Vapurda demleme çay keyfi neden bitti
"Çaylar… Çaylar geldi… Taze çay isteyen?.." O ses, üç çubuklu tepsisi elinde, çaylarını satışa çıkarmış İstanbul Şehir Hatları vapurunun çaycısına aittir. Tepsinin içinde ince belli bardaklara konulmuş tavşan kanı çay, yolcular arasında dolaşmaya başlamıştır. Öyle poşette, sallama filan değil; halis muhlis demleme çay. Karton bardaklarda değil cam bardaklarda…
Çay tabaklarından bahsetmeden geçemeyeceğim. Beyaz zeminli, kenarları kırmızı karelerle çevrili; ne fazla süslü ne de sıradan. Şehir Hatları vapurundaki bu tabaklar yıllarca hep aynı kaldı. Ne zaman üretildi, kim tasarladı bilinmez ama yıllarca aynı kaldı. Hatta bir ara moda oldu, evlerimize girdi; o tabaklarla misafirler ağırlandı, sükse yapıldı.
Şehir Hatları vapurunda çay, başlı başına bir servis değil, bir düzendir. Çaycı önde gider, hemen arkasından da simitçi. İkisi de birbirinin ritmini iyi bilir. Çay gerçekten demli olur, simit de çıtır.
Amerika’daki arkadaşlarım, "İstanbul’un en çok neyini özlüyorsun?" diye sorduklarında, en çok yapmayı özlediğim şeyi söylüyorum: Şehir Hatları vapuruna binmek, çay ve simit eşliğinde manzarayı seyretmek, martılara simit atmak. İstanbul’a geldiğimde bir gün Adalar’a, bir gün Kadıköy’den Karaköy’e ama mutlaka Şehir Hatları vapuru ile gitmeden Amerika’ya dönmüyorum. Zira en çok özlediğim şey vapura binmek. Vapura binip, demli çay-simit eşliğinde martıları ve eşsiz deniz manzarasını seyretmeyi çok seviyorum.
Bazı haberler vardır ya, insan “Yok artık, bu doğru olamaz,” der. İlk kez ben de bir haberin doğru olmamasını istiyorum. Haberde, Şehir Hatları vapurlarında çay servisinin kaldırılıp, artık çayın makinelerden satılacağı yazıyor. “Şehir Hatları vapurunda demleme çay satışı bitiyor”. Bir cümlelik haber gibi duruyor ama bence İstanbul için anlamı bundan çok daha büyük. Bizden olan bir gelenek daha sessiz sedasız hayatımızdan çıkıyor. İstanbul’un simgesi hâline gelmiş bir ritüelin ortadan kalkması fikri bile insanın canını sıkıyor. Neden biz kendimize özgü olan şeyleri yaşatmak yerine onları yavaş yavaş hayatımızdan çıkarıyoruz?
Bana göre İstanbul’u İstanbul yapan hızı, gökdelenleri ya da eğlence hayatı olması değil. Onu özel kılan, başka yerde bulamayacağın detayların olması. Umarım İstanbullular bu karara sessiz kalmayarak kültürel miraslarına sahip çıkar ve bu karardan bir an önce dönülür. Biz yine ince belli bardakta çay eşliğinde vapur sefasını yapmaya devam ederiz.