sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Yargıda gizlilik sadece kanunlarda mı kaldı?


Yargıda gizlilik sadece kanunlarda mı kaldı?
Güncel

Soruşturmanın gizliliği, gizlemek istenilenin gizlendiği, ancak kamuoyunu yönlendirmek veya denetim altında tutmak için verilmek istenen bilginin verildiği bir enstrümana mı dönüştü? 

Yargıda gizlilik ve kapalılık sadece kanunlarda mı kaldı?

Soruşturmanın gizliliği, gizlemek istenilenin gizlendiği, ancak kamuoyunu yönlendirmek veya denetim altında tutmak için verilmek istenen bilginin verildiği bir enstrümana mı dönüştü? 

Yargı çevresini rahatsız eden bu durum son günlerdeki operasyonlarda çok daha keskin bir şekilde gözler önüne serildi. Soruşturmada olması gereken gizlilik yerini tam açıklığa bırakırken, duruşmalardaki alınması gereken kısıtlama ve kapalılık kararları ise daha çok soruşturma aşamasında verilen yayın yasaklarına evirilmiş durumda. Zanlılar daha gözaltına yeni alınmışken havada uçuşan deliller, TV ekranlarına yansıyan gizli olması gereken telefon kayıtları ve peşin peşin verilen hükümler. Peki neden bu duruma gelindi. Soruşturmanın gizliliği neden bu kadar ayaklar altına alındı?

Avukat Baran Doğan "Bir gerçeği ortaya çıkartmaya çalışırken hukuka uygun bütün araçları kullanmak zorundasınız. Bir adımdan diğerine geçerken bir öncekinin bilinmemesi lazım ki gelecek aşama zora düşülmesin. Soruşturmanın gizliliğini kamuoyunu yönlendirmek için, politik amaçlara hizmet etmek için kullanırsanız soruşturmanın gizliliğinden beklenen amaç gerçekleşmez. Bu maddede siyasal yaklaşımlara alet olur" diyerek kanunların uygulanmasının önemine dikkat çekti. 

Doğan "Soruşturmanın gizliliği maddesi, gerçekten soruşturmanın gizliliğini ihlal edenler açısından uygulanmayan ancak gazeteciler, bilim insanları ve olayın bilgi açısından gerçek taraflarının ifade özgürlüğü kapsamında olan yaptığı haberler ve paylaşımlara uygulanan, uygulamada oldukça sorunlu TCK maddesidir. Maddenin konuluş amacı esasen soruşturmanın selametini, adil yargılanmanın temin edilmesinin sağlanması olduğu halde maalesef bilgilerin kamuoyundan gizlenmesi amacıyla kullanılmaktadır. 

Soruşturmanın gizliliği herkes açısından söz konusudur. Savcılık bazı soruşturmalarda gizliliği ihlal eden bilgileri bizzat kamuoyuna aktarıyor. Gizli kalması gereken bilgiyi aktarıyor. Ama diğer taraftan kamuoyu bunu öğrenmeye çalıştığında savcılık gizliliği ihlalden dava açıyor. Maddenin konuluş amacına tamamen aykırı durumlar yaşıyoruz. 
Soruşturmanın gizliliğini ihlal maddesi bu gün gizlemek istenilenin gizlendiği, ancak kamuoyunu yönlendirmek veya denetim altında tutmak için verilmek istenen bilginin verildiği bir enstrümana dönüşmüş durumda." açıklamasında bulundu. 

YASADA GİZLİLİK VE YAYIN YASAĞI:
Soruşturma evresi, kural olarak kamuya karşı gizli bir şekilde yürütülür. Bu gizlilik Ceza Muhakemesi Kanununun 157. maddesinde düzenlenmiştir. Kovuşturma (Yargılama) ise, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 182/1 maddesi uyarınca herkese açıktır. Bu maddenin ikinci fıkrasında, genel ahlakın ve kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde, duruşmanın bir kısmının veya tümünün kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir. Soruşturmanın gizliliği ilkesi, soruşturmanın tarafları ve avukatları dışındaki tüm kişi veya kurumlara karşı geçerlidir. VE BUNA BASIN DA DAHİL.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nda 187/3’de düzenlenen "Kapalı duruşmada bulunabilme" durumunda ise duruşmanın içeriği milli güvenliğe veya genel ahlaka veya kişilerin saygınlık, onur ve haklarına dokunacak veya suç işlemeye kışkırtacak nitelikte ise, mahkeme, bunları önlemek için duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen yayımlanmasını yasaklayabilir. Bu da YAYIN YASAĞI anlamına gelir. 

Savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir (Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 157). Soruşturmanın gizliliği ilkesi, soruşturmanın tarafları ve avukatları dışındaki tüm kişi veya kurumlara karşı geçerlidir. Belli suçlarda tarafların ve avukatlarının da dosyadan bilgi ve belge örneği alması kısıtlanabilir (CMK m.153/2). Kısıtlama kararı ile soruşturma, şüpheli, müşteki ve avukatları dahil olmak üzere herkese karşı gizli hale gelmiş olur.

