Melania: başkanlık devir teslimi öncesi 20 günün hikayesi
Dün sinemada “Melania” filmini izledim. Sinemaya girdiğimde vizyondaki bütün filmlerin afişleri varken Melania’nın afişinin olmaması dikkatimi çekti. Nedenini anlayamadım; belki de bu "yokluk" filmin genel havasındaki o farklı ve mesafeli duruşun bir parçasıydı. Salon, 3.45 seansı diye mi bilemedim, neredeyse bomboştu. Şimdi bu filmden aklımda kalanları sizlerle paylaşayım.
Film bizi Ocak 2025 başlarına götürüyor ve Başkan Trump’ın yemin töreninden önceki 20 günü anlatıyor. Sahne, Melania’nın kıyafet provalarıyla açılıyor. Mankenlik disipliniyle her detayla bizzat ilgilenen Melania, her giydiğini kusursuz taşıyor. Kıyafet seçimlerine ve şıklığına hayran kaldım. Bir tek film boyunca yüksek stilettolarla saatlerce nasıl yürüdüğüne şaşırmadan edemedim. Tam 'artık şunları bir çıkarsa' dediğim anda, Özgürlük Balosu (Liberty Ball) dönüşü Beyaz Saray’da ayakkabılarını fırlatıp atması, filmin en içten ve samimi anıydı.
Davetlerin tabağından halısına, her ayrıntısıyla bizzat ilgileniyor. Memleketi Slovenya’nın Rogaška kristallerini kullanması, köklerine sessiz sadakatinin bir işareti gibi. Etrafında ona hizmet eden, hazırlıkları yürüten onlarca kişi var; insan izlerken merak ediyor, acaba Melania Trump'a tam olarak kaç kişi hizmet ediyor? Fransa Başkanı eşi Brigitte Macron ile FaceTime üzerinden görüşme yapıyor çocukları dijital dünyadan koruma projeleri üzerine fikir alışverişinde bulunuyorlar. Ayrıca Ürdün Kraliçesi Rania ile de evinde bizzat görüşüyor. Ancak bu kısımlar bana biraz fazla kurgu gibi geldi, sanki özellikle filmde araya eklenmiş gibi duruyordu.
Melania; New York, Mar-a-Lago ve Washington üçgeninde sürekli seyahat ediyor. Filmin büyük bir kısmı arabalarda ve özel Trump uçağında geçiyor. Uçakla ilgili çok komik bir detay yakaladım: Pilot kokpitinde, ön panelde Donald Trump’ın küçük bir maketi var. Araba süsü gibi yerleştirmişler; uçak hareket ettikçe o küçük maket de sallanıyor. Uçakta böyle bir ayrıntı görmek çok eğlenceliydi.
Melania Trump’ın aile bağları çok derin. İki yıl önce ölen annesi Amalija Knavs’a olan özleminin izleri filmde çok net hissediliyor. Bir gece annesinin her zaman gittiği ve çok sevdiği New York'taki ünlü St. Patrick's Katedrali'ne gidip onun anısına mum yakıp dua etmesi, filmin en gerçek ve dokunaklı sahnelerinden biriydi. Babası Viktor hemen her karede yanındayken; oğlu Barron’u ya da eşiyle olan çok özel bir anını neredeyse hiç göremiyoruz.
Başkanların yemin töreninden önce Blair House'ta iki gün geçirmesi bir gelenekmiş. Blair House, aslında başkanlık konukevi. Washington'ı ziyaret eden yabancı devlet başkanları ve krallar da burada ağırlanıyormuş. Ayrıca yemin töreni esnasında eski başkanın tüm kişisel eşyaları 5 saat içinde Beyaz Saray’dan boşaltılıp, yeni başkanın eşyaları yerleştiriliyormuş. Bu iki ilginç detay da filmde gösterilmiş.
Trump yemin töreni provasında, "Mirasımın bir barış yapıcı olarak kalmasını istiyorum," deyince Melania araya girip "Ve birleştirici," diyerek düzeltme yapıyor. Trump bu müdahaleden hoşlanmayıp kameraya "Bunu filmden atın," dese de Melania "Hayır, kalsın," diyerek ağırlığını koyuyor. İlginç olan şu ki; Trump tören konuşmasında aynen Melania'nın istediği gibi "birleştirici" ifadesini kullanıyor.
Filmin en ikonik anlarından biri, Melania'nın Capitol’de yürürken kendisine eşlik eden çakı gibi askerin koluna girip kameraya dönerek muzip bir gülümsemeyle "Here we go again" (İşte yine başlıyoruz) demesiydi. Yeni döneme ne kadar hazırlıklı olduğunu o an anlıyorsunuz. Baloda bir ara Trump’ın seçim mitinglerinde sürekli çalınan Village People – Y.M.C.A. çalmaya başlıyor; Melania müziğin ritmine kapılıp samimi bir neşeyle dans ederek şarkıya eşlik ediyor. Ayrıca kendisinin sıkı bir Michael Jackson hayranı olduğunu da bu filmle öğreniyoruz; arabada Jackson’ın şarkısına eşlik ettiği anları görüyoruz.
Film, tarihe saygı duruşu niteliğinde bir sekansla sona yaklaşıyor; Eleanor Roosevelt, Jacqueline Kennedy gibi eski First Lady’lerin tabloları, görev süreleriyle birlikte ekrana geliyor. Ardından Melania’nın Beyaz Saray’daki fotoğraf çekimine geçiyoruz; poz poz fotoğrafları çekiliyor. Son pozda film karesi donuyor ve ekranda Melania’nın ilk ve ikinci başkanlık dönemlerini temsil eden tarihler beliriyor.
İzleyici filmde, "Siz beni tanıdığınızı sanıyorsunuz ama gerçekte böyle biriyim" diyen, o gizemli perdeyi aralayan bir Melania görmeyi beklyor. Ancak film o kadar kontrollü ve kurgusal ilerliyor ki, beklenen o insani derinliği tam olarak vermiyor. Karşımızda hayatından özenle ayıklanmış 20 günün içinde, mesafeli ve yalnız ama bu halinden oldukça memnun bir Melania var.