Dünya genelinde her yıl bir milyara yakın kuş, evlerin camlarına, bina cephelerine çarpması sonucu ya yaralanıyor ya da hayatını kaybediyor. Geçen yılın istatistikleri, kuşlar için acı tabloyu ortaya koyuyor. Kuşların ölüm ve yaralanmalarına sebep olarak ilk sırada yabani sokak kedileri, ikinci sırada ise kuşların göç sırasında pencereye çarparak yaralanmaları ve ölümleri geliyor.
Geçtiğimiz pazar, oğlumla bir kuşun evimizin camına çarpması sonucu biz de şöyle bir deneyim yaşadık. Salonumuzun ön bahçeye bakan büyük penceresinin önünde tavla oynuyorduk. Haftasonunda, günlük telaşın uzağında, keyifli bir anı oğlumla paylaşırken, aniden cama vuran sert bir sesle irkildik. Ani, tok bir ses, sanki cama biri kuvvetlice vurmuştu. Ne oluyor diye camdan dışarıya baktık ve yerde hareketsiz yatan küçük bir kuş gördük. Önce o şiddetle cama vuran kuşun yaşayabileceğini düşünmedik. Zira buraya taşındığımızdan beri kuşların cama çarpıp, yaralandıklarına ya da öldüklerine çok şahit olmuştuk. Kuşun yaşayıp, yaşamadığını anlayamamıştık. Gerçekten nefes alıyor muydu yoksa rüzgarın etkisiyle hareket eden tüylerinden yaşıyor mu zannediyorduk, emin olamadık. Oyunumuzu devam ettiremedik. Zira kuşun yerde öylece yattığını gördükten sonra oyunumuzun hiçbir önemi kalmamıştı.Tadımız kaçmıştı bir kere… Hemen dışarı çıktık, kuşu yavaşça yerden aldık. Garajda küçük bir mukavva kutunun içine kağıt havlu ile yumuşak bir zemin hazırladık ve onu içine yerleştirdik. Kuş hala yaşıyordu ama hareket etmiyordu. Serçe küçüklüğünde, serçeye benzemeyen bu kuş çok güzeldi.
Ben daha başka ne yapabiliriz diye düşünürken aklıma yem ve su vermek geldi. Biraz yem ve küçük kavanoz kapağında su koydum. İkimiz de kutunun başında sessizce ona bakmaya başladık. Bu minicik canlının bize bakmasını, sık sık nefes almasını üzülerek izledik. Umut doluyduk ama aynı zamanda ne yapmamız gerektiğinden de emin olamıyorduk. Oğlum, yüzünde görebildiğim endişe ve üzüntü içinde hemen telefonu eline aldı. Evimize yakın bir yaban hayatı koruma rehabilitasyon merkezini arayacağını söyledi. Çok şaşırdım. Kuşları koruyan, kollayan bir merkez vardı ve Pazar günü açık mıydı? O ana kadar böyle bir yerin olduğundan haberim bile yoktu. Oğlumun bunu bilmesi, aklına gelip, araması beni inanılmaz mutlu etti. Amerika da doğada olan hayvanları koruyan çok sıkı kanunlar var. Bu hayvanlara uygun izinler alınmadan dokunmak, avlamak yada beslemek yasak.
İstanbul'da yaşarken sokaklarda kedi köpek nadir de olsa kaplumbağa görürdük. Burada durum biraz farklı. Sokakta sahipsiz kedi hele köpek görmek mümkün değil. Gün içinde her an karşılaşabileceğimiz hayvanlar geyik, rakun, tilki, kokarca, tavşan, sincap, çakal(coyote) . Bu hayvanlara yemek verilmesinin yasak olduğunu biliyordum da kuşları koruyan bir rehabilitasyon merkezinin olduğunu bilmiyordum.
