sondakika
Üye Ol Ara
icon_weather İstanbul 12°C
icon_weather Ankara 5°C
icon_weather İzmir 0°C
icon_weather Bursa 0°C
icon_weather Antalya 0°C
icon_weather Adana 0°C
icon_weather Konya 0°C
icon_weather Sanliurfa 0°C
icon_weather Gaziantep 0°C
icon_weather Kocaeli 0°C
icon_weather Mersin 0°C
icon_weather Diyarbakir 0°C
icon_weather Hatay 0°C
icon_weather Manisa 0°C
icon_weather Kayseri 0°C
Üye Ol Ara
icon_weather Berlin 29°C
icon_weather Istanbul 33°C
icon_weather London 25°C
icon_weather New York 28°C
×



Sandıkta alınan oy, masada değiştirilemez


Sandıkta alınan oy, masada değiştirilemez
Politika / Sandığın emanetini rozet değişimi gölgeleyemez

 

Siyasette parti değiştirmek elbette mümkündür. Hiç kimse ömür boyu aynı partide kalmaya mahkûm değildir. İnsan değişir, düşünce değişir, siyasi şartlar değişir. Ancak mesele yalnızca bir siyasetçinin rozet değiştirmesi değildir. Mesele, o rozeti hangi oylarla aldığı, hangi seçmene söz verdiği ve o seçmenin iradesini nereye taşıdığıdır.

Aydın’dan Afyon’a uzanan tartışma

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun CHP’den ayrılıp AK Parti’ye geçmesi nasıl siyasette büyük bir tartışma yarattıysa, benzer bir tartışma şimdi Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal üzerinden yaşanıyor.

Köksal, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP adayı olarak Afyonkarahisar Belediye Başkanı seçildi. Ancak sonrasında CHP’den istifa edip AK Parti’ye katılacağını açıkladı. Kendi açıklamasında bu kararın arkasında baskı, tehdit ya da soruşturma olmadığını söyledi. Bu açıklama elbette önemlidir. Fakat siyasi tartışmayı ortadan kaldırmaya yetmez.

Çünkü mesele yalnızca başkanın ne dediği değildir. Mesele, seçmenin neye oy verdiğidir.

Seçmen kişiye mi oy verdi, partiye mi

Her seçimde bu tartışma yapılır. Bazıları “Seçmen kişiye oy verdi” der. Bazıları “Seçmen partiye oy verdi” diye itiraz eder. Gerçek ise çoğu zaman ikisinin ortasındadır. Seçmen hem adaya bakar hem partiye bakar. Adayın geçmişine, söylemine, partinin programına, ittifakına ve siyasi çizgisine göre karar verir.

Bu nedenle bir belediye başkanının, seçildikten sonra başka bir partiye geçmesi basit bir kişisel tercih olarak görülemez. Hele bu geçiş, seçildiği partinin tam karşısındaki siyasi hatta yapılıyorsa, mesele daha da büyür.

Aydın’da da Afyon’da da tartışmanın özü budur. CHP seçmeninin oyuyla seçilen bir belediye başkanı, görev süresi bitmeden AK Parti’ye geçtiğinde ya da geçeceğini açıkladığında, seçmen kendisini doğal olarak dışlanmış hisseder.

Hukuken mümkün ama siyaseten sorunlu

Hukuken belediye başkanının parti değiştirmesi görevini düşürmez. Başkan koltuğunda kalır, belediye yönetimi devam eder. Fakat siyasette her yasal olan şey, aynı zamanda meşru kabul edilmez.

Siyasi meşruiyet yalnızca kanun maddeleriyle ölçülmez. Seçmenin vicdanı, sandığın ruhu ve verilen söz de bu meşruiyetin parçasıdır.

Bir başkan, “Ben artık bu partide siyaset yapmak istemiyorum” diyebilir. Bu onun hakkıdır. Fakat o zaman şu soru da sorulur: “Bu kararı seçmene sormadan, o oyları başka bir partiye taşıma hakkınız var mı?”

İşte asıl mesele burada düğümleniyor.

İktidar partisine geçiş daha büyük tartışma yaratıyor

Parti değişikliği muhalefetten muhalefete yapılsa bile tartışılır. Ancak geçiş iktidar partisine doğru olduğunda, tartışma daha ağır bir siyasi anlam kazanır.

Çünkü Türkiye’de belediyeler üzerinde soruşturmalar, denetimler, davalar, görevden almalar ve siyasi baskı iddiaları uzun süredir gündemde. Muhalefet belediyeleri hem hizmet üretmeye çalışıyor hem de yargı ve idari denetim süreçleriyle karşı karşıya kalıyor.

Böyle bir atmosferde bir belediye başkanının iktidar partisine geçmesi, ister istemez kamuoyunda farklı sorulara yol açıyor. Bu bir siyasi tercih midir, yoksa güç dengelerinin etkisiyle alınmış bir karar mıdır? Başkan gerçekten kendi iradesiyle mi hareket etmektedir, yoksa siyasi iklim mi bu sonucu üretmektedir?

