Oto yıkamada sınırsız alışveriş imkanı
Arabanız yıkanırken köpeğinize mama alır mısınız?
Geçen gün aracı iç dış yıkatmak için evin yakınındaki oto yıkama merkezine gittim. Arabanızı görevliye teslim ediyorsunuz; konforlu bekleme alanında kahvenizi yudumlarken bir yandan aracınızın sıraya girişini, yıkanışını ve kurulanmasını camın arkasından bir film izler gibi seyrediyorsunuz. "Yok, ben o detaylarla ilgilenmeyeyim" derseniz de çay-kahve eşliğinde sosyal medya takibi yapıyor ya da telefonla halledilecek işlerinizi aradan çıkarıyorsunuz.
Biz bu merkezde sınırsız aylık üyelik paketini seçtik. Tek seferlik yıkamaya verilen paradan biraz daha fazlasını verip arabayı her daim temiz tutma fikri mantıklı geldi. Ancak işin rengi içeri girince değişiyor. Mekan, müşteriyi bu üyelik sayesinde neredeyse her gün oraya çekebileceklerini bildikleri için bekleme alanlarını adeta bir Starbucks konforuna taşımışlar. Bizim oto yıkama merkezi, bu konfor ve ticaret işini iyice abartmış durumda. Arabayla ilgili aksesuarları; yani o meşhur araba kokularını, cam bezi veya cam suyunu reyonlarda görmeyi anlarım. İçecek ve abur cuburları da anlarım. Ama kartpostal reyonuna ya da mekanın kendi markasıyla bastırdığı tişörtlere ne demeli? İnsan gerçekten sormadan edemiyor: “Araba yıkatmaya gelen kişi buradan tişört mü alıyor?” diye. Demek alıyor ki satılmak üzere konulmuş.
Hele o kedi-köpek maması reyonuna ne demeli? Bizim merkezde görmedim ama arkadaşlarımdan; bazı yerlerde araba temizlenirken yan tarafta köpeğinizi kendi ellerinizle şampuanlayabileceğiniz özel küvetlerin olduğu yıkama merkezleri olduğunu öğrendim. Dükkan sahibi; boş duran bir köşeye iki tane metal küvet ve bir jeton mekanizması koyuyor. Su var, şampuan var; hiçbir ekstra personel maliyeti olmadan "ekstra" bir gelir elde ediyor. Evde büyük köpekleri yıkamak zor olduğundan bu sistem müşteri için de çözüm oluyor ama dükkan sahibi de her saniyeyi paraya çeviriyor. İnsanlar evlerine giderken de evcil hayvanları için buradan sürpriz bir hediye götürüyorlar.
İşin en ilginç yanı ise bu kadar konfor ve "ekstra" hizmetin arasında, Türkiye’den alışık olduğumuz o en temel detayın unutulmuş olması. Arabanızı o kadar lüksün içinde pırıl pırıl teslim alıyorsunuz ama ayağınızı içeri bir atıyorsunuz ki; o meşhur kâğıt paspaslardan eser yok! Hani bizde arabayı teslim ederken şoför mahalline o kâğıdı sererler ya, temizliğin tescili gibidir; işte burada o yok. Köpek maması satacak kadar detaya inen zihniyet, temizlenmiş arabanın paspasına basılmasın diye konulan o basit kâğıdı düşünememiş.