sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Barham Salih’in Cenevre sınavı


Barham Salih’in Cenevre sınavı
Politika

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun aldığı kararla, Irak’ın eski cumhurbaşkanı Barham Salih’in Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri olarak seçilmesi, sıradan bir bürokratik atamadan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu karar, dünyanın en ağır insani meselelerinden biri olan mültecilik olgusuna dair güçlü bir sembol taşıyor: İlk kez, bir dönem bizzat yerinden edilmiş bir isim, küresel mülteci rejiminin en tepesine geliyor. Kâğıt üzerinde bu, diplomatik bir görev değişimi. Gerçekte ise, Sudan’dan Kongo’ya, Ukrayna’dan Suriye’ye, Venezuela’dan başka kriz coğrafyalarına uzanan milyonlarca hayatın kaderine dokunan bir sorumluluk devri. UNHCR koltuğu, prestijli bir makamdan çok, krizlerle dolu bir masa demek. Üzerinde savaşlar, göç yolları, sınırlar, fon tabloları ve insan hikâyeleri aynı anda durur. Salih’in hikâyesinde özellikle vurgulanan “eski mülteci” kimliği, bu nedenle basit bir biyografik detay değil. Çünkü küresel sistem uzun süredir mültecilik meselesini sayılarla yönetiyor. Kaç kişi geçti, kaç kamp kuruldu, kaç dolar harcandı… Oysa sahadaki gerçek, bu rakamların çok ötesinde. Bir çocuğun okula gidememesi, bir annenin sınır kapısında beklemesi, bir ailenin yıllarca geçici statüyle yaşaması, hiçbir istatistiğin tam olarak anlatamadığı bir kırılma yaratıyor. Bugün mülteci meselesinin en büyük problemi krizlerin kendisi değil; alışılmışlık. Dünya, acıya alıştı. Devletler de öyle. Her yeni çatışma, bir öncekinden biraz daha az şaşırtıyor. Bu yorgunluk, bağışların azalmasına, sınırların sertleşmesine ve “artık yeter” diyen siyasi söylemlerin yükselmesine yol açıyor. UNHCR’nin de tam bu ortamda lider değiştiriyor olması tesadüf değil. Barham Salih’in en büyük avantajı, bu tabloyu hem sahadan hem siyasetten tanıyor olması. Devlet yönetmiş bir isim olarak, hükümetlerle müzakerenin dilini biliyor. Mültecilik deneyimiyle de, kararların kâğıt üzerinde kalmasının ne anlama geldiğini. Ancak bu avantaj, aynı zamanda ciddi bir risk barındırıyor: Empati, sonuç üretmediği sürece bir süre sonra beklentiye dönüşür. Çünkü UNHCR’nin işi yalnızca yardım dağıtmak değil. Asıl mesele; sığınma hakkını savunmak, geri göndermeme ilkesini korumak, ev sahibi ülkelerin yükünü paylaşmak ve mültecilere geçici değil sürdürülebilir bir gelecek sunmak. Bu da sert pazarlıklar, siyasi gerilimler ve zaman zaman rahatsız edici çıkışlar gerektirir. Bu koltukta oturan isim, bazen uzlaştırıcı değil, hatırlatıcı olmak zorundadır. Salih’in Cenevre’deki sınavı tam da burada başlayacak. Bağışçılara güven verebilecek mi? Ev sahibi ülkelere dayanışmayı sürdürebilecek bir çerçeve sunabilecek mi? En önemlisi, mültecileri “yük” olarak gören dile karşı, insan onurunu merkeze alan bir söylemi somut adımlarla güçlendirebilecek mi? Bu nedenle bu atamayı bir “umut hikâyesi” olarak okumak kolay, ama eksik olur. Asıl doğru okuma, bunu bir sorumluluk eşiği olarak görmek. Çünkü dünya artık hikâye değil, sonuç görmek istiyor. Kamplarda bekleyenler de, sınırda duranlar da, bağış yapanlar da aynı soruyu soruyor: Bu sistem gerçekten işe yarıyor mu? Barham Salih’in önünde bir kariyer zirvesi değil, küresel bir vicdan testi var. UNHCR koltuğu bazen bir makam değil, dünyanın aynasıdır. Şimdi o aynanın başında, o yolun içinden geçmiş bir isim oturuyor. Bundan sonra mesele, sembolün ne kadar gerçeğe dönüşeceği.

Diğer yazılar

TAYFUN HOPALI

TAYFUN HOPALI kimdir?

Tayfun Hopalı İstanbul’da doğdu. İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Gazeteciliğe 1981 yılında Günaydın Gazetesi’nde başladı. 1986’da Sabah Gazetesi’ne geçti.1994 yılında kuruluşunda yer aldığı atv televizyonunda haber müdürü olarak görev yaptı. 1996’da yeniden Sabah Gazetesi’ne döndü ve Sabah Haber Ajansı’nda genel müdür olarak çalıştı.Daha sonra kuruluş sürecinde bulunduğu Vatan Gazetesi’nde 19 yıl boyunca çalıştı; son olarak Vatan Gazetesi’nde yayın koordinatörü görevini yürüttü.Meslek hayatı boyunca hem yurt içinde hem yurt dışında çok sayıda saha ve krize ilişkin haber takibi yaptı. Somali iç savaşı, Güneydoğu’daki gelişmeler, Hac faciası, Yugoslavya iç savaşı, Romanya’da Çavuşesku’nun devrilmesi ve ABD’nin Irak işgali gibi önemli olayları sahada izledi.