Soruşturmanın gizliliğini ihlal suçu ise Türk Ceza Kanunu'nun 285/1-2 maddelerinde yer alır.  Soruşturma aşamasında yapılan işlem içeriklerinin açıklanması suretiyle meydana gelen bir suç tipidir. Soruşturma işlemleri; ifade alma, sorgu, yakalama, arama, olay yeri inceleme, el koyma gibi savcılık veya emrindeki kolluk görevlilerinin dahil olarak yaptığı işlemlerdir. Birinci fıkrada Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. ikinci fıkrada ise, soruşturma evresinde alınan ve soruşturmanın tarafı olan kişilere karşı gizli tutulması gereken kararların ve bunların gereği olarak yapılan işlemlerin gizliliğini ihlal eden kişi yine bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.  Kanuna göre kapalı yapılması gereken veya kapalı yapılmasına karar verilen duruşmadaki açıklama veya görüntülerin gizliliğini alenen ihlal eden kişi de aynı cezaya çarptırılır. 

Soruşturmanın gizliliğini ihlal suçunun oluşabilmesi için özel hayatın gizliliğinin, haberleşmenin gizliliğinin, masumiyet karinesinin ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasının engellenmesinin ihlal edilmesi gerekir. 
Gizli olması gereken fiziki takip ve  telefon dinleme karalarının bir kişi tarafından duyulması bile gizliliğin ihlali suçunu oluşturur. 

Peki özel hayatın gizliliği hangi durumlarda geçersiz sayılır? Kişinin açık rızası varsa, kamu yararı söz konusuysa, kanuni yetkiye dayanılıyorsa, hukuka uygunluk nedeni bulunuyorsa özel hayat ihlali geçersiz sayılabilir.
Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinin 1. fıkrası, "Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır" der. 

Savcı, sadece belirli durumlar altında gizlilik kararına başvurur. Bunlar Suçun Ciddiyeti ve Tehdit Durumu özellikle ağır suçlar (cinayet, terör suçları) söz konusu olduğunda gizlilik kararı ve yayın yasağı savcılık tarafından talep edilebilir.

Hazırlık soruşturması zaten gizlidir. Kovuşturma sırasında mahkeme gerekli durumlarda gizlilik ve yayın yasağı kararını uygulayabilir. Ancak mevcut durumda 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun "Kamunun önemli olaylara erişimi" adı altında düzenlenen 17. maddesinde RTÜK'e yetki veriyor. Ceza gerektiren hususlar ise şöyle sıralanıyor:

-Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olmak.
-Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturmak.
-Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz. Terör eylemini, faillerini ve mağdurlarını terörün amaçlarına hizmet eder şekilde sunmak.
- Suç işlemeyi, suçluyu ve suç örgütlerini övücü, suç tekniklerini öğretici nitelikte yayın yapmak. 
-Müstehcenlik, Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar.
Şimdilerde para cezaları ve yayın durdurma cezaları biraz azalmış olsa da, özellikle soruşturmanın gizliliği açısından verilen bilgiler doğrultusunda yapılan habercilik, masumiyet karinesini düşünmeden ve ceza alana kadar herkes masumdur ilkesini hiçe sayarak yapılan televizyon yayınları Türk hukukuna onarılması güç zararlar veriyor. 

Diğer yazılar

SEDEF ŞENKAL

SEDEF ŞENKAL kimdir?

Sedef Şenkal 1966 yılında İstanbul'da doğdu. Marmara Ünivesitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu.
Gazeteciliğe 19886 yılında Bulvar Gazetesi'nde adliye muhabiri olarak başladı. 1987 yılında Hürriyet Gazetesi'ne geçti. 1991 yılında Sabah Gazetesi'ne geçerek yargı ve siyaset muhabirliği görevini üstlendi. 1993-1994 yılları arasında Kanal6 Televizyonu'nda Olayı var Programında muhabirlik,1994-1995 yıllarında ATV Adliye Koridorları Programı İstihbarat Şefliği, 1995-1998 Sabah Gazetesi'nde Özel Haber Muhabirliği, 1998-2005 yılları arasınd Show Tv Haber'e muhabirlik, 2007-2009 yıllarında Türkiye'nin ilk internet gazetesi olan Gazeteport'ta editörlük, 2009-2016 yılları arasında Habertürk Gazetesi'nde Yargı ve özel haber muhabirliği, 2017-2019 yılları arasında ise Show Haber'de rogramcılık ve Sorumlu Haber Müdürlüğü görevlerini yaptı.1993 yılında 38 kişinin yaşamını yitirdiği tarihi Tan Matbaası Faciası'nın sanığını 30 yıl sonra bularak yaptığı haberle Bülent Dikmener Ödülünü kazandı. Aynı haber TGC ödülüne de layık görüldü. Öcalan'ın yargılanmasının da içinde olduğu Türkiye'nin en büyük davalarında ve yargıda gündem yaratan özel haberleriyle tanındı. Türkiye'nin en eski yargı muhabirlerinden olan Sedef Şenkal Demir gazeteci Ali İhsan Demir ile evli ve iki erkek çocuk annesidir.