmek istiyorum. Konserde "Canım İstanbul… Çok özlemişim. Gerçekten bu kadar arayı açmamalıydık" demiştin ya; haklıydın, çünkü senin sesinle, enerjinle ve sevginle buluşmak bizim için sadece bir konser değil, bir kavuşma hikayesi. Ancak bilmelisin ki sevenlerin sadece İstanbul’da değil, dünyanın her köşesinde senin o eşsiz konserlerini bekliyor. Bizler burada, Amerika’da ve özellikle Chicago’da, şarkılarını hep bir ağızdan söyleyeceğimiz o günü iple çekiyoruz.

Diğer yazılar

ŞEHNAZ KURDOĞLU

ŞEHNAZ KURDOĞLU kimdir?

1963 yılında Karamürsel’de doğan Şehnaz Kurdoğlu (Hopalı), uzun yıllar özel bir şirkette Halkla İlişkiler Müdürü olarak görev yaptı. Her zaman büyük bir tutku duyduğu televizyon dünyasına adım attı. Televizyonculuk kariyerine Türker İnanoğlu’nun asistanı olarak başlayan Kurdoğlu; sonra atv’nin popüler müzik-magazin programı "Elifnağme"nin yanı sıra, Süper Kanal’da ekrana gelen "İstanbul Köşe Bucak" ve "İstanbul Adım Adım" programlarının yapımcılığını üstlendi. Süper Kanal bünyesindeki Yayın Koordinatörlüğü görevinden doğum sebebiyle ayrıldı. Dergi kapanana kadar Amerika’da yaşayan Türklere hitap eden "Mezun Life" dergisinde röportajlar yaptı.Amerika’ya yerleştikten sonra, "Otelcilik ve Mutfak Sanatları Yönetimi" (Hospitality and Culinary Management) bölümünü bitirdi. Kurdoğlu, artık VGN platformunda hayata dair yazılarıyla okuyucularıyla buluşacak.