Telefondaki görevli, durumu dinledikten sonra “eğer yarım saat içinde hala nefes alıyorsa ve ayağa kalkmazsa, bizi tekrar arayın. Gelip alırız ve tedavisini biz üstleniriz” dedi. Vee bize o zamana kadar bilmediğimiz çok güzel bilgiler verdi. Kuşlar pencerelere başları önde çarptıkları için beslenmesini engelleyecek çene kırıkları, göz yaralanmaları olurmuş. Bu yaralanmaların iyileşmesi günler sürebildiği gibi ölümle de sonuçlanırmış. Çok şükür bizim kuşta böyle bir durum yoktu. Ayrıca kuş çarpma sonucu düştükten sonra sersemlemiş, şoka girmişse yutma refleksi zayıf olduğundan ilk yarım saatte ona ne yemek ne de su verilmemeliymiş. Allahtan bizim kuş daha kendine gelemediğinden ne yemden yemiş ne de su içmişti. Hemen yem ve suyu kaldırdık. Kuşun fotoğrafını çekip, ChatGPT ye kuşun cinsini, dişi mi? erkek mi? olduğunu sorduk. Meğer bizim minnak kuşumuzun latince bilimsel adı “Regulus regulus”, ingilizce “Goldcrest”, Türkçede ise “Altınbaşlı Kralcık” imiş. Dişilerde başında sarı şerit, erkekler de ise sarı şeridin ortasında turuncuya çalan bir renk daha olurmus. Bu bilgiye dayanarak kuşun dişi olduğunu öğrendik. Kışın soğuk havalarda bile hayatta kalabilen bu kuşların metabolizmaları da son derece hızlıymış.
Yaşadığımız bölgede kuşların yön duygusunun bozulmaması için ara sokaklarda elektrik lambaları yok. Kuşların yapılarla çarpışmasını önlemek amacıyla şehir yönetimi, yeni inşa edilen kamu binalarında kuş dostu tasarım ve malzeme kullanımını zorunlu kılan bir yasa çıkardı. Şehir genelinde aydınlatma kodları, ışık kirliliğini azaltmak ve kuşların doğal yaşam alanlarını korumak amacıyla güncellendi. 2020 yılında şehir, bir elektrik firmasıyla iş birliği yaparak akıllı aydınlatma sistemleri kurdu. Bu sistemler LED lambalarla donatılmış ve uzaktan kontrol edilen sistem sayesinde farklı bölgelerdeki aydınlatma seviyeleri ihtiyaca göre ayarlanıyor. Bu sayede enerji tasarrufu sağlanırken, gece görünürlüğü ve doğal yaşam da korunuyor. Özellikle ilkbahar ve sonbaharda kuşların göç zamanlarında hava kararır kararmaz perdeleri çekerek, camı kuşlar için görünür kılmak için insanlar uyarılıyor.
Bizim yaşadığımız Illinois bölgesinde Kardinal (Northern Cardinal), Mavi Alakarga (Blue Jay, Altın İspinoz (American Goldfinch), Saksağan (Cedar Waxwing), Doğu Mavi Kuşu (Eastern Bluebird) çok görünen kuş cinsleri. Doğal olarak da onların sevdikleri Meşe Ağacı, Mürver Kızılcık, Kızıl söğüt, Kırmızı Aronya her tarafta mevcut. İnsanlar, bahçelerine kuşların beslenebileceği çiçekleri dikmeyi tercih ediyorlar. O yüzden de Mor koni çiçeği (Echinacea purpurea), Sarı Koni çiçeği (Rudbeckia hirta) Yıldız çiçeğini (Aster spp.)Liatris (Liatris spp.) her yerde görmek mümkün.
Yarım saat sonra kuşun yanına gittiğimizde kutunun kenarına çıkmış, etrafına bakınıyordu. Tabi ki çok mutlu olduk. Kuşu kutusuyla garajdan alıp, bahçedeki yüksek çiçeklik üzerine bıraktık. Şansımıza hava bir gün öncesinin aksine günlük güneşlikti ve kuşlar çok güzel ötüyordu. Bir yarım saat sonra tekrar kontrol için gittigimizde kuş bir anda havalandı ve gözden kayboldu. Elimizde bir tek iki fotoğrafı bir de bu güzel anısı kalmıştı. İkimiz de kuşun hayata geri döndüğüne çok sevinmiştik. Pazar günü sadece bir oyun oynayacaktık, ama oğlumla birlikte bir hayata dokunmuş olduk. O kadar çok yaşamasını arzu etmiştik ki yaydığımız pozitif enerji ile belki de kuşu hayata bağlamıştık. Kim bilir?
Kuşlar, çevremizin ve doğanın son derece önemli bir parçası. Görsel ve işitsel güzelliklerinin yanısıra gökyüzünün sessiz hikayecileri… Bazen güzellikleriyle, ötüşleriyle bazen de cama çarpma sesiyle bize varlıklarını hatırlatırlar. Biz sadece biraz dikkatle, biraz da merhametle onların hikayelerinin parçası olabiliriz. Ve bazen, hayat bir oyun ortasında, bize zar atmayı değil, kalbini ortaya koymayı öğretir.