Burcu Köksal, geçiş kararında baskı ya da tehdit olmadığını söylüyor. Bu açıklama kayda değerdir. Ancak seçmen açısından tartışma yine de bitmez. Çünkü seçmen, kendi oyunun seçimden sonra başka bir siyasi parti hanesine yazılmasını sorgular.

Temiz yol yeniden sandığa gitmektir

Bir belediye başkanı seçildiği partiden ayrılabilir. Partisinin politikalarını beğenmeyebilir. Genel merkezle sorun yaşayabilir. Yerel yönetimde önünün kesildiğini düşünebilir. Bunların tamamı siyasetin içinde yaşanabilecek durumlardır.

Fakat böyle bir kopuş yaşanıyorsa, en temiz yol halka gitmektir.

Başkan istifa eder, yeni siyasi kimliğiyle yeniden aday olur ve seçmenin kararını bekler. Seçmen “Ben seni partinden bağımsız destekliyorum” derse, başkan daha güçlü döner. Seçmen “Ben oyumu o parti kimliğiyle verdim” derse, sandık gereken cevabı verir.

Demokraside en sağlıklı hakem sandıktır. Siyasi tartışmayı bitirecek olan da rozet töreni değil, halkın yeniden vereceği karardır.

Koltuk kişisel mülk değildir

Belediye başkanlığı kişisel mülk değildir. Başkanlık makamı, sandıkta verilen yetkinin emanetidir. O emanetin sahibi siyasetçi değil, halktır.

Bugün Aydın’da yaşanan tartışma yarın Afyon’da yaşanır. Bugün CHP’den AK Parti’ye geçiş konuşulur, yarın başka bir yerde AK Parti’den başka bir partiye geçiş tartışılır. Bu mesele partiler üstüdür. Siyasi ahlak meselesidir.

Bir siyasetçi kendi yolunu değiştirebilir. Ancak seçmenin verdiği yetkiyi, seçmene sormadan başka bir siyasi hatta taşıması her zaman tartışma yaratır.

Halk bu hamleleri izliyor

Siyasetçiler bazen bugünün güç dengelerine bakarak karar verir. Fakat halk, yalnızca bugünü değil, hafızasına kazınan süreci de izler. Kimin hangi sözle seçildiğini, hangi partiyle meydanlara çıktığını, hangi seçmenden oy istediğini ve sonra hangi siyasi yöne döndüğünü unutmaz.

Aydın’da da Afyon’da da seçmenin tepkisi bu yüzden önemlidir. Çünkü bu tepkiler yalnızca bir belediye başkanına yönelik değildir. Aynı zamanda siyasetin güvenilirliğine ilişkin daha büyük bir rahatsızlığın işaretidir.

Seçmen, kendisine danışılmadan yapılan siyasi manevraları kolay kolay affetmez. Bugün güçlü görünen bir hamle, yarın sandıkta ağır bir siyasi faturaya dönüşebilir.

Sandığın hafızası güçlüdür

Rozet değişebilir, parti değişebilir, siyasi hesap değişebilir. Ancak sandıkta verilen emanet değişmez.

Aydın’dan Afyon’a uzanan bu tartışma, Türkiye siyasetinin önüne aynı soruyu koyuyor: Seçmenin iradesi, seçimden sonra seçmene sorulmadan başka bir partiye taşınabilir mi?

Bu soruya verilecek cevap, yalnızca bugünün belediye başkanlarını değil, yarının siyaset ahlakını da belirleyecek.

Siyasette herkes parti değiştirebilir. Ama kimse, seçmenin iradesini bavul gibi alıp başka bir partiye taşıyamaz. Asıl mesele budur. Sandıkta alınan oy, masada değiştirilemez.

Diğer yazılar

TAYFUN HOPALI

TAYFUN HOPALI kimdir?

Tayfun Hopalı İstanbul’da doğdu. İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Gazeteciliğe 1981 yılında Günaydın Gazetesi’nde başladı. 1986’da Sabah Gazetesi’ne geçti.1994 yılında kuruluşunda yer aldığı atv televizyonunda haber müdürü olarak görev yaptı. 1996’da yeniden Sabah Gazetesi’ne döndü ve Sabah Haber Ajansı’nda genel müdür olarak çalıştı.Daha sonra kuruluş sürecinde bulunduğu Vatan Gazetesi’nde 19 yıl boyunca çalıştı; son olarak Vatan Gazetesi’nde yayın koordinatörü görevini yürüttü.Meslek hayatı boyunca hem yurt içinde hem yurt dışında çok sayıda saha ve krize ilişkin haber takibi yaptı. Somali iç savaşı, Güneydoğu’daki gelişmeler, Hac faciası, Yugoslavya iç savaşı, Romanya’da Çavuşesku’nun devrilmesi ve ABD’nin Irak işgali gibi önemli olayları sahada izledi.