New Jersey sokaklarında bir Türk esintisi
New Jersey sokaklarında geçen bir Amerikan suç dramasının tam ortasında, hiç beklemediğim bir anda kulaklarımda yankılanan o tanıdık Türkçe sesle duraksadım. Netflix’te karşıma çıkan Big mistakes, ilk bakışta Nicky (Dan Levy) ve Morgan (Taylor Ortega) isimli iki kardeşin, ölüm döşeğindeki büyükannelerinin son arzusu olan o kolyeyi çalma girişimini anlatan sıradan bir hırsızlık hikayesi gibi görünüyordu. Ancak bu iki amatör kardeşin profesyonel suç dünyasına savruluşuyla başlayan macera, benim için bambaşka bir keşfe dönüştü. İlerleyen sahnelerde karşıma çıkan Yusuf karakterinin, akıcı İngilizcesinin ardından sinirlendiği anda patlattığı o doğal Türkçe küfürleri duyunca resmen şok oldum. Hiç bilmediğim Ramiz'in söylediği "Gönder gelsin" şarkısını da bu dizi sayesinde öğrenmiş oldum. Bir Amerikan dizisinde bu kadar yerinde ve sahici bir Türkçe tepki duymak, üstelik böylesine güçlü ritimlerle karşılaşmak gerçekten çok şaşırtıcıydı. Dizinin başrolünde, aynı zamanda projenin yapımcılığını da üstlenen Dan Levy var. Kendisi zaten efsaneleşen Schitt’s Creek dizisinin yıldızı ve yaratıcısı olarak global bir şöhrete sahip. Böylesine vizyoner bir ismin projesinde bir Türk oyuncunun bu kadar kilit bir noktada olması hikayeyi daha da ilginç kılıyor. Dan Levy’nin suç dünyasındaki bu maceralı hikayede bir Türk oyuncuya rol vermesi, izleyici kitlelerini birleştirme açısından kesinlikle nokta atışı bir hamle olmuş. Dan, Türk izleyicisinin kendi oyuncusunu nasıl sahipleneceğini ve bu projeye ne kadar büyük bir ilgiyle yöneleceğini çok iyi öngörmüş. Nitekim dizinin kısa sürede ilk 10 listesine yerleşmesi, bu stratejik seçimin ne kadar doğru olduğunun en somut kanıtı. Merak edip hemen araştırınca, Yusuf karakterine hayat veren bu yetenekli ismin Boran Kuzum olduğunu öğrendim. Kendi kendime de hayıflandım; bunca zamandır böyle bir yeteneği nasıl kaçırmışım, bugüne kadar hiçbir projesine nasıl denk gelmemişim diye şaşırdım. Meğer vaktinde Muhteşem yüzyıl: Kösem dizisinde I. Mustafa karakterine hayat vermiş. Sonra Vatanım sensin dizisindeki Leon karakteriyle büyük bir çıkış yakalamış, çoktan rüştünü ispat etmiş. Yakın zamanda ise yine bir Netflix yapımı olan Kimler geldi kimler geçti dizisinde Feyyaz rolünde yer almış. Sadece ekran önünde ya da beyazperdede değil, tiyatroda da güzel işlere imzasını atmış; Anton Çehov’un ölümsüz eseri Martı’da Treplev gibi zorlu bir karakteri canlandırmış. Boran Kuzum'un dizideki Yusuf karakterinin boynunda taşıdığı yılan dövmesiyle ilgili anlatılanlar gerçekten çok hoş; setteki teknik ekipten pek çok kişinin, bu dövmenin aynısını yaptırdığı söyleniyor. Bir de Boran Kuzum katıldığı bir programda, "Bu seçmeler Türkiye'de olsaydı, bu rolü bana vermezlerdi, seçilme şansım olmazdı" diyerek sektöre dair aslında çok çarpıcı bir tespitte bulunmuş. Açıkçası tüm bu süreci alt alta koyunca şunu net bir şekilde görebiliyorum: Boran Kuzum bu rolü tırnaklarıyla kazıyarak, kelimenin tam anlamıyla bileğinin hakkıyla almış ve yine hakkını vererek rolün üstesinden gelmiş. Sadece seçilme aşamasındaki azmiyle değil, ekrandaki performansıyla da Yusuf karakterini devleştirmiş. Böylesine uluslararası bir projede, üstelik karakterin ruhuna bizden bir parça katarak kendini kanıtlamış olması gerçekten takdire şayan.